V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, 23.10.2014 başvuru tarihli ve 2017/05971 başvuru numaralı Avrupa Patenti’nin EP 2913508 numaralı B1 yayını, 19.10.2016 tarihinde 2016/42 sayılı Avrupa Patent Bülteni’nde yayımlandığı, 21.04.2017 tarihinde ise Türkiye’de geçerli hale getirilmesi için başvuru yapılmış olduğu, söz konusu Avrupa Patenti yasal süresi içinde Türkiye’ye giriş yapmadığından “ulusal patent” statüsü kazanmadığı, Türkiye’de başından beri geçersiz olduğu, Türkiye’de “ulusal patent” statüsü kazanmamış bir patent için hakların yeniden tesisi talebinde bulunulamayacağı ileri sürülerek, talebin davalı kurum tarafından reddine ilişkin YİDK'nin 2018-P-15 sayılı kararının iptali ve 2017/05971 başvuru numaralı Avrupa Patenti kapsamındaki hakların yeniden tesis edilmesi isteminden ibarettir.
İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yanen yer verilerek Avrupa Patent Sözleşmesinin (EPC) 64(1), 66 ve 67 inci maddelerine atıfta bulunularak Avrupa Patent Sözleşmesinin Türkiye’ de Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmeliğin (EPC Türkiye Uygulama Yönetmeliği) 12 inci maddesini değerlendirmiştir. Davalı kurum tarafından alınan bilirkişi raporunda EPC Türkiye Uygulama Yönetmeliği’nin 12 inci maddesinin dayanağını oluşturan ve uyuşmazlığın esasına ilişkin konuyu oluşturan EPC’nin 65 inci maddesine hiç değinilmediği hususlarına itiraz edilmiş olmasına rağmen davalı kurumun itirazlarını karşılayan ek rapor alınmadığı gibi gerekçede de davalı itirazları değerlendirmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı kurum tarafından istinaf edilmiş ve istinaf dilekçesinde mahkeme gerekçesinde EPC’nin 65 inci maddesine hiç değinilmediği hususları ileri sürülmüştür. İstinaf mahkemesince mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı vurgulandıktan sonra 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, dava konusu uyuşmazlıkta başvurunun ulusal aşamaya girdiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerinin uygulanacağı, 6769 sayılı Kanun’un 107 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hakların yeniden tesis edilmesi talebinin kabul edilmesinin gerektiğine ilişkin gerekçesinin de hukuka uygun bulunduğu, zira EPC'nin 65 inci maddesi uyarınca başvuru tarihi almaya hak kazanmış bir Avrupa patent başvurusunun, seçilmiş ülkelerde ulusal bir başvuru statüsü kazanmış olacağı değerlendirilmiştir.
İstinaf mahkemesince başvurunun “ulusal bir başvuru statüsü kazanmış olacağı” yorumu davalı kurum itirazlarını karşılamamaktadır. Nitekim EPC’nin “Avrupa patentinin Çevirisi” başlıklı 65 inci maddesinde;
(1) Avrupa Patent Ofisi tarafından verilmiş, değiştirilmiş veya kısıtlanmış bir Avrupa Patenti, herhangi bir Taraf Devletin resmi dillerinden birinde hazırlanmamışsa, bu Devlet, patent sahibinden, verilmiş, değiştirilmiş veya kısıtlanmış patentin bir çevirisini, patent sahibinin tercih ettiği Taraf Devletin resmi dillerinden birinde veya o Devlet resmi dillerden özellikle birinin kullanımını belirlemişse o dilde, kendi Merkezi Sınai Mülkiyet Ofisine vermesini isteyebilir. Çevirinin verilmesi için gerekli olan süre, ilgili Devlet daha uzun bir süre belirlememişse, Avrupa patentinin verildiğinin, değiştirilmiş veya kısıtlanmış haliyle devam edeceğinin Avrupa Patent Bülteninde yayımından itibaren üç ay sonra sona erer.
(2) Paragraf 1'e uygun olarak düzenleme yapan herhangi bir Taraf Devlet, patent sahibinden, çevirilerin yayın masraflarının, belirleyeceği bir süre içinde, tamamının veya bir kısmının ödenmesini isteyebilir.
(3) Herhangi bir Taraf Devlet, paragraf 1 ve 2 uyarınca düzenlenen hükümlere uyulmadığını tespit ederse, Avrupa patentinin o devlette, başından beri geçersiz kabul edileceğine dair düzenleme yapabilir. hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan EPC Türkiye Uygulama Yönetmeliği’nin 12 nci maddesinde ise Tarif name, patent istemleri ve varsa teknik resimleri içeren Avrupa patenti fasikülünün Türkçe çevirisi Avrupa patentinin verildiğinin ilan edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Avrupa patenti sahibi veya vekili tarafından Enstitüye sunulur.
