IV. OLAY VE OLGULAR
16.06.2011 tarihinde saat 19.20 sıralarında Kahramanmaraş ili, Çamlıca köyü, Eğresi Yaylası’nda ateşli silahla yaralama meydana geldiğinin bildirilmesi üzerine kolluk görevlilerince olay yerine gidildiği, olay yerinde ölü veya yaralı olmadığının görülmesiyle yaralanan ...’ın öldüğü ve cankurtaranla Ilıca Beldesi’ne götürüldüğünün öğrenildiği, cankurtaran şoförüyle temas kurulduğu, araçta ölenin anne ve babası ile suça sürüklenen çocuk ve babasının yanı sıra ...’ın bulunduğu, araçta battaniyeye sarılı hâlde bir erkek çocuk cesedi ile iki adet boş av tüfeğinin olduğu, olay yerinin karanlık olması ve güvenlik nedeniyle ertesi gün olay yerinde inceleme yapıldığı, olay yerinde kan lekesi ile bu lekeye yaklaşık 9 metre mesafede 1 adet mavi renkli, av tüfeği kartuşu bulunduğu,
20.02.2011 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağında; cesedin 14-16 yaşlarında, 177 cm boyunda bir erkeğe ait olduğu, sol kaş üzerinden başlayıp sol frontoparietal'e uzanan 12x8 cm'lik cilt defekti, sol frontal bölgede 5x4 cm'lik kemik defekti, kemik defektinden beynin dışarı doğru çıkmış olduğu, skalpın arkaya doğru flep tarzında yırtılmış olduğunun görüldüğü, saçlı derinin tekrar yerine toplandığı, alın solda, 4x4 cm'lik, düzensiz kenarlı, çevresinde satelit 12 adet tek saçma girişi olan, beyin dokusu içerisinde şeffaf tapa parçası olan av tüfeği toplu giriş yarası tespit edildiği, saçmaların dağılım alanının 12x7 cm olduğu, sol zigomada 0,4 cm'lik bir adet cilt laserasyonu, üst dudak sağ dış kenarında 1x0,5 cm'lik cilt sıyrığı ve 0,7 cm'lik cilt laserasyonu tespit edildiği, bu yaraların içinden 0,5 ve 0,7 cm'lik şeffaf cam parçaları çıkarıldığı, sağ kaş iç kenarında düzgün kenarlı dikdörtgen şeklinde, 2,5x1,5 cm kenarları bulunan cilt sıyrığı, cilt sıyrığının alt kenarında 1 cm'lik cilt laserasyonu tespit edildiği, cesette tespit edilen lezyonların dışında tüm vücutta başka herhangi bir travmatik lezyon, ateşli silah yarası, kesici delici alet yarası tespit edilmediği, genital muayenede perine, penis ve testiste herhangi bir travmatik lezyon tespit edilmediği, anal muayenede mukozada eski yeni yırtık, ekimoz, kanama bulunmadığı, şahsın ölümünün av tüfeği saçma tanesi yaralanmasına bağlı kafatası kemik kırığı ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana geldiğinin ifade edildiği,
22.09.2011 tarihli bilirkişi raporunda; cesette bir adet av tüfeği kenarlarında satelit saçma taneleri yarası bulunan toplu giriş yarası tespit edildiği, saçma tanelerinin önden arkaya ve hafif dışa doğru seyirli olduğu, atışın uzak atış mesafesinden, en az 1 - 1,5 metre, en fazla 2 - 3 metre mesafeden yapıldığı, ancak kesin atış mesafesinin yapılamadığı, av tüfeği ile yapılan atışlarda av tüfeğinin özellikleri, fişek özellikleri, iklim özellikleri ve kişiye ait özelliklerin atış mesafesini etkileyebildiği, ölen kişinin kendi parmağıyla tetiğe dokunması sonucu silahın ateş alması ile yaralanma oluşma ihtimalinin bulunmadığı, şahsın üst ekstremite uzunluğu ne olursa olsun bu mesafeden atış yapamayacağının belirtildiği,
Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 04.03.2015 tarihli raporda; olay yeri, olayda kullanılan silahın özellikleri, kişinin anatomik yapısı, av tüfeği giriş yarasının lokalizasyonu, traje özellikleri, atış mesafesi, cesedin bulunduğu ortamın özellikleri, ölümüne neden olacak başkaca travmanın bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde, kişinin ölümüne neden olan atışın herhangi bir düzenek kullanılmadığı sürece kişinin kendisi tarafından yapılmasının mümkün olmadığı tespitine yer verildiği,
Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesince düzenlenen 18.11.2011 tarihli raporda; 12 kalibre, fişek yatağı alt tarafında 939 numarası bulunan, tek kırma, üstten horozlu, siyah renkli plastik dipçikli av tüfeğinin, fişek yatağı dahil namlu uzunluğunun 50,9 cm, namlu ucu ile tetik arasının 55,4 cm ve tüm uzunluğunun da 92,1 cm olarak ölçüldüğü, yapılan denemelerde kendiliğinden patlamadığını, fişek yatağındaki fişeğin patlaması için elektronik tetik ölçme cihazı ile yapılan ölçüm sırasında tetiğine 2,8 kg civarında basınç kuvveti uygulanması gerektiğinin tespit edildiği, gövdesi üzerinde Hilal ibaresi bulunan, 12 kalibre, 492 numaralı, tek kırma, üstten horozlu, ahşap kabza dipçikli tüfeğin fişek yatağı dahil namlu uzunluğunun 48,9 cm, namlu ucu ile tetik arasının 53,2 cm ve tüm uzunluğunun da 88 cm olarak ölçüldüğü, yapılan denemelerde kendiliğinden patlamadığını, fişek yatağındaki fişeğin patlaması için elektronik tetik ölçme cihazı ile yapılan ölçüm sırasında tetiğine 3,5 kg civarında basınç kuvveti uygulanması gerektiğinin tespit edildiği, namlu içinden çıkan saçma tanelerinin dağılımı, tüfeğin namlu boyuna, barut miktarına, saçma tanelerinin çapına, tapanın yapısı gibi nedenlere bağlı olduğu, dolayısıyla fişek içerisine saçma tanelerinin haricinde farklı bir cismin olması, cam vs gibi namludan çıkan saçma tanelerinin dağılım alanını etkileyebileceğinden, tüfeğin atış mesafesini de etkileyebileceği, silah üreticisi firmalar tarafından bildirilen tesir mesafesi kavramının isabet kabiliyeti ile ilgili bir husus olup yaralama yapabilme kabiliyetini yansıtmadığı, yara balistiği açısından ateşli silahlarda tesir mesafesinin kullanılan silahın ve fişeğin özelliklerine, fişek içerisinde kullanılan barutun cins ve miktarına, ortam koşulları ve diğer bazı fiziksel şartlara bağlı olacağından bu hususta kesin bir mütalaa verilememekle beraber standart ölçülerdeki silindirik namluya sahip av tüfeğinin orijinal dolumlu av fişeği ile olayda kullanıldığı kabul edildiğinde, saçmaların çaplarına göre tüfeğin etkili, yaralama yapabileceği mesafesinin kuş saçmaları (küçük saçmalar) için 15-40 m mesafe civarına, şevrotinler (iri saçmalar) için ise 150 m mesafe civarına, tek silindirik ve küresel olanlar için ise daha fazla mesafelere kadar olabileceği ancak yukarıda belirtildiği üzere ortam koşulları, olayda kullanılan fişeğin niteliği bilinemeyeceğinden bu hususta kesin bir mütalaa verilemeyeceğinin bildirildiği,
Jandarma Genel Komutanlığınca düzenlenen 07.07.2011 tarihli her iki uzmanlık raporunda; suça sürüklenen çocuk ile ölene ait av tüfeklerinde mukayeseye elverişli parmak izi tespit edilemediği, olay yerinde bulunan 12 kalibre av tüfeği kartuşunun suça sürüklenen çocuğa ait Hilal ibareli av tüfeğinden atıldığının belirtildiği,
Suça sürüklenen çocuk hakkında Kahramanmaraş Devlet Hastanesince düzenlenen 17.06.2011 tarihli raporlarda; vücudunda herhangi bir darp cebir izine rastlanılmadığı, işlediği iddia edilen kasten öldürme suçu itibarıyla bu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğunun ifade edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılanlar ... ve ... Mahkemede benzer şekilde; olayı görmediklerini, suça sürüklenen çocuktan şikâyetçi olduklarını ifade etmişlerdir.
