IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılardan ...'in arsa maliki ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olduğu, davalı GNYÇ şirketinin ise yüklenici olduğu inşaat projesi için müvekkilinin ödediği paranın iadesinin talep edildiğini, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141. maddesi "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmüne amir olduğunu, ilk derece mahkemesinin muvazaa nedenine dayalı dava hakkında, gerekçede yer alan "muvazaa yapıldığına dair delil bulunmadığı, davacı iddiasını ispatlayamadığından; birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur" ifadelerinin bir gerekçe sayılamayacağını, ilk derece mahkemesinin, sundukları ve toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, çıkarılan sonuçlar hakkında hiçbir açıklama yapmadığını, gerekçenin olmaması, istinaf nedeninin de yazılmasını güçleştirdiğini, muvazaa, yani danışıklı işlem davalarında ispat vasıtalarının sınırlı olduğu ve delil değerlendirmesinin, tanık anlatımlarının buna göre ve özenle yapılması gereğini, yerel mahkemeye sundukları deliller ve tanık anlatımlarının muvazaayı ortaya koyacak yeterlilikte olduğunu, yerel mahkemenin, sunulan delilleri ya eksik, ya hatalı değerlendirmiş olması gerektiğini, davalı ... ile diğer davalı ... İnşaat şirketinin kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesini fesih işlemlerinin gerçekte bir fesih olmayıp, hak sahiplerinden mal kaçırmaya, dava ve takipleri bu şekilde semeresiz bırakmaya yönelik yapıldığını, bu nedenle muvazaaya dayalı olduğunu ve iptalinin gerektiğini, fesihnamenin, tacir olup basiretli davranmakla yükümlü olan ... tarafından asla kabul edilememesi gereken, görünüşte kendi zararına aslında konut alıcılarına çok ağır zarar veren koşullarla, daha doğrusu tüm haklar ve menfaatler davalı ...’ya ait olacak şekilde yapıldığını, davalı ...'nın, diğer davalı olan şirketin sahibi ...’ün ve şirketin diğer ortağı olan ...’ün annesi ... ’ın yakını olduğunu, yapılan fesih işlemleri ile müvekkili gibi konut alanların açtığı davaların semeresiz kalmasının, 3 blok ve 7 kattan oluşan, onlarca daire bulunan tüm inşaatın gerçek hak sahipleri yerine ... üzerinde kalmasının amaçlandığını, fesih sözleşmeleri incelendiğinde davalıların muvazaayı amaçladıklarının da anlaşıldığını, örneğin, 12.11.2014 tarihli fesihnamede; ileriye dönük fesih yapmanın zorunlu olduğu, birbirlerini ibra ettikleri, birbirlerine hiçbir dava açmayacakları, arsa sahibine karşı açılmış veya açılacak tüm davalardan ...’nin sorumlu olacağı, fesihten önce ...’ye satış yetkisi verilen 25 adet bağımsız bölümden hak iddia edilmeyeceğinin yazılı olduğunu, davalı ...’nın davalı ...’ye satış yetkisi verdiği ve ...’nin de 3. kişilere aynı zamanlarda devrettiği bu 25 bağımsız bölümün devrinin de esasen alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik işlem olduğunu, davalıların, 14.11.2014 tarihinde bir de noterde fesihname yaptıklarını, davalıların bu fesihname ile de, sözleşmenin ileriye dönük fesih edilmesinin kaçınılmaz olduğunu, inşaatın tamamen ... ’ya terk edildiğini, tüm borç ve davaların ise ...’ye kaldığını serbest iradeleriyle belirttiklerini, böylece hak sahibi alacaklıların açmış oldukları tapu iptali ve tescil davalarının husumet yönünden reddedildiğini, ...’den alacağa hükmedilse dahi bunun tahsil kabiliyetinin olmadığının açık olduğunu, bu şekilde tüm mal varlığının hiç de gerekmediği halde ... üzerine devredildiğini, alacaklılardan korunmuş olduğunu, buraya kadar olan beyanlarının ispat vasıtalarının dosyada bulunduğunu, fesih sözleşmelerinin kendileri dahi içerik olarak muvazaayı ispat edecek nitelikte olduğunu, bu sözleşmelerin dosyada olduğunu, davalı ...'nin tacir olduğu ve bu fesihnameyi imzalamasının kendisine zarar vereceğini bilmesi gerektiğinin ticaret sicil kayıtlarıyla sabit olduğunu, yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleriyle inşaatın çok ilerlemiş olduğu, yüklenicinin bu aşamada sözleşmeyi kendiliğinden fesih etmesinin, arsa malikine bu kadar bağımsız bölüm bırakmasının makul açıklamasının olamayacağı, sözleşmenin