II. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet savcısınca yapılan istemin reddine dair verilen kararda isabet bulunup bulunmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmakta ise de öncelikle ... bu kararın kanun yararına bozmaya konu olup olamayacağının tartışılması gerekmektedir.
B. Hukuki Süreç
1. Şüpheli ..., 1990 doğumlu olup, ... ili Biga ilçesinde polis memuru olarak görev yapmakta iken Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı nedeni ile 03.10.2016 tarihinde görevden uzaklaştırılmış, 14.07.2017 tarihli 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de kamu görevinden çıkarılmıştır. Hakkında disiplin soruşturmasının bulunmadığı belirtilen şüpheli ..., 27.06.2014 ile 14.07.2016 tarihleri arasında ... İl Emniyet Müdürlüğünde görev yapmıştır. Şüphelinin adli sicil kaydında ise sabıkası bulunmamaktadır.
2. ... İl Emniyet Müdürlüğünde görevliyken 11.08.2016 tarihinde görevden uzaklaştırılan ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/1885 sayılı soruşturma dosyası kapsamında hakkında işlem yapılan Y. P.'nin, 08.08.2016 tarihinde şüpheli sıfatı ile müdafii eşliğinde, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyanla verdiği ifadesinde özetle, ...'da göreve başladıktan sonra örgüte ait cemaat/ışık evlerinde, evlenene kadar yaklaşık bir buçuk yıl süre kaldığını, bu süreçte himmet verip, sohbetlere katıldığını, 2015 yılında yapılan genel atama ile eşi ile birlikte ... iline geldiklerini, A. isimli cemaat ablasının evinde iken kendisi ve eşinin telefonuna güvenli olduğundan bahisle tango isimli bir programın yüklendiğini yine bu esnada S. isimli cemaat ablası olan şahsında bu evde bulunduğunu, bir müddet sonra eşinin de uyarısı ile bu programı telefonundan kaldırdığını ayrıca S. isimli cemaat ablası olan şahsın, hizmet hareketinden olduklarını belirterek görüşmesini istediği üç polis memurun isimlerini verdiğini ve tango isimli programdan bu şahısların isimlerini telefonuna eklediğini ancak isimleri eklenen ..., E. ve S. adlı şahıslarla ne telefonda, ne de yüz yüze görüşme yapmadığını; zira kendisi ile eşinin hizmet hareketi adı altında kandırıldıklarını hissettiklerini ve bu şahıslardan uzaklaşmak istediklerini, ...'nin ... polis merkezinde çalıştığını, şahsı ... ilinde görev yaptığı sırada birkaç defa cemaat/ışık evlerinde gördüğünü, 2016 yılında da tayinci olduğunu beyan etmiştir.
20.09.2016 tarihli araştırma tutanağı ile şüpheli ...'nın açık kimlik bilgilerinin tespit sonrası, ... İl Emniyet Müdürlüğünün 23.09.2016 tarihli dağıtımlı yazısı ekinde Y.P.'nin ifadesini de içerir tahkikat evrakları gereği için ... İl Emniyet Müdürlüğüne, daha sonrasında İl Emniyet Müdürlüğünün 29.09.2016 tarihli yazısı ile de ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6364 soruşturmasına kayıt edilen evrak kapsamında, ilgili Cumhuriyet savcısının 30.09.2016 tarihli yazılı talimatları doğrultusunda, şüpheli hakkında soruşturma başlatılmıştır.
14.10.2016 tarihli araştırma tutanağı ile şüpheli ...'nın, eşi Hakan ile birlikte Biga İlçe Emniyet Müdürlüğünde Polis Memuru olarak görev yapmakta iken 03.10.2016 tarihinde açığa alındıkları, 2014 yılında doğan bir erkek çocuğunun bulunduğu belirtilmiş ve ikamet adresi ile kayıtlı ... bilgisinin tespiti yapılmıştır.
