IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Hızır İnşaat A.Ş, ...Beton San. Tic. Ltd. Şti, Özka İnşaat A.Ş ve ... Mad. İnş. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ...Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı ve husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin Fatsa Korgan yol yapım projesi kapsamında Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü'nün ruhsat sahibi olduğu taş ocağını yüklenici müvekkiline 13.04.2017 tarihinde devrettiğini ve müvekkilinin bu bölgedeki faaliyetine bu tarihten sonra başladığının raporlarda da yer aldığını, heyelanların başladığı dönemde müvekkilinin faaliyette bulunmadığını, bölgedeki heyelan hareketlenmesinin 2010 yılından itibaren başladığını, evlerin ise 2015 yılından itibaren hasar gördüğünü, şikayetlerin bu dönemde başladığı ve bölgenin Afete Maruz Bölge ilan edilmiş olması gerçeği karşısında, müvekkilinin bu şikayetlerden daha sonraki bir tarihte 13.04.2017 tarihinden itibaren söz konusu alanda faaliyet göstermeye başladığını, 13.04.2017 tarihinden sonra yapılan faaliyetlerin zaten daha önceden tetiklenmiş olduğu anlaşılan heyelan hareketlenmesine bir etkisi olup olmadığının araştırılması gerektiğini, dava konusu alanın heyelan alanı (paleoheyelan) olduğunu, anılan bölgede evi hasar görmemiş olan kişiler de bulunduğunu, bu hali ile heyelan mıntıkasına ev inşa eden ve bunu hiçbir izin ve ruhsata tabi olmaksızın ve hiçbir teknik hususa riayet etmeksizin inşa eden davacının da müterafik kusurlu olacağını, dava konusu alanın bir maden ocağı olduğunu ve anılan yasal düzenleme karşısında "önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme" olarak nitelendirilemeyeceğini, faaliyetini verilmiş izinle ve bu iznin esaslarına uygun olarak yürüten işletmenin faaliyetinin doğasından kaynaklanan işletme izni verilirken de öngörülebilmiş olan ve fakat önlenmesi de mümkün olmayan olağan etkenlerin zarara sebep olması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 71 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının uygulanması gerektiğini, dava konusu alanın Cumhurbaşkanlığı'nın 661 sayılı kararı doğrultusunda Afete Maruz Bölge ilan edildiğini, hal böyle iken davacının tüm taleplerinin ve tüm zararlarının Afete Maruz Bölge ilanı kapsamında tazmin edilmesi imkanı bulunmakta iken bu husus gözetilmeksizin mükerrer ödemeye ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu ve yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ...Beton San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı ve husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı tarafın haksız fiilin unsurları olan hukuka aykırı fiil-zarar-kusur-illiyet bağını ispat edemediğini, müvekkili şirketin zararla bir ilgisi olmadığını, davaya konu zarar gördüğü iddia edilen yapının zaten çok eski bir yapı olup projesi ve mühendislik alt yapısı olmadığını, iddia edilen çatlakların müvekkili şirket çalışma yapmadan çok önce zaten mevcut olduğunu, dava konusu yapının olduğu bölgenin heyelan bölgesi olup, davaya konu yapının herhangi bir projesi ve yapı ruhsatı olmadan yapıldığını, dolayısı ile inşaat şartnamelerine uygun bir yapı olmadığını, zararın büyümesinde davacının müterafik kusuru olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgede toprak yapısının hareketli olup zaman içinde dış müdahale olmasa dahi bu tür heyelan, toprak kayması olaylarının gelişmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, dava konusu alanın bir maden ocağı olduğunu ve anılan yasal düzenleme karşısında "önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme" olarak nitelendirilemeyeceğini, faaliyetini verilmiş izinle ve bu iznin esaslarına uygun olarak yürüten işletmenin faaliyetinin doğasından kaynaklanan işletme izni verilirken de öngörülebilmiş olan ve fakat önlenmesi de mümkün olmayan olağan etkenlerin zarara sebep olması halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 71 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının uygulanması gerektiğini, dava konusu alanın Cumhurbaşkanlığı'nın 661 sayılı kararı doğrultusunda Afete Maruz Bölge ilan edildiğini, hal böyle iken davacının tüm taleplerinin ve tüm zararlarının Afete Maruz Bölge ilanı kapsamında tazmin edilmesi imkanı bulunmakta iken bu husus gözetilmeksizin mükerrer ödemeye ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verecek şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğunu ve yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... Mad. İnş. Pet.Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dosyasına sunulmuş olan Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nin Aralık 2018 tarihli teknik raporundan anlaşılacağı üzere mevcut heyelan bölgesine en uzak olan taş ocağının 4 nolu ocak olup müvekkili şirket tarafından işletildiğini, dava konusu taşınmazın toprak yapısının gevşek ve su içeriği yüksek (suya doygun) olarak tespit edildiğini, bu hususun dava konusu taşınmazlarda meydana gelen zararın toprak yapısından kaynaklandığını gösterdiğini, her ne kadar mahkeme aşamasında düzenlenen bilirkişi raporundan ocakların ruhsat alanları, mevcut heyelan bölgesi ve taş ocaklarının dava konusu taşınmazlara mesafesi dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirme yapılmamış ise de Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nin Aralık 2018 tarihli teknik raporunda her bir taş ocağı yönünden ayrı ayrı değerlendirmeler yapıldığını, 14.