fesih edilmesi sonucunda yükleniciye (dolayısıyla taşınmaz satın alan tüketicilere) kalacak olan taşınmazların davalı ...'e ait olacağının sabit olduğunu, dosyaya gelen tapu kayıtlarıyla, fesih sözleşmeleriyle birlikte davalıların adeta mal paylaştığı, ... şirketinin kendisine bırakılan malları hemen ve topluca elden çıkardığı, başkaca malının da kalmadığının sabit olduğunu, davaya konu inşaat projesinden taşınmaz alan onlarca başka tüketicinin açmış oldukları örnek dava dosyaları, ceza dava dosyası da mahkeme tarafından bilindiğini, bu dosyalarda davacıların, ...'in sözleşmenin feshi nedeniyle husumet itirazında karşılaştıklarının da sabit olduğunu, diğer delillerin yanı sıra özellikle tanık anlatımlarıyla da sabit olduğunu, davalı ... şirketinin yetkilisi tanık ..., tanık ... ve davalı ... şirketinde asistan olarak görev yapan tanık ... beyanlarıyla fesihten sonra da davalılar arasındaki ilişkinin devam ettiği, davalılar arasında görüşmeler yapıldığı ve aslında ilişkinin gerçek anlamda sonlanmadığı, taraflar arasında çok eskide dayalı bir ilişki olduğu, aradaki sözleşmenin davalı ...'i sorumluluktan kurtarmak için muvazaalı bir şekilde yapıldığının sabit olduğunu, tüm bu deliller ve tanık anlatımları ortadayken, muvazaa iddiasının ispatlanamadığını söylenmesinin, eksik ve hatalı bir değerlendirme olduğunu, bu nedenlerle, gerektiğinde duruşma açılarak, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak; İzmir 5. Tüketici Mahkemesinin 2015/331 Esas -2018/546 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın her iki davalı yönünden de kabulüne, birleşen (İzmir 7. Tüketici Mahkemesinin 2016/443 Esas sayılı dosyasına konu) muvazaa nedeniyle fesih sözleşmelerinin iptali davalarının da kabulüne, taşınmaz üzerine konulmuş olan ihtiyati tedbirin devamına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar mahkemece asıl davada; dava tarihindeki inşat seviyesine göre müteahhidin arsa sahibi ile arasındaki sözleşmeden doğan haklarını arsa sahibine karşı ileri süremeyeceği bu nedenle arsa maliki ve kayıt maliki davalılardan ...'in davada taraf sıfatı ve ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; Bu haliyle gerekçede pasif husumet yokluğundan davanın bu davalı yönünden reddine karar verilmesine rağmen kısa hükümde gerekçeyle çelişki yaratacak şekilde esastan red kararı verilmiş gibi davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, kabule göre de yüklenicinin arsa sahibine karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye (davacıya) temlik etmişse, üçüncü kişi (davacı) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamayacağını, bu davalarda arsa sahipleri ile yüklenici arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, davalılardan ...'in sözleşmenin tarafı olmadığından bahisle taraf sıfatı ve ehliyeti bulunmadığı gerekçesine dayanılarak verilen red kararının da yerinde olmadığı, dava dosyasındaki tapu kayıtları taraflar arasındaki ileriye etkili fesih protokolü, bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının yüklenici şirketten, davalılar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince düşen bağımsız bölümlerden dava konusu olan 1 adedini harici sözleşme ile satın alıp bedeli olan 150.000,00 TL'yi ödediği, inşaatın yüklenici tarafından tamamlanmadığı, davalılar arasında İzmir 21. Noterliğinin 32567 sayılı 14/11/2014 tarihli Düzenleme Şeklindeki Fesihname ile davalılar arasındaki 12.11.2011 tarihli düzenleme şeklindeki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin dava tarihinden önce ileriye etkili feshedildiği, dosya arasına alınan tapu kaydından davacıya satılması vaat edilen 14 no.lu dairenin halen davalılardan arsa sahibi ... adına kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle tamamlanma oranının %45 olduğu, sözleşmenin ileri etkili fesh edildiği, dolayısıyla yüklenici davalı şirketin arsa sahibi-kayıt maliki diğer davalıya karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmediğinden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişi olan davacıya temlik ettiğinden artık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibi