III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1.Mahkemece ''Mahkememizce verilen 23/10/2018 tarih ve 2015/275 Esas 2018/463 karar sayılı karar sanık tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 24/02/2021 tarih 2019/3958 Esas 2021/1995 Karar sayılı bozma ilamı ile;" Katılan vekilinin sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı TCK’nın 89/2. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem sanığın kovuşturma aşamasında alınan 05.10.2012 tarihli sorgusu olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı hüküm tarihinden sonra ve inceleme tarihinden önce gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK’nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının isteme uygun olarak düşmesine; Sanık ... hakkındaki hükme yönelik sanığın ve katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı TCK'nın 89. maddesinin 1-2-3. fıkralarında düzenlenen ''taksirle yaralama'' suçuna ilişkin olduğu, taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verilmesi halinde gerçekleşecek olan taksirle yaralama suçu için TCK'nın 89. maddesinin 1. fıkrasında temel ceza miktarının ''üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası'' olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan ''01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.'' şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile; ''...kovuşturma evresine geçilmiş...'' ibaresinin, aynı bentte yer alan ''...basit yargılama usulü...'' yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle, kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması; Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı sair yönler incelenmeksizin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak bozulmasına;" karar verildiği, bozma üzerine dosyanın yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapılmıştır.
5271 Sayılı CMK'nın 17/10/2019-7188 S.K./24. Md ile yapılan değişiklik ile "Asliye Ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir" maddesi eklenmiş, dosyamız kapsamında ki suçun her ne kadar basit yargılama usulünde belirtilen ceza miktarında kaldığı anlaşılsa da: Ceza yargılamasına hakim ilkeler göz önüne alındığında maddi gerçeğin ortaya konulmasında tarafların ve delillerin doğrudan dinlenilmesi gerektiğinden ve dosyamız kapsamında genel hükümler uyarınca yargılamanın daha sağlıklı olacağı ve somut olayımız değerlendirildiğinde maddi gerçeğin genel hükümlere tabi yargılama ile ortaya çıkarılacağına kanaat getirildiğinden CMK 251 maddesinde hakimin takdirine bağlı olarak getirilen basit yargılama usulü sanığın üstün yararı gözetilip değerlendirme yapılarak seçilmemiş ve genel hükümlere göre yargılama yapılmasına karar verildi.
Parsbey Mahallesi Yalova yolu üzernde bulunan Nuh Beton isimli iş yerinin taşeron firması olan Eras İnşaat Tic. Limited şirketinde mikser operatörü olarak görev yapan katılan ...'ın kullanmış olduğu ve arızalı olan mikserin temizliğini yaparken helezon eli oluğu arasına kolunun sıkışması sonucu yaralandığı, 22/06/2016 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında sanık ...'ın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla mahkumiyetine karar verilmiştir.
Gemlik Sulh Ceza Mahmesinin bozma öncesi almış olduğu 25/05/2013 Tarihli bilirkişi raporu (İşvereren tali- işçi asli kusurlu),Gemlik 2.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından alınan 12/12/2014 tarhli bilirkişi raporu(... Asli,... tali,işçi tali kusurlu) ve mahkemizce alınan diğer bilrkişi raporlarını da değerlendiren 22/06/2016 tarihli bilirkişi raporu(... asli, İşçi Tali kusurlu) bir bütün olarak değerlendirildiğinde Katilan ...'ın yaralanmasına sebebiyet olan iş kazasında ilgili şirketin Gemlik Tesisi Bölge Müdürü ...'ın, hizmet araçlarının dönemsel periyodik bakım ve oanraımı konusunda alt kadroları denetleme ,kontrol vb yetkilerinin olduğu bu sebeple olay nedeniyle asli kusurlu olduğu, Sanık ...'ın kusurunun oranı, katılanda meydana gelen yaralanmanın niteliği dikkate alınarak sanık ... hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılmıştır. Sanık katılanan olay nedeinyle meydan gelen zararını gidemediğinden dolayı CMK 231.maddesi uygulanmamıştır.
