V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 15.02.2022 tarih, 2020/4348 E. ve 2022/1141 K. sayılı kararıyla; "...1-...6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde yürürlükte olan 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması halinde istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla, yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde ve bu hale münhasır olarak başvurunun esastan reddine karar verilmesi gereklidir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda da açıklandığı üzere yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde inceleme yapılması ve gerekçe genişletilmiş olması durumunda HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki oluşacağı açık olup bu durum ise kanuna açık bir aykırılık oluşturur ve re’sen bozma nedeni teşkil eder.
Hükümden sonra 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 356. maddesine eklenen ve yayım tarihinde yürürlüğe giren 2. fıkra, yukarıda belirtilen hallerde, farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir nitelikte değildir. Nitekim, bilindiği ve HMK’nın 354. maddesinde ve özellikle bu maddenin gerekçesinde değinildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak incelemenin biri denetim açısından, diğeri ise dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Ayrıntıya girilmeden ifade edilecek olursa, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu uyuşmazlık üzerinde bir inceleme yapılması halinde, 356/2. maddede değinilen ve verilmesi öngörülen gerekli karar, yeniden esas hakkında bir karardır. Tüm bu nedenlerle, HMK m. 353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan 01.10.2011 tarihli sözleşme ile dava dışı Kütahya Su ile davacı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, bununla birlikte 01.10.2011 tarihli protokol de davalının davacıya ait olan Türkmen Su şirketinin İç Anadolu Bölge Distribütörlüğünü 310.000,00 TL bedelle devir alması konusunda tarafların anlaştığı, davalının davacının bayisi olduğu, alınan bilirkişi raporunda mali açıdan distribütörlüğün fiilen devir edildiği şeklinde görüş beyan edildiği, davalı asilin 01.10.2011 tarihli protokoldeki imzayı ve içeriğini kabul ettiği, bu durumda davalının imzasını ve içeriğini kabul ettiği protokole dava tarihine kadar herhangi bir itirazda bulunmadan uyarken, davadan sonra protokolün ön anlaşma niteliğinde olduğunu ileri sürmesi taraflar arasında bağıtlanan sözleşmeye duyulan güvende çelişki oluşturacak davranış yasağına aykırı olup davacının 2011 yılına kadar dava dışı Türkmen Su işletmesinin İç Anadolu Distribütörü olarak görev yaptığı, bu tarihten sonra ise taraflar arasında düzenlenen 01.10.2010 tarihli sözleşmeye istinaden Türkmen Su firmasına ait İç Anadolu Bölgesi Distiribütörlüğünün davalıya devredildiği, dava dışı Türmen Su firmasına yazılan müzekkereye verilen cevapta devir yapılmadığının bildirilmiş olmasına rağmen şirketin internet sayfası çıktılarından, bilirkişi raporuyla belirlenen su satış fiyatlarından, devir işleminin fiilen gerçekleştiği kanaatine ulaşıldığı, sözleşmede yazılı olduğu üzere devir bedelinin 310.000,00 TL olduğu, davalının keşidecisi olduğu 310.000,00 TL bedelli senedin bu amaçla düzenleyerek davacının babası olan lehtar Cemalettin Gökmen'e verdiği, davalı savunmasında geçen davacıya ait bir kısım borçların ödendiği iddiasının incelenmesinde yapılan ödemelerin davacıya ait borçların ödenmesi niteliğini taşımadığı, devir bedeli olan 310.000,00 TL'den 138.000,00 TL'nin ödendiği, bakiye 172.000,00 TL distribütörlük devir bedelinin ödenmediği, açıklanan bu nedenlerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne, takip dosyasına yapılan takibe itirazın iptaline, takibin 172.000,00 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek değişen oranlarda avans faiziyle birlikte devamına, davacının icra inkar tazminatı isteminin kabulüne, asıl alacak olan 172.000,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.