İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2022/5412 · K. 2024/2901
- Esas No
- 2022/5412
- Karar No
- 2024/2901
- Karar Tarihi
- 19.03.2024
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2022/5412 E. , 2024/2901 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/185 Değişik İş, 2022/129 Karar
DAVACILAR : 1-... 2-... vekili
Avukat ...
DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ... 2-Axa Sigorta Anonim Şirketi vekili Avukat ... vd.
3-...
DAVA TARİHİ : 23.05.2011
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı ...Ş. tarafından temyiz edilmiş incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön incelme sonucunda, 19.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... geldi, davalılar adlarına gelen olmadı. Davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 19.03.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacıların oğlu Mahmut Tanrıkulu'na çarpması sonucu ölümlü kaza meydana geldiğini, kazada davalı sürücünün ağır kusurlu olduğunu, davacıların ölen çocuklarının gelecekteki desteğinden mahrum
kaldıklarını ve manevi açıdan da zarar gördüklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı ... yönünden 59.107,07 TL'ye ve diğer davacı ... yönünden 32.781,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kaza nedeniyle davalı sürücünün kusuru bulunmadığı için ceza davasında beraatine karar verildiğini, bu nedenle davalı tarafa atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından davalıların zarardan sorumlu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket tarafından davacıya dava tarihinden önce 4.141,22 TL ödeme yapıldığını ve yapılan bu ödeme ile davalı şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı şirketin bakiye limitle sınırlı biçimde ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.04.2014 tarih, 2011/168 esas ve 2014/234 karar sayılı ilamı ile; iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davaya konu kazada davalı sürücünün kusursuz olduğunun alınan bilirkişi raporu ile saptandığı, kesinleşen ceza davasında da davalı sürücünün kusuru bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, kazada davalı sürücünün kusuru bulunmadığından davalıların zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2019 tarih, 2016/14680 esas ve 2019/2383 karar sayılı ilamı ile; ''...Dava konusu trafik kazasında, davacılar desteği yaya ile kazaya karışan davalı araç sürücüsünün kusur oranlarının tespiti bakımından alınan, 18.05.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nin raporunda, davacılar desteği yayanın olayda tam kusurlu olduğu ve davalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, mahkemece bu raporun hükme esas alındığı; ayrıca, aynı kurum tarafından ceza dava dosyasında düzenlenen rapor gereği verilen ve kesinleşen beraat kararının da davalı sürücünün kusursuzluğuna delil olarak kabul edildiği görülmektedir. Davaya konu trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen kaza tespit tutanağında ise; davacılar desteği yayanın ilk geçiş hakkını araçlara vermemesi nedeniyle asli kusurlu olduğu ve davalı araç sürücüsünün de kontrolsüz kavşağa yaklaşırken hızını azaltması gerektiği halde azaltmaması nedeniyle tali kusurlu olduğu şeklinde kusur tespiti yapılmıştır. Yine, ceza soruşturması kapsamında, mahallinde yapılan keşifle alınan trafik bilirkişisi raporunda da kaza tespit tutanağındakine benzer biçimde kusur durumu tespit edilmiştir. Bu itibarla, mahkemenin benimsediği kusur raporu, kaza tespit tutanağı ile çelişkilidir. Diğer yandan; davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir. Somut olaya bakıldığında; kaza tespit tutanağına göre kaza, yerleşim yeri içinde meydana gelmiş olup, kontrolsüz kavşak kollarından olan sokaktan çıkarak karşıya geçiş yapmaya çalışan desteğe, davalı sürücünün kavşak orta alanında çarptığı ve desteği 7,6 metre sürüklediği görülmektedir. Gerek ceza mahkemesi gerekse hukuk mahkemesi tarafından hükme esas alınan ATK raporlarında, davalının hızının yüksek olmadığı, kavşak başında park etmiş olan kamyonetin görüş alanını daraltması
nedeniyle ve o aracın bulunduğu noktadan yola aniden çıkan desteğe karşı sürücünün alacağı önlem bulunmadığı gerekçesiyle, davalı sürücünün kusursuz olduğu kabul edilmiştir. Ceza soruşturması kapsamında kaza günü mahallinde yapılan incelemeyle, davalı aracına ait fren izlerinin incelendiği ve sadece aracın sağ tekerlekleri kısmından fren izinin tespit edildiği, sol tekerleklerinin ise fren izi bırakmadığının tespit edildiği; kaza mahallindeki kavşak başında park edilmiş olan başka bir aracın kavşak kolu olan (desteğin geldiği) sokak için görüşü kısıtladığı; davalı sürücünün desteğe çarptıktan sonra savurduğu ve duramayıp 7,6 metre aracın altında sürüklediği dikkate alınarak kusur durumunun belirlenmesi, somut olayın özelliklerine uygun düşecektir. Ceza mahkemesi tarafından, ATK raporu benimsenerek CMK'nun 223/2-c maddesi gereği, sürücü sanığın (davalı) olayda taksirinin bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ve bu karar temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Hem ceza mahkemesi hem de hukuk mahkemesi tarafından ATK raporu kusur yönünden hükme esas alınmış ise de, açıklanan sebeplerle ve esas alınan raporun kaza tespit tutanağı ile olay sonrası araç fren sistemi için yapılan tespitlerle çeliştiği görüldüğünden, mahkemenin kusur konusunda yaptığı araştırma yetersiz bulunmuştur. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; ceza mahkemesinin, davacılar desteğinin ölümüyle sonuçlanan olaydaki kusur durumlarına ilişkin tespitinin, maddi olgu olarak kabul edilemeyeceği; BK'nun 53. (TBK'nun 74.) maddesi gereği, ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesinin hukuk hakimini bağlamayacağı; esas alınan ATK raporunun kaza tespit tutanağı ile çelişkili olduğu ve kazanın oluş şekli gözetilmek suretiyle, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek uzman bilirkişi heyetinden, tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle, kaza tespit tutanağı ile ATK raporundaki kusur belirlemesi arasındaki çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyelerinden oluşan 3 kişilik heyetten alınan 27.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalıya sigortalı araç sürücüsü ...'nin kavşağa yaklaşırken, mahallin meskun ve kalabalık olması ve ayrıca kavşakta görüşü engelleyen bir aracın bulunması nedeniyle daha dikkatli ve sıfıra yakın bir hızla tedbirli ve kontrollü biçimde kavşağa girmesi gerekirken, ani önüne çıkan yayaya karşı etkili fren ve direksiyon tedbiri alamayacak bir hızla kavşağa girmiş olması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamakla ilgili 52 nci maddesinde tanımlanan kuralı ihlal etmesi nedeniyle %15 oranında tali kusurlu olduğu, davacılar murisi çocuk yaya Mehmet Tanrıkulu'nun ise yolu kontrol ederek gelen araçları gözlemesi, geçiş önceliği vermesi ve ancak uygun ... geldiğinde geçmesi gerekirken, kontrolsüz ve ani olarak yola koşmuş olmasının kazanın meydana gelmesinde % 85 oranında asli etkili olduğu sonucuna varıldığı, aktüer bilirkişi raporunda davacılar yönünden destekten yoksun kalma tazminat tutarının hesaplandığı, müteveffa Mahmut Tanrıkulu'nun henüz 6 yaşında olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, hakkaniyet ilkesi, ölçülülük ilkeleri ve bir taraf zenginleşirken diğer tarafın fakirleşmesine mahal vermeden, yaşanılan acının tatmini amacıyla manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 8.866,06 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve ... yönünden 4.917,15 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 23.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den, diğer davalı ...Ş. yönünden ise dava tarihi olan 23.05.2011 tarihinden itibaren işeyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı ... yönünden 5.000,00 TL ve davacı ... yönünden 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacılar vekili ve davalı ...Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davalı sürücünün % 15 oranındaki kusuru esas alınarak tazminat hesaplandığı halde mahkemece indirimli tazminat tutarları üzerinden tekrar kusur indirimi yapılarak hüküm tesis edildiğini, davalı ... şirketine 31.10.2010 tarihinde başvuru yapıldığı halde mahkemece dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve davacılar lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ...Ş vekili temyiz dilekçesinde; tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, anne ve baba yönünden ayrı ayrı % 5 oranında yetiştirme gideri indirimi yapılması gerekirken sadece baba yönünden yetiştirme gideri indirimi yapılmasının yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıları desteği yayanın dava konusu trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesini yapan sigorta şirketi, araç maliki ve araç sürücüsünden destekten yoksunluk tazminatı ve cenaze gideri ile aracın sürücü ve malikinden manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre davalı ...Ş vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a-) Dosya içeriğinden; bozma sonrası alınan ve İTÜ Öğretim Üyeleri tarafından hazırlanan 27.11.2020 tarihli kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün tali ve % 15 oranında, davacıların desteği yaya Mehmet Tanrıkulu'nun ise asli ve % 85 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, mahkemece hükme esas alınan 29.11.2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda, davalı sürücünün % 15 oranındaki kusur oranı esas alınarak destekten yoksun kalma tazminatının davacı anne ... yönünden 59.107,07 TL, davacı baba ... yönünden 32.781,00 TL olarak hesaplandığı ve mahkemece aktüerya bilirkişi raporunda davalı sürücünün % 15 kusur oranı esas alınarak belirlenen tazminat tutarları üzerinden tekrar kusur indirimi yapılarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece aktüer bilirkişi raporunda davalı sürücüsünün kusur oranı esas alınarak tazminat hesabı yapıldığı halde mükerrer kusur indirimi yapılarak davacılar yönünden eksik tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
b-)2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1 inci maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür.
Somut olayda davacılar tarafından, dava açılmadan önce davalı ... şirketine 22.10.2010 tarihinde başvuru yapıldığı ve temerrüde düşürüldüğü anlaşıldığından davacılar yönünden temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, davalı ...Ş'nin dava tarihi olan 23.05.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulması doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir.
VI.KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ...Ş vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün 2 (a) ve (b) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davacılar yararına ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...Ş.'ye yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,
19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.