Sanık ...'ın üzerine atılı Taksirle Yaralama suçunu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan TCK'nun 89/1 maddesi uyarınca mağdurda meydana gelen yaralanmanın niteliği, sanığın kusur oranı dikkate alınarak takdiren ve teşdiden adli para cezası ile cezalandırılmasına, Katılanda meydana gelen yaralanmanın yaşamını tehlikeye sokan duruma sebebiyet verdiği anlaşıldığından sanığın cezasının TCK. 89/2- e maddesi gereğince 1/2 oranında arttırım yapılmasına, Sanığın duruşmadaki iyi hali lehine indirim sebebi kabul edilerek sanığa verilen cezanın TCK' nun 62. Maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilmesine, Sanığa 1 gün karşılığı olarak verilen adli para cezasının 5237 sayılı TCK' nun 52/2 maddesi uyarınca günlüğü takdiren 20,00 TL' den para çevrilerek 4.500,00 tl adli para cezası ile cezalandırılmasına, Sanığın ekonomik ve şahsi durumuna göre sanığa verilen adli para cezası TCK 52/4 maddesi gereğince takdiren birer ay ara ile 15 eşit taksit ile tahsiline, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin bildirilmesine, Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının ödenmeyen kısmının tamamının muaccel hale geleceği ve ödenmeyen adli para cezası miktarının kısmen veya tamamen hapse çevrilerek 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesi gereğince infaz edileceği hususunun sanığa ihtarına, Sanığın katılanda meydana gelen zararı gidermediği anlaşılmakla koşullar oluşmadığından CMK 231. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına Hükmolunan netice ceza adli para cezasından TCK'nın 51 ve 53 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.''
Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
2.5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan;
(1)''Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir''
Şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahkemece basit yargılama hükümlerinin uygulanmama gerekçesinin açıklanarak, genel hükümlere göre yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
3.Taraflar uzlaşamamış, zarar giderimi sağlanmamıştır.
4.Katılanın kati adli muayene raporu dosyada mevcuttur.
5.Bir makine mühendisi ve bir eski ssk başmüfettişi tarafından tanzim edilen ve mahkemeye sunulan 25.05.2013 tarihli raporda, kazalının ağır ve tehlikeli işlerde çalışabileceğine ilişkin rapor aldırmayan, bu hususta bir eğitim görmesini sağlamayan kazalının işvereni Eras İnşaat Ticaret Limited A.Ş.'nin oluşan kazada tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.
6.İki A sınıfı iş güvenliği uzmanı ve bir makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyetçe düzenlenen ve mahkemece dosyaya kazandırılan 12.12.2014 tarihli raporda, sanığın müdürlüğü altındaki tesisleri ve bu tesislerin personelini şirket genel prensip ve kararlarına ters düşmeyecek şekilde yönetmekle görevli olduğu, her türlü ağır vasıta ve iş makinası araçlarının dönemsel periyodik bakım, onarım ve temizliklerinin yapılması konusunda alt kadroları denetlemekle, eğitim almalarını sağlamakla yükümlü olduğu gözetildiğinde katılana eğitim verilmesini, iş makinalarının periyodik bakımlarının yapılmasını sağlamadığı ve çalışanların kendi başlarına denetimsiz çalışmalarına ortam hazırladığından asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.
7.İki iş güvenliği uzmanı ve bir hukukçu bilirkişiden oluşan üç kişilik heyet tarafından verilen 22.06.2016 tarihli raporda, emir ve talimat verme yetkisine sahip sanığın, hizmet araçlarının dönemsel periyodik bakım, onarım ve temizliklerinin yapılması konusunda alt kadroları denetlemek, personelin görev yaptığı işyerini en iyi şekilde temsil edecek planlama, düzenleme, eğitim ve kontrol yetkileri bulunduğu halde personele iş güvenliği ile ilgili eğitim verilmesini sağlamadığı, makinelerin dönemsel periyodik bakımını yaptırmadığı ve çalışanların denetimsiz olarak kendi insiyatifleriyle çalışmasına zemin hazırladığından asli kusuruyla neticeye sebep verdiği saptanmıştır.
8.Dosyada, katılanın belirli süreli hizmet sözleşmesi, sgk işe giriş bildirgesi, SRC4 belgesi, tarafların görev tanımına ilişkin belge bulunmaktadır.
9.Katılan aşamalarda, mikser kamyonunun arka kısmında bulunan beton kalıntılarını temizlerken sol kolunu helozona kaptırdığını, mikser operatörü olarak çalıştığı işyerinde kendisine herhangi bir eğitimin verilmediğini, temizleme talimatını formeninden aldığını, sorumlulardan şikayetçi olduğunu dile getirmiştir.
10.Sanık aşamalarda, katılanın mikserin helozonunu temizleme görevinin olmadığını, kendisinin pazarlama müdürü olduğunu, zaman zaman patron adına tesislerde denetim yaptığını, bu denetimde de kullanılan malzeme ve eşyalar ile personeli denetlediği, şirket yetkisilinin Erdoğan Özgün olduğu, ancak O olmadığı zamanlarda işveren vekili olarak görev yapanın ... olduğunu ve suçlamaları kabul etmediğini ileri sürmüştür.