V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar, davalılardan Tarım Orman Bakanlığı ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın hem 1. Derece sit alanı ve hemde ... alanı olması olgusu devam ettiğini, yapılan incelemelerde taşınmazın ... alanıda olmasının hiç dikkate alınmadığını, her ne kadar dava devam ederken davaya konu taşınmaz 1.Derece sit alanı iken Doğal Sit Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı olarak tescil edilmiş ise de bu hususun mülkiyet hakkına olan el atmayı ortadan kaldırmadığını, taşınmazın kullanımını resmi kurumların iznine bıraktığını, taşınmazın Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti adı altında Sit Alanı ve ... Alanı olarak tespit ve tescil edildiğini, bu yerde 324 tür kuş türünün barındığını ve taşınmazda tarım yapılamayacağının ve her türlü uygulama öncesinde izin alınması gerektiğinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün 17.09.2021 tarihli yazısından da anlaşıldığını, tarıma izin verilmesi hâlinde bu taşınmazda kuşların barınması ve yaşamasının mümkün olmayacağını, davalı idarelerin dava konusu taşınmaz üzerindeki fiilen el atmayı perdeleme, davayı uzatma ve çıkmaza sokma eğilimi içine girdiğini ve kararın son bozma ilâmına uygun olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken husumet itirazının dikkate alınmadığını ve lehlerine vekâlet ücretine de hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
3. Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilâmından sonra yapılan keşifte görüldüğü üzere taşınmazda tarım yapılmaya devam edildiğini, çeltik üretimi yapılmakta ve keşif sırasında çeltik anızı bulunduğunu, zirai ve inşaat bilirkişilerin 19.03.2021 tarihli raporlarında taşınmazda en son çeltik hasadı yapıldığını tespit ettiğini, ayrıca raporda tek katlı mesken yapıldığı belirtilmiş olup bu meskenin dava tarihinden sonra yapıldığını, bu hususa dikkat edilmeksizin fiili el atmanın varlığından söz edilerek hüküm kurulduğunu, taşınmazda fiili el atmanın olmadığını, 2863 sayılı Kanun hükümleri uyarınca doğal sit alanı içerisinde kalan taşınmazların kamulaştırılması zorunluluğu bulunmadığını, takas imkanı getirildiğini, Danıştay 6. Dairenin 19.06.2015 tarih, 2014/7813 Esas ve 2015/4418 Karar sayılı ilâmında; "...idarelerin sit alanlarında kamulaştırma zorunluluğu bulunmadığı, ancak bu statüde bulunan taşınmazlar için hazine taşınmazları ile takas imkanının sunulması için koruma amaçlı imar planı yapımı için idarelere sit ilanından bu yana belli bir yasal süre tanındığı, esasen uyuşmazlığa konu taşınmazın kamulaştırılması zorunlu statüde bulunmadığı ve bu nedenle kamulaştırmasız el atma nedeniyle oluşan bir zarardan bahsedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği..." şeklinde hüküm kurulduğunu, ayrıca kısmen kabul kararı verilmiş olup idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka, usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu maliki davacılar ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davaya konu taşınmaz için ... 11. Bölge Müdürlüğünün 23.08.2021 tarihli yazısında 874.350,70 m² yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazın 847.630,70 m² yüzölçümlü kısmında plan hükümleri gereği tarım faaliyeti yapılmasında sakınca olmayacağı; ancak taşınmazın güneybatı kısmında yer alan 26.720,00 m² yüzölçümlü gogalık ve sazlık alanın mevcut karakterinin korunması gerektiği, söz konusu taşınmazda yapılacak olan her türlü faaliyet için 04.04.2014 tarihli ve 28962 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nin 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri gereği Genel Müdürlüklerinin görüşünün alınması gerektiği belirtildiğinden ve yargılama devam ederken taşınmaz 19.02.2020 tarihinden itibaren 1. Derece sit alanı içerisinden çıkarılıp, tamamı Sürdürülebilir Kontrollü Alanı statüsü içerisine alındığı anlaşıldığından sadece taşınmazın güney kısmında yer alan 26.720,00 metrekarelik gogalık ve sazlık alanın doğal karakterinin korunması gerektiği, bu sebeple burada tarım ve hayvancılık faaliyetlerini yapılamayacağı, bu alan dışında kalan kısımlar yönünden ise tarım faaliyetlerinde herhangi bir sakınca olmadığı dikkate alınarak dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, tarafların aynı temyiz sebeplerini Dairemizin bozma ilâmı öncesinde sunduğu dilekçelerinde belirttiği, toplanan belgeler üzerinden tarafların iddiasının denetlendiği, bozma ile kesinleşen ve taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir