III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; sanığın Bank ... hesap hareketleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, Bank ... bünyesinde ilk hesap açılış tarihi 02.10.2007 olan mevduat hesabının bulunduğu ve bu hesabın halen açık olduğu, sanığın 12...04 müşteri numarası ile Bank ... müşterisi olduğu, 23.06.2014 tarihinde 15.856,69 TL'lik, 04.02.2015
tarihinde 5.000,00 TL'lik, 07.01.2016 tarihinde 13.100,00 TL'lik katılım hesapları açtığı ve 04.02.2015 tarihinde ise FETÖ/PDY terör örgütü üst düzey yetkilisi H.Ş.'nin Bank Asyaya para yatırılmasına yönelik tweet atarak çağrıda bulunduğu güne rastlayan tarihte hesabına 5.100,00 TL ATM'den para yatırdığı tespit edilmiş ise de, sanığın bu tarihten önce ve hatta Bank ...'nın TMSF'ye devredildiği 29.05.2015 tarihinden sonra da rutin bankacılık işlemlerine devam ettiği, zaten örgüt elebaşının talimatından önce de 2013 yılı Aralık ayı sonu itibariyle hesabında 13.853,66-TL paranın bulunduğu, yukarıdaki bahsi geçen katılım hesaplarının yeni para yatırılışı şeklinde değil, hesapta var olan paranın katılım hesabında değerlendirilmesi şeklinde açıldığının belirlendiği, ayrıca TMSF'ye devirden sonra örgüt mensupları bankadan paralarını çeker iken sanığın bu tarihten sonra Bank Asyadaki hesabına 07.01.2016 tarihinde 13.100,00 TL para yatırdığı, kaldı ki sanığın aşamalarda alınan savunmalarında, katılım bankası olması ve faizsiz işlemler yapmaları sebebiyle bu bankayı tercih ettiğini, talimatla bankaya para yatırmadığını beyan ettiği görülmüş olup, bu sebeple 04.02.2015 tarihinde sanık tarafından yatırılan 5.100,00 TL'nin örgüte yardım kastıyla yatırıldığını kabul etmenin mümkün olmadığı,
Sanığın terör örgütüne iltisakı nedeni ile kapatılan Kimse Yok Mu isimli derneğe 02.04.2014 tarihinde 60 TL, 26.09.2014 tarihinde 300 TL, 29.09.2014 tarihinde 300 TL olmak üzere toplamda 660 TL bağış yaptığı ve sanığın bunu savunmasında ikrar ederek, dini saiklerle fitresini ve zekatını bağışladığını söylediği, bu hususun en fazla yan delil olarak kabul edilebileceği ve bağışın yapıldığı tarihler ile bağış miktarları nazara alındığında, bu hususların tek başına suç unsuru olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı şeklinde değerlendirildiği,
Sanığın, ByLock kullanıcısı olmadığı, örgüte müzahir dernek, vakıf ve sendika kaydının bulunmadığı, Tivibu, Diğitürk aboneliğinin olmadığı, sanığın yada çocuğunun FETÖ/PDY bağlantılı okullarda okumadığı, HTS analiz raporuna göre sanığın FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında hakkında soruşturma yürütülen M.A. ile yoğun görüşmesinin olduğu ancak bu görüşmelerin örgütsel içerikli olduğunun belirlenemediği kaldi ki sanığın aşamalarda alınan savunmasında, M.A.'nın yaklaşık iki buçuk yıl asistanlığını yaptığını, görüşmelerin bu süreçte mesleki ve beşeri ilişkiler çerçevesinde gerçekleştirildiğini beyan ettiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin istikrar kazanmış uygulamaları göz önüne alındığında, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunmasının gerektiği, bunun dışında niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olarak nitelendirilebileceği, örgüte sadece sempati duymak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemlerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığı göz önüne alındığında, ByLock ve benzeri gizli haberleşme programlarını kullanmadığı sabit olan, Tivibu, Diğitürk aboneliği bulunmayan, FETÖ'ye müzahir dernek, sendika ve vakıf üyeliği olmayan, örgüt tarafından düzenlenen sohbet yada toplantılara katıldığına dair