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda "Dosyanın İncelenmesi" başlıklı bölümde Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nin Aralık 2018 tarihli teknik raporundan söz edilmişse de söz konusu rapordaki tespit ve değerlendirmelerin tartışılmamış olup teknik rapordaki hususlara yer verilmediğini, teknik rapor hazırlanırken her ocaktaki ayrı ayrı patlatmalardan sonra en yakın ev ile bölgede mevcut bulunan evlerin patlatma derecelerinin aletler ile ölçüldüğünü, raporda bilgisayar ortamında verilerin çalıştırılması sonucu elde edilen bilimsel verilere yer verildiğini, bu verilerin yeteri kadar incelenmeden bilirkişi raporu hazırlandığını, bilirkişi heyeti ek raporunda söz konusu ocakların üretim miktarlarının bilinmediğinden bahsedildiğini, oysaki her yıl ocakların vermiş olduğu İFBF (İşletme Faaliyet Bilgi Formu) beyanlarında üretim miktarlarının yazdığını, yine Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü sistem kayıtlarında her ocağın yıl sonu vermiş olduğu imalat haritalarının mevcut olduğunu, maden ocaklarının kanun gereği YTK (yetkili tüzel kişilik) atama zorunluluğu olduğunu, YTK üzerinden beyanlarının işletme projelerini Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne e-maden sistemi üzerinden sunduğunu, bilirkişi heyeti ek raporunda bölgeyi kütlesel bir hareket olarak değerlendirdiğini, topraktan alınan malzeme sonucu kütlesel hareketin heyelana neden olduğunun belirtildiğini, itiraz konusu bilirkişi heyeti ek raporunda dava konusu taş ocaklarında herhangi bir patlatma yaparak ölçüm alma yetki ve ekipmanları bulunmadığı ifade edilmesine rağmen dava konusu taşınmazın bulunduğu sahada bir kütlesel hareket olduğu kanaatine nasıl varabildikleri hususunda bilimsel bir açıklama yapılmadığını, inşaat ruhsatı alınmadan, mimari ve statik kurallara uyulmadan yapılan yapılardaki hasarları patlatmalara bağlamanın doğru olmadığını, bilirkişi heyetinin zeminde su olduğu, mevcut ocakların işletmelerde bulunmaması durumunda bu zemindeki suyun heyelana neden olmayacağı gibi bir ön yargıya varıldığını, oysa ki zemindeki suyun nereden kaynaklandığı hakkında raporlarında bir bilgi vermediklerini, söz konusu evlerden kaynaklanan fosseptik sularının zeminin doygun ... gelmesine neden olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ...Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; zamanaşımı, görev ve yetki itirazlarının dikkate alınmadığını, dosya kapsamında bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü Kamu Kurum ve Kuruluşları Hammadde Üretim İzin Belgesinden de anlaşılacağı üzere; Hammadde Üretim izin belgesi sahibi Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü olup, yol inşaatının yapımı kapsamında tahsis edilen İslamdağ ocağından çıkarılan taşın kullanıldığını, müvekkili firmanın ticari faaliyet yürütmediğini, oluşan zarardan Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın sorumlu tutulması gerekirken ocağı işleten şirketlere sorumluluk yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2016-2017 yılları arasında yapılmış olan patlatmaların, usul ve yasaya uygun olarak izinler dahilinde çok az miktarda yapıldığını, diğer davalı firmalar gibi sürekli ve fazlaca patlatma yapılmadığını, bu nedenle de sorumluluk bazında davacıların uğramış olduğu hasarlarda tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, dava konusu hasara uğradığı belirtilen taşınmazların heyelan bölgesinde bulunduğunu, dava konusu mahalde hasar görmemiş binalar da bulunduğunu, dosyada yer alan Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanmış raporda patlatma yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığının belirtildiğini, ayrıca raporda yapıların patlatma kaynaklı titreşimlerden etkilenme oranlarının başlıca yapı kalitesi ve yaşı ile ilişkili olduğu, yapım ve malzeme kalitesi iyi, yeni yapıların titreşimlere karşı daha dirençli yapılar olduğu ve devamında da titreşimlerin frekansının da yapının kalitesinin yanında hasarda etken olduğunun da belirtildiğini, titreşim frekanslarının da doğrudan mesafe ile ilişkili olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından ocakların mesafesi ve hangi ocakta yapılan çalışmalardan kaynaklı hasarların meydana geldiği konularında bir araştırma yapılmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu alan Cumhurbaşkanlığı'nın kararı ile Afete Maruz Bölge ilan edildiğinden davacılara yerel mahkemenin hükmetmiş olduğu bedel ödendiği takdirde sebepsiz zenginleşmeye neden olunacağını ve yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında toplanan delillere, iş bu dosya kapsamında alınan beyanlara, dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporlarına ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.