IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 09.04.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı süresi içerisinde usulüne uygun olarak itiraz edilmemesine rağmen mahkemece ek rapor alınmasına bile gerek görmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin 29.11.2018 tarihli duruşmanın 7 numaralı ara kararı ile bilirkişi tarafından 09.04.2019 tarihli rapor tanzim edildiğini, bilirkişi raporu ile davacının davalıdan 728.144,27 TL asıl alacak ve 334.782,96 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 1.062.927,73 TL alacaklı olduğu, aylık %1,40 oranında faiz oranının uygulanması gerektiği yönünde rapor sunulduğunu, bilirkişi raporuna davalı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediğini, mahkeme tarafından bilirkişi raporuna rağmen aykırı karar verdiğini, mahkeme tahkikat bitirilmeden HMK 184. maddesindeki usullere uyulmadan, sözlü yargılama aşamasına geçmeden alel acele karar verildiğini, 03.04.1986 tarih ve 86/10555 sayılı Bakanlar kurulu kararında davalı Vakfa 903 sayılı kanun ve vakıflar senedine uygun faaliyette bulunduğu dönemlere münhasır olmak üzere vergi muafiyeti tanındığını, davalının beyan dilekçesinde Vakıf yöneticilerinin görevden alındığını kayyım tarafından yönetildiğini dolayısıyla Vakıf senedine uygun faaliyette bulunmadığını, Vakıflara vergi muafiyeti tanınmasının şartları bulunduğunu, Vakfın yıl içinde elde ettiği brüt gelirinin en az 2/3 ünün sağlık sosyal yardım, eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, kültür ve çevre koruma ile ağaçlandırma faaliyetlerine harcanacağının yazılı olması ve son bir yılda bu koşula fiilen yerine getirmiş olması ve vergi muafiyetinin devamı süresince de bu şartları uyması gerektiğini, bu husus Maliye Bakanlığı'nın Vakıflara vergi muafiyeti tanınması hakkında genel tebliğ başlıklı tebliğinde düzenlendiğini, davalı vakfın 20.05.2016 tarihli 3 numaralı denetim raporunun sonuç ve kanaat bölümünde ... Vergi muafiyetinin kaldırılması noktasında konunun Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca Vakfın 2015 yılı harcamaları da dikkate alınarak incelemesinin yerinde olacağı şeklinde görüş bildirildiğini, davalı Vakfın muafiyet şartlarını taşımadığının İstanbul 21.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/267 esas sayılı dosyasında sunulan raporlarda da görülmekte olduğunu, Şişli Belediye Başkanlığı tarafından emlak vergisi tahakkuk ettirilmesinin davalı Vakfın vergi muafiyeti olmadığının en iyi kanıtı olduğunu, belediye tarafından gayrimenkulü bir bütün olarak değerlendirerek vergi belirlediğini, mahkeme inceleme yapmadan sadece güncel bilgi olup olmadığı bile belli olmayan internet sitesi bilgisine istinaden davalı Vakfın Vergi Muafiyeti olduğunu kabul etmesinin hatalı olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında hatalı olarak sözleşmenin 8.3 maddesinde "iş bu sözleşmeden doğan vergi, resim ve harçlar ile gayrimenkulün emlak vergileri tarafların kendilerine ait olacaktır" şeklinde düzenleme bulunmasına rağmen mahkemenin aksine karar verildiğini, vergilerden davalı vakfın sorumlu olduğunu, Şişli Belediye Başkanlığına yazılan müzekkereye verilen 25.02.2019 tarihi cevapta, emlak ve çevre temizlik ödemelerinin tamamının KLN şirketi tarafından ödendiğinin bildirildiğini, tüm vergilerin davacı tarafından ödendiğini, sözleşme gereğince davalının hissesi itibariyle sorumlu olduğunu, davalının muhatabının Şişli Belediye Başkanlığı olduğunu, mahkemenin gerekçesinin hukuki değerinin bulunmadığını, mahkeme gerekçesinde 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun 3. maddesinde yer verilmesinin de bir önemi bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8.3 maddesinin açık olduğunu, vergi sorumluluğunun davalıya ait olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davalıya ait gayrimenkul'ün 1/2 hissesinin davacıya devredilmiş, kalan 1/2 hisse üzerinde davacı lehine 20 yıl süreli intifa hakkı kurulmuş, sözleşmenin 8.3.maddesinde "İş bu sözleşmeden doğan vergi, resim ve harçlar ile gayrimenkulün emlak vergileri tarafların kendilerine ait olacaktır" hükmü düzenlenmiş olduğu, somut olayda, taraflar arasındaki 09.10.2016 tarihli hastane binasının tamamlanması, hisse satış ve intifa sözleşmesi gereğince, davalı tarafından sahibi olduğu gayrimenkulün 1/2 hissesi davacı tarafa devredilmiş, ayrıca kalan 1/2 hissesi üzerine davacı lehine 20 yıl süre ile intifa hakkı kurulmuş olduğu, davalı ... 03.04.1986 tarih ve 86/10555 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre kamu yararına vakıf olması sebebiyle emlak vergilerinden muaf tutulmuş olduğunun görüldüğü, ayrıca 1319 sayılı Kanunun 3 ve 4. maddesi gereğince Emlak vergisinden kamu yararı vakıf olması sebebiyle muaf durumunda olduğu, Gelir İdaresi Başkanlığından alınan cevabi yazıya göre emlak vb vergilerden öncelikle kullanan durumunda olan intifa hakkı sahibinin sorumlu olduğunun bildirildiği, tüm bu hususlar göz önüne alındığında, davalının sahip olduğu 1/2 hisse için vergi muafiyeti bulunduğundan, davacı tarafından davalı adına yapılan ödemeler sebebiyle davalıya rücu edilmesinin mümkün olmadığı, mahkemece bu hususlar gözetilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuş, öte yandan, 20/06/2019 tarihli duruşmada tahkikat aşamasının sona erdirildiği ve HMK'nın 186. maddesi gereğince sözlü yargılama aşamasına geçilip taraf vekillerinden son sözlerinin sorulduğu, beyanlarının alındığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiş, incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.