davalıyı ifaya zorlayamayacağından davalı malik ... yönünden açılan davanın yukarıda anılan gerekçelerle tapu iptal ve tescil taleplerinin kabulüne imkan bulunmadığından davanın esastan reddi gerektiği, ancak sözleşme tarihinde ödenen ve bağımsız bölüm bedeli olan toplam 150.000,00 TL'nin taşınmazın devrinin sözleşme gereği davacıya devri gerçekleşmediğinden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre havale ile davalı şirkete gönderilen 150.000,00 TL bağımsız bölüm bedelinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte akit davalı yükleniciden talep etmeye hakkı bulunduğu anlaşılmakla davacı avukatının istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile, İzmir 5. Tüketici Mahkemesinin 04.12.2018 tarih ve 2015/331 Esas, 2018/546 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, davalı ...'e açılan davanın reddine, davalı ... İnşaat Mimarlık Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne açılan davanın kabulü ile; 150.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Mimarlık Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine; birleşen davada ise, eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin ancak taraf iradelerinin birleşmesi ile mümkün olduğu, aksi halde feshin mahkeme kararı ile yapılmasının zorunlu olduğu, eldeki davada, davalı arsa maliki ile yüklenici şirket arasında 12/11/2014 tarihinde "Fesihname Protokolü" düzenlendiği, tarafların yüklenicinin 12/10/2011 tarihli kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesi gereğince 14162 ada, 1 parselde yapmayı üstlendiği inşaatı yüklenici firmanın ekonomik sıkıntıya düşmesi ve teslim süresinin 04/10/2014 tarihinde bitmesine rağmen inşaatın %55 seviyesinde ve kaba inşaat halinde kalması nedeniyle feshin kaçınılmaz olduğunu kabul ederek, anılan sözleşmeyi noterde düzenlenen fesihnameyle ileriye etkili feshettikleri, arsa sahibinin yüklenici şirketin üçüncü kişilere yaptığı satış nedeniyle tapudan devrettiği 25 adet bağımsız bölümün mülkiyetini yüklenicinin sattığı kişiler üzerinde bırakmayı kabul ettiği, yüklenici şirketin de %55 seviyesindeki inşaat nedeniyle herhangi bir bedel talep etmeyeceği konusunda anlaştıkları, ayrıca yüklenici şirketin hak etmediği ve harici senetle ya da noterden yapmış olduğu satış vaatleri ile satmış olduğu daireler nedeniyle arsa sahibine açılmış olan davaların bütün mali ve hukuki sorumluluğunun yüklenicide bırakıldığı, fesih tarihine kadar olan SGK prim borçları, emlak vergi borçları, yapı denetim firmasına olan tüm yapı denetim ücretleri, resmi harç ve vergi giderlerinin yükleniciye ait olduğu konusunda anlaştıkları sabit olup, her iki taraf iradesinin taraflarca inkar edilmeyen bu sözleşme ile birleşmiş olması nedeni ile 12/10/2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin fesih ile sonlandırıldığı anlaşıldığı, her ne kadar davacıya bu sözleşmenin muvazaalı olduğu iddiasında bulunmuş ise de, davalı yüklenicinin sözleşmeye rağmen inşaata devam ettiği kanıtlanmadığı gibi dosyaya gelen tapu kayıtlarına göre fesih protokolünde belirtilen 25 adet bağımsız bölüm dışında davalı yüklenici veya onun satış yaptığı üçüncü kişiye yapılan bir temlikin varlığı da kanıtlanamadığından, sözleşmenin taraf iradelerine aykırı olarak geçerli olduğunu kabule olanak bulunmadığından yerel mahkemenin 'davalıların sözleşmenin tarafı olarak sözleşmenin feshedilmesinde 3. kişilerden mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği yönünde muvaazayla hareket ettiğine dair delil bulunmadığı yönündeki....'gerekçesi yerinde olmakla birleşen davanın reddi de yerinde olduğundan birleşen dosya davacısının istinaf sebeplerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin birleşen dava yönünden başvurusunun esastan reddine, asıl dava yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ...'e karşı açılan davanın reddine, davalı ... İnşaat Mimarlık Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye karşı açılan davanın KABULÜ ile 150.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... İnşaat Mimarlık Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.