Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/4147 · K. 2023/3127
11. Hukuk Dairesi 2022/4147 E. , 2023/3127 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/408 Esas, 2022/106 Karar HÜKÜM : Davanın reddi Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.12.2003 vade tarihli bonoya istinaden davalı aleyhine takip yaptığını, takipsiz bırakılan takip dosyasının 10.06.2015 tarihinde yenilendiğini, davalı borçlunun başvurusu üzerine icra tetkik merciince üç yıllık zamanaşımının geçtiği gerekçesiyle icranın geri bırakılması kararı verildiğini, temel ilişkiye dayalı zamanaşımının ise dolmadığını, davacı ile davalının 2004-2005 yıllarında şirket ortaklığı yaptığını, davalının borçlarını ödeyebilmesi için davacı tarafından 22.12.2003 tarihinde borç para verildiğini ileri sürerek 56.521,00 TL'nin 22.12.2003 tarihinden itibaren avans faziyle tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın ve bonoya dayalı takip hakkının zamanaşımına uğradığını, davacı ile davalının arasında ödünç ilişkisinin olmadığını, dayanak bononun davalının borcu nedeniyle mal beyanında bulunmayan dava dışı Akbeton firmasına verilmek üzere bu firmanın vekiline verilen senet olduğunu, ancak bu senedin kabul edilmediğini ve davacı tarafından bu firmaya senet verildiğini, akabinde davalının avukatın ofisine giderek yeni bir bono tanzim ettiğini ve davacının düzenlediği senedi alarak davacıya iade ettiğini, davalının ilk düzenlediği senedin ise yırtılıp atıldığının beyan edildiğini, ancak yırtıldığı belirtilen bononun tamamlanarak takibe konu edildiğini, tarafların arasında herhangi bir ticari ilişkinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar Mahkemece 16.06.2016 tarih, 2015/724 E. ve 2016/439 K. sayılı kararı ile genel zamanaşımı süresinin dolduğu, alacağın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. (Birinci) Bozma Kararı Dairemizin 05.07.2018 tarih, 2017/1044 E., 2018/5007 K. sayılı kararıyla; "...Dava, taraflar arasında varlığı ileri sürülen ödünç sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı, delil olarak icra hakimliğince zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle icranın geri bırakılması kararı verilen takibe konu 22.12.2003 vade tarihli bonoya dayanmıştır. Ödünç sözleşmeleri bakımından zamanaşımı süresi, gerek 818 sayılı BK'nın 125. maddesi ve gerekse de 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi gereğince on yıl olup her iki yasa bakımından da alacaklının icra takibinde bulunması halinde zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Bononun vade tarihi 22.12.2003 olup, davacı bu bono ile 05.01.2006 tarihinde icra takibi yapmıştır. İcra takip tarihi itibariyle, temel ilişki bakımından takiple birlikte zamanaşımı kesilmiş olup gerek 818 sayılı BK'nın 135 ve 136. maddeleri ve gerekse de TBK'nın 156 ve 157. maddeleri gözetildiğinde dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davada genel zamanaşımı süresinin geçtiği yolundaki gerekçesi yerinde olmadığı gibi, ayrıca davanın ispatlanamadığına değinilmek suretiyle davanın hem zamanaşımı ve hem de esastan reddine karar verilmiş bulunması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir." gereğine işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dinlettiği tanık beyanlarının bir kısım bilgilerinin duyuma dayalı olması ve dava konusu senede ilişkin ne miktar için davalıya ödünç verildiği ve senet düzenlendiği hususlarında net bir bilgiyi içermemesi nedeniyle bu beyanların somut uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve yazılı delil başlangıcı olan belgedeki borcu ispatlayacak yeterlilikte olmadığı, bu nedenle tanıkların beyanlarının esas alınamayacağı, ispat külfeti üzerinde bulunan davacının dayandığı tanık delili doğrultusunda beyanı alınan tanıkların davacının davalıya 62.000,00 DM borç verdiğine yönelik tanığın somut ve görgüye dayalı bir şahitliğinin bulunmadığı, tanıkların beyanları davacıdan duydukları hususlara ilişkin olup, alacağın varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı, davalı tanıklarının beyanları kapsamında da dava konusu senedin düzenlenmesine konu bir alacak verecek ilişkisinden bahsedilmediği, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.