Türkçe çevirinin, Enstitüye öngörülen süre içerisinde verilmemesi veya ücretinin ödenmemesi halinde, Avrupa patenti Türkiye’de başından beri geçersiz kabul edilir.” hükmü birlikte değerlendirildiğinde EPC’ nin 65 inci ’maddesinin üçüncü fıkrası ile mezkur yönetmeliğin 12 nci maddesinin son fıkrasında sayılan hükümlere uyulmadığının tespiti halinde “Avrupa patentinin o devlette, başından beri geçersiz kabul edileceği” hakkının da taraf devletlere ait olduğu vurgulanmıştır. Bu itibarla EPC’ nin 65 inci madde lafzının istinaf mahkemesi değerlendirmesini içermediği gibi davalı itirazlarını da karşılamamaktadır.
Öte yandan mahkemenin kabulüne göre de, 6769 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, dava konusu uyuşmazlıkta başvurunun ulusal aşamaya girdiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri ve “İşlemlerin devam ettirilmesi ve hakların yeniden tesisi” başlıklı 6769 sayılı Kanun’un 107 nci maddesi olduğu değerlendirilmiştir. 6769 sayılı Kanun, 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe girmiş ve daha önce dört ayrı Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) korunan marka, patent-faydalı model, tasarım ve coğrafi işaretler 6769 sayılı Kanun kapsamından birleştirilmiştir. 6769 sayılı Kanun’un yürürlüğe girişi ile mülga olan 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (Mülga 551 sayılı KHK) 4 üncü maddesinde ve EPC Türkiye Uygulama Yönetmeliği’nin 5 inci maddesinde EPC ile Kanun Hükmünde Kararname arasında herhangi bir aykırılık olması durumunda EPC hükümlerinin uygulanacağı esas alınmıştır. Böylece Mülga 551 sayılı KHK’de “İşlemlerin devam ettirilmesi ve hakların yeniden tesisi” müessesesine yer verilmemiş olsa da bu müesseseye EPC’nin 122 nci maddesinin “Hakların Yeniden Tesisi” başlığı altında yer verildiğinden anılan KHK’nin 4 üncü maddesi ve EPC Türkiye Uygulama Yönetmeliği’nin 5 inci maddesi kapsamında başvurucuların bu müessesenin uygulanmasını talep edilebileceği açıktır. Dolayısıyla 6769 sayılı Kanun’un yürürlüğe girişi ile hüküm altına alınmış olan 107 nci madde esasen EPC’nin “Hakların Yeniden Tesisi” başlıklı 122 nci maddesi ile uyumlu olarak düzenlenmiştir. Nitekim 6769 sayılı Kanun’un 107 nci maddesi gerekçesinde de bu madde ile özellikle Patent Kanunu Anlaşması ve Avrupa Patent Sözleşmesi hükümleri gözönüne alınarak düzenlendiği açıklayarak yasa koyucu düzenlemenin EPC’nin 122 nci maddesi çerçevesinde hüküm altına alındığını işaret etmiştir. EPC’nin 122 nci maddesinin son fıkrası olan altıncı bendinde ise “Bu maddede belirtilen hiçbir husus, bir Taraf Devletin, bu Sözleşmeyle sağlanan süreler uyarınca hakların yeniden tesis edilmesi ve bu hakların o devletin yetkili makamları tarafından gözden geçirilmesi hakkını kısıtlayamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu itibarla EPC, bu sözleşmeyle sağlanan süreler uyarınca gerek 65 inci maddesi gerekse 122 nci maddesi kapsamında, taraf devletlerin hakların uygulanmasına yönelik düzenleme hakkı hususuna ve o devletin yetkili makamları tarafından bu hakların gözden geçirilmesinin kısıtlanamayacağı hususuna vurgu yapılmıştır. Başvurunun süresinde yapılmış olması durumunda dahi hakların yeniden tesisi talebi üzerine başvurucunun, Türkiye’nin EPC’nin 65 inci maddesi ve EPC Türkiye Uygulama Yönetmeliği’nin 12 nci maddesinde düzenlenen haklarına uyulmama gerekçesinin davalı kurum tarafından gözden geçirme hakkı kısıtlanamayacağından, başvurucunun Avrupa patentinin verildiğinin ilan edildiği tarihten itibaren üç ay içinde ulusal aşamaya başvurmadığı da değerlendirildiğinde, başvurucunun ulusal aşamaya geç başvurmasının gerekçelerinin gözden geçirilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.