İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2022/4382 · K. 2023/8951
- Esas No
- 2022/4382
- Karar No
- 2023/8951
- Karar Tarihi
- 11.09.2023
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2022/4382 E. , 2023/8951 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/105 E., 2021/661 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi
Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'in 19.05.1997 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ağır yaralandığını, Konya Numune Hastanesine kaldırıldığını, davalının nöroşirürji doktoru olarak hastayı muayene ettiğini ancak teşhisteki özensizliği, boyunluk takılmadan hasta sevkine izin verilmesi gibi kusurlu eylemleri nedeniyle hastanın felçli kaldığını, sonuçta davacı ... Bakanlığının İdare Mahkemesince haksız fiil mağduruna tazminat ödemesine karar verildiğini, tazminatın icra dosyasına ödendiğini belirterek oluşan zararın davalı doktordan rücuen tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hastanın 19.05.1997 tarihinde acil servise müracaat ettiğini, ilk muayenesinin acil serviste yapıldığını, ardından davalıdan konsültasyon istendiğini, davalının hastayı muayene ettiğini, hiçbir felç durumu söz konusu olmadığını, şuurunun açık olduğunu ve hastanın kafasındaki yaranın kendisi gelmeden önce dikildiğini, kafa travması olduğu için bilgisayarlı beyin tomografi istediğini, aynı zamanda yan boyun filmi istediğini ve sonuçlarını incelediğini, acil serviste boyunluk olmadığı için hasta yakınlarına boyunluk reçetesi yazdığını, 19 mayıs tatil günü olduğu için temin edileceği yerlerin bile tarif edildiğini, acil serviste boyunluk olmamasının hastanenin hizmet kusuru olduğunu, hastanın servis dosyasında boyunluk reçetesinin yazıldığı ve hasta yakınlarına verildiği notunun mevcut olduğunu, hasta yakınlarının kendilerinin tercih ettiği özel bir ambulans ile hastayı Ankara’ya götürdüklerini, ceza dosyasında yakınlarının hasta götürülürken boyunluk takılmadığını söylediklerini, özel bir ambulansta boyunluğun bulunması gerektiğini, travmalı bir hastanın yanlış nakil edilmesi suçunun kendisine yüklenemeyeceğini, hastanın 19.05.1997 tarihinde beyin cerrahi kliniğine yatışının saat 20.00’de yapıldığını, hastayı herhangi bir yere sevk etmediğini, hasta serviste yatarken hasta yakınlarının hastaneden gitmeye karar verdiklerini, hastanın annesi ...’in hasta tabelasına "tedavi kabul etmeyip isteğim üzerine oğlum Tolga Demiralp‘i götürüyorum" diye yazarak servisi terk ettiklerini, bu şekilde hasta yakınlarının kendi istekleri ile taburcu işlemi bile yaptırmadan kendisinden habersiz olarak hastaneden ayrıldıklarını ve hastanın Ankara Bayındır Hastanesine götürüldüğünü, idare mahkemesinde hizmet kusurunun varlığından bahsedildiğini ancak doktora bir kusur verilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.01.2016 tarihli ve 2001/1033 Esas, 2016/45 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulü ile 43.104,27 TL alacağın 07.05.2001 tarihinden; 954,19 TL alacağın 20/04/2001 tarihinden; ıslah ile ek olarak istenen 551,68 TL'nin ise 28.09.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 25.12.2018 tarihli ve 2016/16040 Esas, 2018/8371 Karar sayılı ilamıyla, "... dava dışı hastaya tüm tedavi süresince uygulanan tıbbi işlem ve müdahalelerin duruma uygunluğunun denetlenmesi ve çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir olgu olduğuna göre, olayın gelişim şekli, hastanın ilk muayenesi, ambulans ile taşınması ve şehir dışındaki diğer hastaneye sevki işlemleri ve oradaki ameliyat sürecinin yayıldığı zaman dilimi dikkate alındığında dava dışı ...’in felçli kalması ile davalının eylemi arasında uygun illiyet bağı olup olmadığı, var ise davalının kusur oranı belirlenmek üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İhtisas Dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm oluşturulması doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir. ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak alınan ATK'nun 25.08.2021 tarihli raporunda da belirildiği üzere neticeten, 19.05.1997 tarihinde trafik kazası nedeniyle başvurduğu Konya Devlet Hastanesi acil servisinde ilk müdahale ve muayenelerden sonra beyin cerrahi konsültasyonu istenmesinin uygun olduğu, travma hastasında yan servikal grafinin T1 vertebraya kadar değerlendirilmesi gerekirken dava konusun olayda T1 vertebraya kadar yan servikal grafi yapılmadan/değerlendirilmeden yatışının yapılmasının uygun olmadığı ve eksiklik olarak değerlendirildiği, ancak aynı gün hastanın kendi isteği ile hastaneden ayrılmasından dolayı kişide gelişen quadriplejiye sebep olan dislokasyonun hastaneye yattıktan önce mi yoksa hastaneye yattıktan sonramı yoksa transfer aşamasında mı geliştiği konusunda tıbbi ayırım yapılamadığı, kişinin kendi isteği ile hastaneden ayrılmış olmasından dolayı ileri tetkik imkanı kalmadığından bahsi geçen, travma hastasında T1 vertebraya kadar yan servikal grafi yapılmadan/değerlendirilmeden yatış yapılması şeklindeki eksikliğin, kişide meydana gelen zarar (quadripleji) üzerinde etkisi olup olmadığı hususunda karar verilemediği, nörolojik defisit olmadan, sadece vertebra kırığı tanısı geç konsa dahi tedaviyi etkilemeyeceği, bu tip kırıklarında sadece nörolojik defisit halinde acil müdahale gerekeceği, tıbbi kayıtlara göre kişideki nörolojik defisitin ne zaman meydana geldiğinin tıbbi ayırımının yapılamadığı, dolayısıyla hekimin eylemlerine tıbbi hata atfedilemediği şeklinde mütalaa da bulunduğu, söz konusu raporun denetime açık ve gerekçeli olduğundan hükme esas alındığı, bu durumda davalı hekimin eylemlerine tıbbi hata atfedilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hastada oluşan zarar ile davalı doktorun özensiz ve ihmali davranışı arasındaki illiyet bağı açık ve kesin şekilde kesilmemişken ve dahi İdare Mahkemesi kararında da hizmet kusuruna neden olarak davalı doktorun bu eylemsizliği gerekçe gösterilerek idare aleyhine tazminata hükmetmişken, her ne kadar ATK raporunda yer alan yanlış ve eksik tespit doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı doktorun muayene ettiği ve başka hastaneye nakledilirken gerekli önlemler alınmadan nakil yapılması nedeniyle felçli kalan dava dışı hasta tarafından, oluşan zararın tazmini amacıyla davacı Bakanlık aleyhine açılan dava sonucu ödenen tazminatın, davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7046 sayılı Kanun) 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na (3359 sayılı Kanun) eklenen geçici 13 üncü madde, 7046 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 18.
3. Değerlendirme
1. Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Kanun’a eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18. maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava dışı şahıs tarafından davacı idareye karşı hizmet kusuru nedeniyle açılan tazminat davasının mahkemece kabul edilmesi üzerine hükmedilen tazminatın 20.04.2001 tarihinde icra dosyasına ödendiği, ... tarafından trafik kazasında ağır yaralanan dava dışı şahsın davalı doktorun görev yaptığı Konya Numune Hastanesine kaldırıldığı, davalının nöroşirürji doktoru olarak hastayı muayene ettiği ancak teşhisteki özensizliği, boyunluk takılmadan hasta sevkine izin verilmesi gibi kusurlu eylemleri nedeniyle hastanın felçli kalması ve bu nedenle tazminat ödemek zorunda kaldığı gerekçesiyle ödenen tazminatın davalı doktordan rücuen tazmini talebiyle dava açtığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozmanın kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.