B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı vekilinin, Adıyaman İş Mahkemesinin 15.04.2021 tarih ve 2020/483 Esas - 2021/212 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, müvekkil tarafından Adıyaman 2. Noterliğinin 05/11/2009 tarihli istifaname ile dava konusu dernekteki teknik as başkanlık ve yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, dosyaya kazandırılmasını talep ettikleri ve emsal olarak gösterilen dosyalar işbu dosya arasına alınmaksızın dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bu haliyle de eksik inceleme ile tanzim edilen raporun kabulünün mümkün olmadığını, mahkemenizin 2018/512 Esas sayılı dosyalarına konu ödeme emirlerine ilişkin dönemler ile işbu dosyadaki ödeme emirlerine ilişkin dönemler çakışmakta olup, tahsilde tekerrür ihtimali ve aynı sebebe ilişkin birden fazla ödeme emri düzenlenmiş olunduğunu ve bu nedenle de işlemin açıkça hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, aksinin kabulü halinde bile davacının sorumluluğunun 24.04.2010 ve 27.06.2010 tarihleriyle sınırlı olabileceğini, müvekkilin imzasını taşıyan belgelerin bulunması halinde ise müvekkil derneği temsil ve ilzam yetkilisi olmadığını, derneğin vergi,sigorta gibi işleriyle dernek başkanı ve muhasip üye ilgilenmeleri açısından yetkili kılındıklarını, bundan başka ödeme emrinden önce borçlu derneğe veya müvekkile bir ihbarname veya bildirim de yapılmadığını, alacak 6183 sayılı yasanın 102.ve 114.maddeleri gereğince zamanaşımına uğradığını, kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava konusu edilen 2016/13394 ve 2016/13396 takip sayılı ödeme emirlerine konu idari para cezaları yönünden verilen karar eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
İdari para cezasına konu ödeme emirleri bakımından davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 102. maddesi olup, 5510 sayılı Kanunun 102. maddesinde davalı Kurum tarafından verilen idari para cezaları ile ilgili usul ve esaslar özel bir şekilde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme uyarınca; idari para cezasını gerektiren şartlar oluştuğunda Kurum tarafından verilecek idari para cezası ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmaması halinde, idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Ne var ki; Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmayacaktır.
Eldeki davada ise, Mahkemece, davaya konu edilen 2016/13394 ve 2016/13396 takip sayılı ödeme emirlerinde, ödeme emirlerinin idari para cezasını konu edindiği dikkate alınarak, davanın süresinde açıldığının anlaşılması halinde, 5510 sayılı Yasanın 102. maddesindeki prosedür de gözetilerek, uyuşmazlık çözüme kavuşturulmalıdır.
Yapılacak irdelemede; 5510 sayılı Kanunun 102. maddesi gereğince, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiş ise de, idari para cezasının, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu tüzel kişilik hakkında düzenlenmesi nedeniyle, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı dikkate alınmalı, buna göre, Mahkemece, öncelikle, Kurum tarafından bizzat davacıya yönelik olarak ve onun adına düzenlenen idari para cezası kararı bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı halinde, 5510 sayılı Yasanın 102. maddesi uyarınca başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığı irdelenmeli, prosedür işletilmiş (süresinde dava açılmış veya kuruma itiraz edilmiş) ise, idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, yapılacak araştırma sonucu, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının bulunmadığının belirlenmesi halinde ise, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu dernek hakkında düzenlenen idari para cezalarından davacının şahsen sorumlu olmayacağı gözetilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/06/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.