Süreçte yapılan araştırmalar kapsamında tanzim edilen tutanaklarda özetle, şüphelinin ByLock kaydına rastlanmadığı fakat 06.10.2010 ve 11.06.2014 tarihleri arasında Bank Asyada hesabının bulunduğu ve 2014 yılı Nisan ve Mayıs ayında hesabında 800,00 TL mevduatının olduğu, 2013 yılı aralık ayından itibaren belirtilenin dışında bakiyesinin ise bulunmadığı, Y.P'nin ifadesi dışında hakkında başkaca bir beyanın bulunmadığı belirtilmiştir. 25.01.2017 tarihli İl Emniyet Müdürlüğünün yazısı ekinde tanzim olunan tahkikat evrakları Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
3. Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2017 tarihli ve 2016/10898 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile özetle; 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeleri sonrası, örgütün İl Emniyet Müdürlüğünde faaliyet gösteren üyelerinin deşifresine yönelik başlatılan soruşturma neticesinde, örgüt evlerinde kaldığını beyan eden Y.P. isimli polis memurunun ... TEM Şube Müdürlüğünde 08.08.2016 tarihinde verdiği ifadesinde, ... ilinde görev yaptığı sırada birkaç defa örgüt evlerinde gördüğüne dair beyanda bulunduğu, Bank Asyada 06.10.2010 tarihinde açtığı hesabının olduğu, 29.04.2014 tarihinde katılım hesabı açıp 800,00 TL yatırıldığı ve 11.06.2014 tarihinde de kapatıldığı fakat bunun dışında herhangi bir hesap hareketinin ise bulunmadığı, örgüte müzahir eğitim kurumlarında kaydına rastlanılmadığı, örgütün gizli haberleşme aracı ByLock programını kullanmadığı, bugüne kadar aleyhine verilmiş bir beyan ve teşhisin bulunmadığı belirlenen şüpheli ... hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair dava açmaya yeterli delil elde edilmediğinden, kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar (KYO) verilmiştir.
Bahse konu KYO kararında, aralarında şüpheli ...'nın da yer aldığı ve ifadelerinin alınmadığı belirtilen şüphelilere ifadeleri alınmadığı için kararın tebliğine yer olmadığına, Sulh Ceza Hakimliğine itirazı kabil olmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesi gereğince karar verildiği belirtilmiştir.
4. KYO kararı sonrasında ise; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen ... SD kartta, çok sayıda emniyet personeline ilişkin kodlamaların yapıldığı ve verilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Bunlar içerisinde şüpheli ... ile ilgili de verilerin bulunduğu belirlenmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğünün 20.02.2020 tarihli, 81 İl Emniyet Müdürlüğüne gönderdiği dağıtımlı yazısı ile aralarında şüphelininde bulunduğu ve haklarında adli işlem yapılmayan fakat bir kısmının ihraç edildiği de belirtilen çok sayıda Emniyet personeli ile ilgili olarak, gereğinin yapılması ilgili İl Emniyet Müdürlüklerinden istenilmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/857 soruşturma sayılı dosyası ile bildirilen 82 kişi hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır. 03.03.2020 tarihli ilgili Cumhuriyet savcısının yazılı talimatları doğrultusunda 82 kişi arasında yer alan şüpheli ...'nın örgütle irtibat ve iltisakına dair veri havuzundan sorgulamaları da içerir araştırmaları
yapılmıştır. 692 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildiği ve hakkında yürütülen bir soruşturma yahut kovuşturma kaydının olmadığının da süreçte tanzim edilen tutanak içeriklerinde belirtildiği görülen şüphelinin, 07.05.2020 tarihli veri inceleme raporunda, ele geçen ... SD kart içeriğinde bulunan "tüm liste ve güncel liste" isimli verilerde kodlamasının yapıldığı belirlenmiştir. Güncel lise [liste] adlı tabloda öğretmeninin S. Hanım, zümre başkanının E. Bey olduğunun belirtildiği görülmüştür.
5. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2020 tarihli, 2020/857 soruşturma ve 2020/130 sayılı ayırma kararı ile şüpheli hakkında soruşturma evrakının dosyadan tefrik edilerek, 2020/1911 soruşturma numarasına kayıt edilmesine karar verilmiştir. 21.05.2020 tarihli, 2020/1911 soruşturma, 2020/760 sayılı yetkisizlik kararı ile de ... İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli iken 692 sayılı KHK ile ihraç edilmesi nedeni ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturma dosyasının, gereğinin takdir ve ifası için ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2020 tarihli yazısı ekinde gönderdiği 08.06.2020 tarihli tutanakta; şüphelinin Bank Asyada 06.10.2010 tarihinde açtırdığı vadesiz mevduat hesabının olduğu, 29.04.2014 tarihinde bu hesabını kapattığı, 21.10.2010 ile 11.07.2011 tarihleri, 12.10.2012 ile 28.01.2013 tarihleri ve 29.04.2014 ile 11.06.2014 tarihleri arasında vadeli mevduat hesaplarının bulunduğu, vadesiz mevduat hesabında 2014 yılı Nisan ve Mayıs ayında 800,00 TL mevduatının olduğu; 2010 ve 2012 yıllarında katılım hesabının bulunduğu ve bu hesaplarda bulunan parasını 28.01.2013 tarihinde çektiği, 29.04.2014 tarihinde katılım hesabı açtığı, 800,00 TL yatırıp, 11.06.2014 tarihinde çektiği belirtilmiştir.
