IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı Tarafın İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece hükme esas alınan 10.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda 5,46 TL yemek bedeli hesaplanmasının hatalı olduğunu, kıdem tazminatına esas günlük giydirilmiş ücretin 73,91 TL üzerinden hesaplanması ve 12.848,19 TL kıdem tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının eksik ve hatalı hesaplandığını, davacının 2011 ve 2012 yıllarında ücretinin net 900,00 TL; 2013, 2014 ve 2015 yıllarında ise net 1.200,00 TL olduğunun hem tanık beyanları ile hem de emsal ücret araştırması ile ispatlandığını, 7.071,00 TL şua izni alacağına hükmedilmesi gerektiğini ve takdiri indirim oranına itiraz ettiklerini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı Tarafın İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; dosyada aldırılan iki raporun birbiri ile çeliştiğini, Mahkemece bu çelişkinin giderilmediğini, davacının röntgen teknisyeni olarak çalıştığı kabul edilerek yapılan hesaplamaların dikkate alındığını, ancak davacının işe giriş bildirgesinden de görüleceği üzere 15.06.2011 tarihinde tıbbi sekreter olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin sona erdiği 19.04.2017 tarihine kadar da aynı bölümde çalışmaya devam ettiğini, davacının yaptığı iş konusunda yapılan hatalı değerlendirme sebebiyle şua izni alacağına hükmedildiğini, davacının 04.04.2017 tarihinden itibaren hiçbir haklı neden olmaksızın işe gelmediğini, davacının şua izni veya yıllık izinlerini kullanmak istediğine yahut hangi tarihler arasında kullanmak istediğine dair sözlü ya da yazılı başvuruda bulunmadığını, davacıdan izinlerini kullanmasının istendiğini ancak davacının kullanmadığını, tüm haklarının ödendiğini, dosyaya sunulan parmak okuma sisteminden anlaşılacağı üzere ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla çalışma ücreti bulunmadığını ve davacının tüm ücret bordrolarını itirazsız imzaladığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince aldırılan raporlar yeterli görülmediğinden yeniden rapor aldırıldığı, davacının ödenmeyen fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı olduğu, bu sebeple iş sözleşmesinin feshinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 24/II-e maddesi gereğince haklı sebebe dayalı olduğu, yemek ücretinin 8,66 TL alınması gerektiği yönünde davacı istinafı bulunsa da dosya içeriği, aynı mahiyetteki dosya ve hakkaniyet gözetildiğinde 2017 tarihi itibari ile 5,46 TL günlük yemek ücretinin giydirilmiş ücrete eklenmesi gerektiği, dosya kapsamına alınan puantaj kayıtlarında yapılan incelemede davacının işe giriş ve işten çıkış saatlerinin hemen hemen aynı olduğu, tanık beyanlarındaki çalışma biçimine göre verilerin olağan çalışma hayatına uygun olmadığı, zira bir işçinin her gün aynı saat ve dakikalarda işe giriş ve çıkış yapmasının insan doğasıyla bağdaşmadığı, söz konusu kayıtlarda davacı imzası da yer almadığı için bağlayıcı bir yön de olmadığı, bu nedenle tanık beyanları doğrultusunda fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı çalışmalarının belirlenmesi gerektiği, davacının 3 ayrı dönemde farklı unvanlarda çalıştığı, davacının bu dönemlerde; 2012 yılında net 900,00 TL; 2013, 2014 ve 2015 yıllarında net 1.200,00 TL, 2016 ve 2017 yıllarında asgari ücretle çalıştığı; 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin yapılan tahakkuklar yönünden ücretin bordro ücretinden farklı kabul edilmesi sebebiyle mahsup işlemi yapıldığı, ancak 2016 ve 2017 yıllarına dair imzalı bordrolardaki ücret gerçeği yansıttığından tahakkuk yapılan yılların dışlandığı, Radyoloji, Radyom ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkında Nizamname'nin 24 üncü maddesinde “Bu gibi müesseselerde, her röntgen mütahassısının veya röntgen ve radyom ile iştigal eden kimsenin senede dört hafta muntazaman devamlı tatil yapması mecburidir.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, şua izninin bölünemeyeceği, davacının tam yıl oluşturmayan sürelerdeki çalışması bakımından şua iznine hak kazanamayacağı, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğu, yıllık ücretli izin konusunda İlk Derece Mahkemesinin vardığı sonucun dosya kapsamına uygun olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.