aleyhine tanık anlatımı bulunmayan sanığın, Bank Asyadaki hesabı ile Kimse Yok Mu Derneğine yaptığı bağışlar, sanığın konumu ve kişisel özellikleri de gözetilerek sempati ve iltisak boyutunda kalmış olup, bu boyutu aşar nitelikte örgütün hiyerarşik yapısına organik bir bağ ile dahil olduğunu ya da örgüte yardım suçunu işlediğini ispat etmeye yeterli olmadığı, aksi durumun ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan "in dubio pro reo" kuşkudan sanık yararlanır kuralına aykırılık teşkil edeceği, sanığın cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve
iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği, ceza mahkûmiyetinin bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemesi gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği, dosya kapsamı itibariyle mevcut delillerin, sanığı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırmaya yeterli olmadığı gibi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım kastıyla hareket ettiğinin kabulü içinde yeterli olmadığı, dolayısıyla sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin delil elde edilemediği, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanığın Bank Asyada 02.10.2007 tarihinde açılmış hesabının bulunduğu, 2012 yılından 12.07.2016 tarihine kadar para yatırma, çekme, katılım hesabı açma, katılım hesabına para yatırma, katılım hesabından para çekme vb. işlemlerinin olduğu, örgütün Bank Asyayı kurtarmak için talimat verdiği döneme münhasır, sadece o döneme özel bir işleminin olmadığı, bu bağlamda 2012 yılında 3, 2013 yılında 14, 2014 yılında 1, 2015 yılında 1 ve 2016 yılında 1 adet katılım hesabına para yatırma işlemlerinin bulunduğu, diğer tarihlerdeki işlemleri yanında örgüt ele başının Bank Asyayı kurtarma talimatından sonraki tarihe denk düşecek şekilde de sanığın işlemleri mevcut ise de, örgütün mali açıdan kalesi sayılan Bank Asyaya para yatırması ve katılım hesabı açması eyleminin yardım olarak nitelendirilebilmesi için bu eylemini örgütün sözde liderinin çağrısı üzerine gerçekleştirdiğinin hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmış olmasının gerektiği ancak yukarıda belirttiğimiz üzere, sanığın talimat dönemine özgü işleminin olmadığı, 2012 yılından 12.07.2016 tarihine kadar para yatırma, çekme, katılım hesabı açma, katılım hesabına para yatırma, katılım hesabından para çekme vb. işlemlerinin süregeldiği, işlemlerindeki meblağların sanığın ekonomik durumuyla uyumlu olduğu, öte yandan bankanın TMSF'ye devrinden sonra örgüt mensupları paralarını Bank Asyadan çektikkleri halde sanığın bu tarihten sonra Bank Asyadaki hesabına para yatırmaya devam ettiği, dolaysıyla sanığın örgüte yardım kastıyla Bank Asyada işlem yaptığının şüphede kaldığı, Bank ... işlemleri Dairemizce rutin bankacılık işlemleri olarak değerlendirildiği,
Sanığın terör örgütüne müzahir olması sebebiyle kapatılan Kimse Yok Mu isimli yardımlaşma derneğine, 02.04.2014 tarihinde 60,00 TL, 26.09.2014 tarihinde 300,00 TL, 29.09.2014 tarihinde 300,00 TL bağış yaptığı, sanığın, dini saiklerle fitresini ve zekatını bağışladığını ifade ettiği, sanığın savunması, bağış miktarı, bağışın görünür yöntemlerle açık yapılması ve bağış açıklamaları ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatları da dikkate alınarak, sanığın Kimse Yok Mu adlı yardım derneğine bağışta bulunmasının örgütsel faaliyet ya da delil olarak kabul edilmediği,
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan delillerin, hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığına, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.