Dosya ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/5262 sayılı soruşturma numarasına kayıt edilmiştir.
6. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/5262 sayılı soruşturması kapsamında kollukça yapılan sorgulama ve araştırmalarda; disiplin soruşturmasının bulunmadığı, 692 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, kapatılan vakıflarda kurucu veya yönetim kurulu üyeliği bilgilerine rastlanılmadığı, işçi sendikalarında kaydının bulunmadığı, memur sendikalarına kaydının ise ilgili kurumdan sorulması gerektiği, kapatılan eğitim kurumu ile sendikalarda kaydının bulunmadığı, dershane ve yurt kayıtlarının ise sorgulanamadığı, kapatılan ... yerlerinde çalışma kaydına rastlanılmadığı, kapatılan derneklerde üyelik kaydı bulunmadığı, tahdit ve hudut kapılarından yurda giriş çıkış kaydına rastlanılmadığı, müdürlük arşiv kayıtlarının tetkikinde hakkında herhangi bir bilgi, belge yahut teşhisin atılı suça yönelik bulunmadığı belirlenen şüphelinin, yeniden temin edilen kayıtlarına istinaden Bank ... hesaplarına yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve 25.12.2013 ile 31.05.2015 tarihleri arasında 29.04.2014 tarihinde katılım hesabı açıp 800,00 TL yatırdığı, 11.06.2014 tarihinde de bu hesabı kapattığı belirlenmiştir.14.09.2021 tarihli Mali Suçları Araştırma Kurulu Raporu ve 02.02.2021 tarihli tutanakla da şüphelinin banka hesaplarında inceleme yaptırılmış, haklarında atılı suçtan işlem yapılan kişilerle para hareketleri tespit edilmiştir.
16.09.2020 tarihli talimat evrakı ile ... Cumhuriyet Başsavcılığından Y.P'nin tanık sıfatı ile belirtilen hususlarda dinlenilmesi istenilmiş; 22.09.2020 tarihinde kollukta, tanık sıfatı ile Y.'nin ifadesi temin edilmiştir.
16.09.2020 tarihli talimat evrakı ile ... Cumhuriyet Başsavcılığından, şüpheli ...'nın ifadesinin alınması istenilmiş ve müdafii eşliğinde, 12.10.2020 tarihinde, kollukta verdiği ifadesinde şüpheli özetle; 2008 yılında dershanelerine gitmesi dışında örgütle bir bağının bulunmadığını, 2010 yılında mesleğe başladığında Bank ...'da hesap açtığını ve 2014 yılında kapattığını, bu konuda öncesinde hakkında takipsizlik kararı verildiğini, 2016 yılında Biga'ya tayinlerinin çıkmasından kısa bir süre sonra kendisi ile eşinin açığa alınıp sonrasında ihraç edildiklerini, bahse konu kodlamalardan ise OHAL komisyonundan ret cevabı geldiğinde haberinin olduğunu fakat bunları kabul etmediğini, adları geçen şahısları tanımadığını, örgüt üyesi olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Yine şüphelinin tespiti yapılan telefonun hakimlik kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 135 maddesi uyarınca görüşme kayıtları (HTS) temin edilmiş, 06.11.2008 ile 15.07.2016 tarihleri arasında haklarına atılı suçtan işlem yapılan, bylock kullandıkları tespit edilen, örgütün ... yönetiminde bulunan kişilerle (11.10.2021 tarihli tutanakta da belirtildiği üzere örgütün ... yönetimi ile irtibatına dair bir kaydı bulunmamaktadır.) irtibatına ilişkin 11.10.2021 tarihli analiz raporu temin edilmiştir.
