V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 01.02.2021 tarih, 2020/1478 E., ve 2021/620 K. sayılı kararıyla davacının sözleşme gereği olarak hisselerini devrettiği, akabinde ise taksitler halinde ödenmesi öngörülen devir bedelinin ilk takdisinin ödenmediğinden bahisle sözleşmeyi feshettiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 595 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hisse devir vaadi sözleşmelerinin geçerli bir şekilde kurulabilmesi yazılı şekilde yapılmaları ve taraf imzalarının noterce onaylanması şartına bağlı tutulduğu, 6098 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yasanın sözleşmeler için öngördüğü şeklin geçerlilik şekli olduğu belirtilerek bu şekle uyulmadan akdedilen sözleşmelerin hüküm doğurmayacağı düzenleme altına alındığı, taraflar arasındaki hisse devir vaadi sözleşmesinin yazılı şekilde yapıldığı ancak taraf imzalarının noterce onaylanmadığı, yasanın öngördüğü şekle riayet edilmeksizin akdedilen sözleşmenin geçersiz olduğu, bu nedenle mahkemece, geçersiz olan sözleşmede dönme hakkının saklı tutulduğundan bahisle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmediği, öte yandan, bir an için sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilse dahi mahkeme gerekçesinin aksine, ne hisse devir vaadi sözleşmesinde ne de daha sonra noterde yapılan hisse devir sözleşmesinde, satıcının, alıcının temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönerek, satılanı geri alma hakkını açıkça saklı tuttuğu bir sözleşme hükmü bulunmadığından sözleşmenin yanlış yorumlanması suretiyle hüküm kurulması da doğru görülmediği, bu itibarla, davacının edimini yerine getirerek hisselerini devrettiği, sözleşmede alıcının temerrüdü sebebiyle dönme hakkının açıkça saklı tutulmadığı, bu durumda davacının hisse devir bedelini talep edebileceği gözetilerek ve tarafların devir bedelinin ödenip ödenmediğine ilişkin iddia ve savunmaları da değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 595 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hisse devir vaadi sözleşmelerinin geçerli bir şekilde kurulabilmesinin yazılı şekilde yapılmaları ve taraf imzalarının noterce onaylanması şartına bağlı tutulduğu, davacının edimini yerine getirerek hisselerini devrettiği, sözleşmede alıcının temerrüdü sebebiyle dönme hakkının açıkça saklı tutulmadığı, bu durumda davacının hisse devir bedelini talep edebileceği, taraflar arasındaki Hisse Devir Vaadi Sözleşmesinin 4 üncü maddesinin birinci maddesine göre; "davacı 100.000,00 TL olan hissesinin 90.000,00 TL'sini davalı ...'e, 10.000,00 TL'sini Nejat Celal Yaba'ya devredeceği, 4/2 fıkrasında; hisse devir toplam bedelinin 35.000,00 USD olduğunun belirtildiği, davalıya devredilen hissenin % 90 olduğu görüldüğünden 35.000,00 USD toplam devir bedelinin ( 35.000,00 USD x % 90 = 31.500,00 USD) 31.500,00 USD 'sinden davalının sorumlu olduğu", davacı tarafın davalının 10.000,00 USD ödeme yaptığını kabul ettiği, davalının bakiye bedeli de ödediğine ilişkin herhangi bir makbuz, dekont vb delil sunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın hisse devir bedelinin tamamını ödediğini ispatlayamadığı, mükerrer mahsup olmaması amacıyla Nejat Celal Yaba yönünden de bu 10.000,00 USD'nin mahsubunun yapılıp yapılmadığının tespiti açısından yetkisizlikle giden dosya incelendiği ve 10.000,00 USD ödemenin mahsubunun yapılmadığı, mezkur davanın reddine karar verildiği, davacının 21.500,00 USD bakiye alacağının bulunduğu, davalıya hisse devir bedelini ödemesinin ihtar edildiği, ihtarnamenin davalıya 28.06.2013 tarihinde tebliğ edildiği, sözleşmenin dördüncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalının 8 gün sonrası 07.07.2013 tarihinde temerrüde düştüğü, takip tarihinin 15.12.2015 olduğu, davacının 07.07.2013-15.12.2015 tarihleri arasında 3095 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca resen yapılan faiz hesaplama sonucu 1.828,16 USD olduğu, alacak miktarı belli olduğundan hükmedilen tutarın takip tarihindeki karşılığı hesaplanmak suretiyle davacı lehine bu bedelin %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.