İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2022/5692 · K. 2024/5781
- Esas No
- 2022/5692
- Karar No
- 2024/5781
- Karar Tarihi
- 09.10.2024
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2022/5692 E. , 2024/5781 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/256 E., 2022/768 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/815 E., 2018/423 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 07.12.2015 tarihli dilekçe ile; ırsen initkal, paylaşım ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Konya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 190 ada 1 parselin 25.000,00 m2, 187 ada 1 parselin 50.000,00 m2 yüzölçümlü kesimlerinin tapu kayıtlarının iptal edilip müvekkili adına tapuya tescil edilmesi istemiyle dava açmıştır.
Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; 190 ada 1 parselin dava edilen 13.225, 06 m2 yüzölçümlü kesiminin orman sayılan yerlerden olduğu, 187 ada 1 parselin dava edilen 38.429,89 m2 yüzölçümlü bölümünün 1989 tarihli memleket haritasında orman sayılan alanda gözüktüğü, bir an için (B) ile gösterilen alanın orman sayılmayan yerlerden sayılsa dahi dört tarafının ormanla çevrili olduğu, orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu, ormanların ve orman içi açıklıkların zilyetlikle kazanılamayacağı, orman bütünlüğünün bozulması riskini taşıdığı için özel mülke konu edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Taşınmazın hava fotoğrafında ve memleket haritasında açık alanda gözükmesi de bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.Somut olayda yörede orman kadastrosu kesinleşmemiş olup çekişmeli 190 ada 1 parselin davaya konu (A) ile işaretlenen 13.225,06 m2 yüzölçümlü kesiminin eski tarihli ve 1989 tarihli memleket haritalarında ve hava fotoğraflarında orman sayılan alanda gözüktüğünden öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu gibi, dört tarafı 190 ada 1 parselin kesinleşen bölümleriyle çevrili olduğu, eylemli biçimde de üzerinde 20-30 yaş aralığında meşe ve ardıç türü orman ağaçlarının bulunduğu, ayrıca taşlık kayalık olduğu, orman toprağı niteliğinde bulunduğu, tarım arazisi olmadığı orman ve ziraat bilirkişi raporlarıyla belirlendiğine göre bu yere ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine çekişmeli 187 ada 1 parselin (B) ile işaretlenen bölümünün 1989 tarihli memleket haritasına göre orman sayılan alanda gözüktüğünden orman sayılan yerlerden olduğu gibi dört tarafının 187 ada 1 parselin kesinleşen bölümleriyle çevrili olduğu, üzerinde de meşe türü asli orman ağaçlarının bulunduğu, orman bütünlüğü içinde yer aldığı, belirlendiğine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesi uyarınca orman içi açıklıkların ve orman bütünlüğü içinde yer alan taşınmazların özel mülk olarak tapuya tescil edilemeyeceği, hava fotoğrafında ve memleket haritasında açık alanda gözükmesinin dahi bu olguyu değiştirmeyeceği gözetilerek mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 190 ada 1 parselin davaya konu (A) ile işaretlenen alanın yaklaşık bir asırdır davacının ataları tarafından kullanıldığını, orman sayılmayan alan olduğunu, 187 ada 1 parselin (B) ile işaretlenen alanının ise fen bilirkişi tarafından hatalı çizildiğini, yaklaşık 50 dönüm olarak müvekkillinin ve atalarının kullandığını, taşınmazın orman raporunda dahi orman sayılmayan alanda olduğunun ifade edildiğini buna rağmen orman sayılarak davanın reddedildiği, bu hususların dikkate alınarak bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Tüm dosya bilgileri incelendiğinde; Dava, kadastro öncesi zilyetlik iddiasına dayalı olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılan tapu iptali tescil ve orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanunla değişik 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılıp 17.06.2006 -17.07.2006 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu bulunmaktadır. Çekişmeli 190 ada 1 parselin davaya konu (A) ile işaretlenen 13.225, 06 m2 yüzölçümlü kesiminin dört tarafı 190 ada 1 parselin kesinleşen bölümleriyle çevrili olduğu, eylemli biçimde de üzerinde 20-30 yaş aralığında meşe ve ardıç türü orman ağaçlarının bulunduğu, çekişmeli 187 ada 1 parselin (B) ile işaretlenen bölümünün ise orman bütünlüğü içinde yer aldığı, sınırında devlet eliyle yapılmış yolun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.