04.10.2021 tarihli müzekkere ile ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinden 2017/165 esasa kayden görülen kamu davasının soruşturma evrakları içerisinde şüpheli ile ilgili delil teşkil eden belgelerin gönderilmesi istenilmiştir. Mahkemenin 14.12.2021 ve 19.01.2022 tarihli yazıları ile de dosyada sadece KYO kararının bulunduğu bildirilmiş ve gönderilmiştir.
7. Cumhuriyet Başsavcılığının 27.12.2021 tarihli, 2016/10898 soruşturma sayılı yazısı ile ... Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden, yeni deliller elde edilmesi üzerine şüpheli hakkında 2020/5262 sayılı soruşturmanın yürütüldüğü belirtilerek, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 2016/10898 sayılı dosyada şüpheli hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması talep edilmiştir.
04.02.2022 tarihli yazı ile de talebe istinaden verilen bir kararın ve de dosyaların gönderilmemesi nedeni ile ... 2. Sulh Ceza Hakimliğinden talep doğrultusunda karar verilmesi istenilmiştir.
8. ... 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16.02.2022 tarihli ve 2021/4054 değişik ... sayılı kararı ile ... Cumhuriyet Başsavcılığının ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına ilişkin 27.12.2021 tarihli talebinin reddine, 5271 sayılı Kanun'un 173/3 üncü maddesi gereğince kesin olarak karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde "...Her ne kadar savcılıkça şüpheli hakkında yeni delillerin elde edilmesi üzerine 17.03.2017 tarih ve 2016/10898 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın kaldırılması talep edilmiş ise de; soruşturma dosyasında şüpheli ... hakkında CMK 172/2 maddesinde belirtilen yeni delil teşkil edecek evrakların bulunmadığı anlaşıldığından, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2017 tarih ve 2016/10898 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılması talebinin reddine..." karar verildiği belirtilmiştir.
Diğer Cumhuriyet savcılarınca 17.02.2022 tarihinde UYAP sisteminden, KYO kararı okunmuştur.
9. Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2022 tarihinde oluşturulup, 22.02.2022 tarihinde de elektronik imzalanan yazısı ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne, şüpheli hakkındaki HTS analiz ve emniyet mahrem veri inceleme raporlarının soruşturma kapsamında yeni delil mahiyetinde olmasına rağmen, soruşturma dosyasında 5271 sayılı Kanun'un 172/2 maddesinde belirtilen yeni delil teşkil edecek evrakların bulunmadığı belirtilerek verilen ... 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16.02.2022 tarihli ve 2021/4054 değişik ... sayılı kararının usul ve kanuna uygun olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi gereğince kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda ihbar ve görüşte bulunulmuştur.
10. UYAP sisteminden, 2016/10898 soruşturma sayılı dosya evraklarının bir kısmının bulunduğu, ayrıyeten aynı soruşturma kapsamında KYO kararı verilen diğer şüphelilerden M. hakkında, yeni delil elde edildiğinden, KYO kararının kaldırılmasına yönelik yapılan istemin kabulüne, itiraz kanun yolu açık olmak üzere 09.01.2019 tarihli 2019/97 değişik ... sayılı karar ile ... 2. Sulh Ceza Hakimliğince karar verildiği görülmüştür.
C. İlgili Hukuk
11. 5271 sayılı Kanun'un "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" başlıklı 172 maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları;
"(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta Sulh Ceza Hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz..."
"İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267 nci maddesi;
"(1) Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."
"İtiraz usulü ve inceleme mercileri" başlıklı 268 inci maddesinin 2 ve 3 üncü fıkrasında;
"...(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç ... içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh Ceza Hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla Sulh Ceza Hakimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hakimliğe; son numaralı hakimlik için bir numaralı hakimliğe; Ağır Ceza
Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek Sulh Ceza Hakimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliğine; Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek Sulh Ceza Hâkimliği varsa, en yakın Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine aittir..."
Şeklindedir.
D. Değerlendirme
12. Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinde, olağanüstü bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.
13. Soruşturma işlemleri ve kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara ilişkin usul yönünden, Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (5271 sayılı Kanun 160/1 m.). Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilir (5271 sayılı Kanun 161/1 m.). Soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmemesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde Kovuşturmaya Yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı süresi ve mercii gösterilir (5271 sayılı Kanun 172/1 m.).
Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 ... içinde bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebilir (5271 sayılı Kanun 173/1 m.). İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirecek olaylar ve deliller belirtilir (5271 sayılı Kanun 173/2 m.).
