Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/3552 · K. 2023/5759
11. Hukuk Dairesi 2022/3552 E. , 2023/5759 K. "İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali/hükümsüzlüğünün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hisse devir sözleşmesi ile davalı şirketin 14 hissesini devraldığını, anılan tarihte şirketin toplam kayıtlı sermaye değerinin 5.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin şirkette istihdam edildiğini, müvekkili ile şirketin hakim ortağı Hakan Levent Demirbağ arasında sorunlar yaşandığını, 02.09.2003 tarihinde iş akdi sonlandırılarak müvekkilinin şirketten uzaklaştırıldığını, hiçbir zaman kâr payı almadığı gibi şirket hakkında bilgi de verilmediğini, pay sahipliğinden kaynaklanan haklarının kullandırılmadığını, davalı şirketin diğer ortaklara nazaran zayıf durumda bulunan müvekkilinin haklarını elinden almak için mutlak hükümsüzlük ve görünürde nakdi sermaye arttırımı kararları ile müvekkilinin paylarını yok etmek istediğini, kazanç elde eden, mal varlığını arttıran şirketin mevcut mal varlığı ile sermaye miktarını eşitlemek için öz kaynaklardan karşılamak suretiyle sermaye arttırımına gittiğini, bu süreçte diğer ortaklar hissesini 7 kat arttırırken nakdi sermaye artırım borcunu karşılamadığı gerekçesiyle müvekkilinin oransal olarak payının %1'e düşürüldüğünü, sermaye artırımının nakit ihtiyacından kaynaklanmadığını, özkaynakların mevcut durumu dikkate alınarak enflasyon karşısında kayıtlı sermayenin reel duruma uygun hale getirilmesi amacıyla artırıma gidildiği 20.10.2003 tarih, 2003/5 sayılı ortaklar kurul kararında belirtildiği halde anasözleşme tadil metninin nakdi sermaye artışı varmış gibi düzenlenerek sicile bildirildiğini, 2003 yılına ait karardan yaklaşık 6 ay sonra 13.04.2004 tarihinde alınan 2004/2 sayılı karar ile mevcut sermaye tutarı 6.51 kat arttırılarak 228.000,00 TL’ye çıkarılmasına karar verildiğini, anasözleşme tadil metnine göre, “… arttırılan sermayenin 192.315,00 TL’sinin şirket aktifinde kayıtlı bulunan amortismana tabi iktisadi kıymetlerin yeniden değerlendirilmesi neticesinde ortaya çıkan değer artış fonundan ortaklara hisseleri oranında bedelsiz olarak dağıtılması, 684,20TL’nin ise nakden karşılanması suretiyle” sermaye artırımına gidildiği belirtildiğini, iki sermaye artırımı kararı arasındaki kısa sürede şirket aktifinin 7 kat yükseltilmiş olmasının hayatın olağan akışı ve iktisadi teamüllerle izah edilemeyeceğini, bu kararın, 22.10.2003 tarihli sermaye artırımının, gerçekte öz kaynaklardan karşılandığını, nakdi sermaye artışının söz konusu olmadığını, özel amacının ise müvekkilin sermaye payının yok edilmesi olduğunu ortaya koyduğunu, 14.09.2005 tarih ve 2005/2 sayılı kararla hiçbir nakit ihtiyacından veya yatırımdan bahsedilmeden sermaye artırımına gidildiği ve şirket sermayesinin 500.000,00 TL’ye çıkarıldığını, kararda 2004 yılı net karı olan 257.139,30TL’nin sermayeye ilave edilmesi, bakiyesi 14.860,70 TL’nin nakdi sermaye artışı ile karşılanmasına” karar verildiğini burada da yapılanın iç kaynaklardan sermaye artırımı olduğunu, 21.08.2006 tarih, 2006/7 sayılı kararla şirket sermayesinin 2.000.000,00 TL'ye çıkarılarak 136.230,31 TL'sinin 2005 yılı net kârından, 1.363.769,69 TL'sinin müvekkili hariç ortaklardan nakden karşılandığının belirtildiğini, gerçekte nakdi sermaye artırımı bulunmadığını, 25.12.2007 tarihli kararla şirketin sermayesinin 3.000.000,00 TL'ye çıkarılmasına ve artırılan miktarın nakden ortaklardan karşılanmasına karar verildiğini, 05.08.2009 tarihli kararda da sermayenin 4.000.000,00 TL'ye artırılmasına, artırılan miktarın nakden ortaklardan karşılanmasına karar verildiğini, 20.10.2003 tarihli 2003/5 sayılı genel kurul kararı ve bu karara bağlı sermaye artırıma ilişkin diğer kararların mutlak hükümsüzlük nedeniyle iptali gerektiğini ileri sürerek 20.10.2003 tarih ve 2003/5 sermaye arttırımı ve buna bağlı 13.04.2004 ve 2004/2 sayılı, 14.09.2005 ve 2005/2 sayılı, 21.08.2006 ve 2006/7 sayılı, 25.12.2007 tarihli, 05.08.2009 tarihli sermaye arttırımına ilişkin genel kurul kararlarının mutlak hükümsüzlük nedeniyle iptaline aksi taktirde davaya konu sermaye işlemlerinin iç kaynaklardan sermaye arttırımı biçiminde yapıldığının tespiti ile kanuna, ahlaka, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 462 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı biçimde müvekkilinin pay oranının düşürülmesine dair işlemlerin hükümsüzlüğünün tespitine, müvekkilinin pay oranının hali hazırdaki sermaye payının %7'si olarak anasözleşme ve sicile tesciline karar verilmesini talep etmiştir.