Suça sürüklenen çocuk Cumhuriyet savcılığında; ilköğretim okulu yedinci sınıfta okuduğunu, köylüsü olan ölen ... ile aynı okulda ancak ayrı sınıflarda öğrenci olduklarını, evlerinin arasında yaklaşık 4 km mesafe bulunduğunu, ailelerinin de önceden beri tanış olduklarını, aralarında herhangi bir sorun bulunmadığını, olay günü, sabah saat 08.00 sıralarında kalktığını, ailesine ait yaklaşık 90 adet keçiyi alıp otlatmak üzere evden ayrıldığını, ölen ...’ın ailesinin ise 40 kadar keçilerinin olduğunu, birkaç günden beri ... ile keçileri birlikte otlattıklarını, o sabah da ...’ın kendilerine ait keçi sürüsü ile beraber evlerinin üst tarafına geldiğini, babasına ait iki fişek alan tek kırma av tüfeğini her zamanki gibi yanına aldığını, iki adet fişeği pantolonunun cebine koyduğunu, tüfeğinin içinde fişek olmadığını, keçi sürüsü ve üç çoban köpeğiyle evden çıkıp ... ile buluştuğunu, sürüleri birbirine kattıklarını, ...'ın sürüsünün yanında kendilerine ait bir çoban köpeği olduğunu, ...'ın da yanında av tüfeği bulunduğunu, ...’ın üzerinde av fişeklerinin bulunduğu palaska olduğunu, bu palaskanın yaklaşık yirmi dört civarında av fişeği aldığını, ... ile beraber oturdukları Çamlıca köyünden hareketle yaylaya doğru gitmeye başladıklarını, yaklaşık 4 saat yol gittiklerini, yaylaya vardıklarında çevrede kimsenin olmadığını, ıssız bir alanda dönüşümlü olarak keçileri otlattıklarını, daha sonra teknenin kenarında yemeklerini yediklerini, ardından ağaçların dibinde bir saat kadar dinlendiklerini, keçiler kayalara doğru gidince ...'a “Az önce davarları çevirmiştin, sen dinlen, ben çevireyim.” dediğini, davar çevirmeye gittiğini, elli metre gittikten sonra ...’ın kendisini çağırdığını, o mesafeden kendi köpeklerini kastederek “İti vurayım mı?” dediğini, kendisinin ise “Vurma, siz istemiyorsunuz başkasına verirsiniz.” dediğini ve yoluna devam ettiğini, ...’ın teknenin yanında olduğunu, köpeğin de ...’ın yanında yattığını, ...’ın tüfeği köpeğe doğrulttuğunu, köpek ile ... arasında yaklaşık iki metre mesafe olduğunu, kendisinin kayalığa doğru gittiğini, bulunduğu yerden ...’ın görünmediğini, bu sırada bir el silah sesi işittiğini, kayanın başına çıktığında kaçan köpeği gördüğünü, “Boşa sıkmaz, bu neye sıktı?” diye düşündüğünü, kayalığa tüfeği bırakıp ...'ın bulunduğu istikamete doğru koşarak gittiğini, ...'ın yerde yattığını, kafasından yaralandığını, kafasından kan aktığını, ...'ın tüfeğinin yanında ayaklarının dibinde olduğunu, ...'ın konuşamadığını, keçilerin başka yöne gitmemeleri için kamalak kırıntıları attığını, tüfeğini bırakmış olduğu kayalıktan alıp tekrar ...'ın yanına geldiğini, köye gidip yardım getirirken tüfekle koşmak zor olacağından tüfeği ...'ın yanına bıraktığını, ancak iki tüfek arasında biraz mesafe olduğunu, olay meydana geldiği sırada çevrede hiç kimseyi görmediğini, birkaç kilometre yol yürüdüğünü önce kendi evlerine gittiğini, evde annesi ile ayakları tutmayan sakat ağabeyinin olduğunu, annesine meydana gelen olayı anlattığını, annesinin ilk önce ...'ın babasına haber verilmesi gerektiğini söylediğini, evdeki bisikletine binip ...'ın evlerinin karşısına vardığını, ...'ın babasını dışarı çağırıp ...'ın yaraladığını ve bulunduğu yeri söylediğini, bu sırada ...'ın amcasının oğlu ... yanlarına geldiğini, ...'la birlikte ağabeyi ... ile tarlada çalışan babasının yanına gittiklerini, yanlarına varıp olayı anlattığını, babasının traktörüne binip kalabalık bir grup olarak olay yerine doğru gittiklerini, olay yerine vardıklarında ...'ın anne, babası ve kardeşini gördüklerini, ...’ın öldüğünü, olay jandarmaya intikal edince cebindeki iki adet dolu fişeği jandarma karakolunda kendisinden aldıklarını, bildiği kadarıyla ...'ın tüfeğinde önceden sorun bulunduğunu, merminin tüfeğe sıkıştığını, bu sıkışma nedeniyle ...’