Sulh Ceza Hakimliği, istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir (5271 sayılı Kanun 173/4 m.). Sulh Ceza Hakimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek üzere, o yer Cumhuriyet savcılığına talepte bulunabilir. Kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa istemi gerekçeli olarak reddeder. İtiraz edeni giderlere mahkum eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir (5271 sayılı Kanun 173/2 m.).
Dava zaman aşımı süresi içinde aynı fiille ilgili olarak kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesi ve bu hususta merciince yeniden soruşturmaya başlanılması hususunda bir karar verilmedikçe kamu davası açılamayacaktır.
14. Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara itiraz edilmesi üzerine verilen Sulh Ceza Hakimliği kararlarına karşı itiraz yasa yoluna gidilip gidilemeyeceği hususuna gelince;
Kanun'da Sulh Ceza Hakimliğinin 5271 sayılı Kanun'un 173 üncü maddesi kapsamında itiraz üzerine verdiği kovuşturma talebinin reddine ilişkin kararlarına karşı her hangi bir kanun yolu kabul edilmemiştir. Kovuşturma talebinin reddine ilişkin kararlar verildiğinde kesindir. Aynı şekilde, Sulh Ceza Hakimliğinin kovuşturma davasını kabul etmesi ve savcıya dava açmasını emretmesi halinde de, şüpheli ve savcıya tanınmış bir kanun yolu bulunmamaktadır. Kovuşturma davası sonunda Sulh Ceza Hakimliğince verilen ve kesin olan kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya başvurulacağı öğretide ve uygulamada kabul edilmektedir (Ceza Muhakemesi Hukuku 12. Baskı, 527 .sy.Centel/Zafer). Dairemizce de benimsenen uygulama da bu yönde gelişmiştir. (Y4CD, 27.11.2007/ 8603/9977; Y9CD 10.03.2010-2357/2913, Y12CD 19.10.2011-5011/3346)
Ancak 5271 sayılı Kanun'un 173 üncü maddesinde yer alan düzenleme, Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı itiraz müessesesine ilişkindir ve buna göre Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itiraz, münhasıran suçtan zarar görene ( 5271 sayılı Kanun 173/1 m.) tanınmış bir haktır.
Aynı Kanun'un 172/2 nci maddesindeki; "kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." hükmü ise, itiraz yolu da dahil olmakla birlikte itiraz dışında Cumhuriyet savcısının taleplerini de kapsayan farklı bir kurumdur.
İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddenin ikinci fıkrasının uygulanacağına dair usulün 173/6 ncı maddesindeki atıf da, 172/2 nci madde kapsamında verilen kararların; "kural olarak talep üzerine verilen hakimlik kararları" olduğunu işaret etmektedir. İtiraz üzerine verilen karar kesin olduğuna göre 173/6'ncı maddenin başka bir anlamı ifade ettiğini söylemek zordur. Doktrinde de (Prof Dr. Ersan Şen, https:// www.hukukihaber.net /kyok-sonrasi- yeni- delil- makale, 6733.html, erişim tarihi 10.01.2022) 5271 sayılı Kanun'un 172/2 nci maddesi ile 173/1 inci maddesindeki düzenlemelerin farklı usul kurumlarına ilişkin olduğu kabul edilmiştir.
Şu hale göre, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet savcısınca yapılan istemin reddine dair verilen kararın, 5271 sayılı Kanun'un 173/1 inci maddesine istinaden "itiraz üzerine verilmiş" bir karar değil ve fakat 172/2 nci maddesi kapsamında "talep üzerine tesis edilmiş bir hakimlik kararı" olması nedeniyle, anılan Kanun'un 267 nci maddesindeki; "Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." açık hüküm nedeniyle itiraz kanun yoluna tabi olduğunun kabulü gerekir.
15. Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair itiraz edilmeyen kararın, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik yapılan istem üzerine Sulh Ceza Hakimliğince verilen talebe konu 16.02.2022 tarihli ve 2021/4054 değişik ... kararının, itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle henüz kesinleşmediği, 21.02.2022 tarihli, 22.02.2022 tarihinde elektronik imzalanan yazı ile de karara yönelik kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 264 üncü maddesinin "(1)Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. (2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir" hükmüne binaen, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından istemin reddine ve dosyanın itirazen incelenmek üzere itiraz merciine mahallince tevdiine karar verilmiştir.