ın ara sıra tüfeği açıp kapattığını, hatta daha önce bir kez daha sıkışma meydana gelince, kendisinin bıçakla fişeği tüfekten çıkardığını, ...'ın tüfeğinin tekrar sıkışma yapmış olabileceğini, bu sıkışma sırasında da tüfeğin patlamış olabileceğini, olay yerinde ... ile herhangi bir şekilde tartışmadığını, aileleri arasında husumet bulunmadığını, arkadaş oldukları için keçileri birlikte otlattıkları, ne o gün, ne de daha önceki günlerde ... ile aralarında tüfekle ya da elle şakalaştıklarını, hiçbir şekilde birbirlerine tüfek doğrultmadıklarını, ...'a kesinlikle ateş etmediğini, göremediği bir şekilde ...’ın kazaen kendi tüfeği ile ateş etmek suretiyle yaralanıp öldüğünü, olayla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, ne kasten ne kazaen ...’a ateş etmediğini, bilirkişi raporundaki tespitlere katılmadığını, ...'ın bulunduğu yerin düz bir yer olduğunu, kayalık veya rampa bulunmadığını, ...'ın düştüğü yerde büyük taşlar olmadığını, olay sırasında çevrede araştırma yapmadığını, çevrede boş fişek kartuşu olup olmadığına bakmadığını, zaten bir an önce arkadaşına yardım getirmek düşüncesiyle hareket ettiğini,
Tutuklanması talebiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; Cumhuriyet savcılığında verdiği ifadesini aynen tekrar ettiğini, yaylada iken birden silah sesi duyduğunu, ...’ın yanına gittiğinde başından yaralanmış yerde yatarken gördüğünü, tüfeğinin yanında olduğunu, ...’ın kendini vurmuş olabileceğini, zira tüfekle çok uğraştığını, tüfeğinin ağzına mermi sıkıştığını, fişeği çıkarmaya çalıştığını, tüfeğin yanlışlıkla patlamış olabileceğini, ...’ın kendisini ne şekilde vurduğunu görmediğini, ...'ı vurmadığını,
Mahkemede; olay günü ölenle birlikte yaylaya keçilerini otlatmaya gittiklerini, keçileri yatırdıktan sonra kamalak ağacının dibine dinlenmeye gittiklerini, kendisi yatarken ölen ...’ın keçileri otlattığını, kalkıp ...’ın yanına gittiğini, ...’ın kendisine “Benim silahım eski, ben de senin silahından alacağım.” dediğini ve kendi fişeği ile deneme amaçlı havaya bir el ateş ettiğini, ardından tüfeği yeniden doldurup köpeğini kastederek “Köpeği vurayım mı?” dediğini, ...’ı köpeği vurmaktan vazgeçirdiğini, ...’ın tüfeği alıp mekanizmasını kullanarak kırdığını, “Bu kirlenmiş.” deyip parmağı ile tüfeğin içini temizlemeye çalıştığını, sonra tekrar “Köpeği vurayım mı?” dediğini, ardından keçileri yaymak için gittiğini, bu sırada kendisinin yattığını, bir el ateş sesi işittiğini, ...’ın köpeği vurduğunu zannettiğini, köpeğin kaçtığını, merak edip ...’ın yanına gittiğini, yaralı olduğunu gördüğünü, koşup ölenin ailesine haber verdiğini, olaydan önce ...’la bir husumetinin olmadığını, ölenle aynı boyda olduklarını, ölenin yanında fişek dolu palaskasının olduğunu, bazen fişeklerin ön tarafına mermi taneciklerini sıkıştırmak amacıyla cam parçaları konulduğunu ancak kendi fişeklerinde böyle bir şey olmadığını, silah sesini duyup silah sesinin geldiği yere baktığında ...’ı göremediğini, 3-4 dakika içinde ...’ın bulunduğu yere gittiğini, silah sesini duyduğu yer ile olay yeri arasında 350- 400 metre mesafe olduğunu, olay yerine 3-4 dakika içinde geldiğini, hiçbir şekilde silah kullanmadığını, suçlamaları kabul etmediğini, hayvanları çevirmeye giderken yanına tüfeğini almadığını, ...’ın tüfeği ile oynadığını, ... yaralanınca doğrudan eve koştuğunu, tüfeklere veya kartuşa müdahale etmediğini, kendisinde bulunan iki adet dolu kartuşu jandarma karakolunda kendisinden aldıklarını, abisi Teyfik’in olay yerine gittiklerinde tüfeği açıp baktığını, tüfeğin boş olduğunu, tüfeğin kartuşu otomatik olarak dışarı atmadığını, tüfeğinin içindeki boş kartuşu kimin çıkarıp attığını bilmediğini, Teyfik’in, ...’a ait tüfeği kontrol ettiğini, ...’ın kendisine ait tüfek ile oynadığını,
Savunmuştur.