VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı ... vekili, davalı ... vekili ile fer'i müdahil ... vekili tarafından süresinde duruşma istekli; 15.6.2022 tarihli ek karar fer'i müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili, dava dilekçesindeki iddialarını yinelemiş, Mahkemece, davacı ... ve fer'i müdahil ... arasında yapılan 22.03.2017 tarihli sözleşmeye itibar edilmesi ve taraf sıfatının yeniden değerlendirerek davanın güncel tarafının ... olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, kayıt maliki olan davalılara satışı yapan ...'un 14.09.2017 havale tarihli dilekçesinde de yer verdiği gibi, yapılan satışların hepsinin muvazzalı ve gerçeği yansıtmayan satışlar olduğunu, 5 numaralı bağımsız bölümün satış bedeli 106.000,00 TL iken keşfen saptanan değerin 400.000,00 TL olduğunu, taşınmazın, Mahkemece verilen tedbir kararının gününde alelacele satışının yapıldığını, tanık beyanlarına göre de davalı ...'in ne satıştan önce ne de satıştan sonra, yaklaşık yarım milyon TL değerindeki taşınmazı görmeye dahi gitmediğini, davalılar ... ve ... hakkında müştereken organize işlemler yaptıklarına dair şüpheler içeren Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca haklarında açılmış soruşturmalar bulunduğunu, davalılar ..., ... ve ...'in hem iş ortaklıklarının hem de arkadaşlıklarının olduğunu, Mahkemece, davalılar ..., ... ve ... yönünden verilen kararın isabetli olduğunu ancak davaya konu 5 numaralı bağımsız bölüm yönünden davalı ... hakkındaki davanın kabulü ile iptal - tescile karar verilmesi gerekirken tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın değinilen yönlerden bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili, İlk Derece Mahkemesince taşınmaza konulan "davalıdır" şerhinin yasaya, usule aykırı konuduğunu, bu şerh sebebiyle davalı ...'ın kötüniyetli kabul edilmesinin doğru olmadığını, taşınmazı satın alırken iyiniyetli hareket ettiğini, satışı yapan davalı ... ve feri müdahil ...'in durumu davalı ...'a basit ve halledilecek aile içi mesele gibi lanse ettiklerini, satışı yapan taraflar ve emlakçının bu meseleyi çözeceklerine dair güvence verdiklerini, taşınmaz için yapılan ödemenin 30.000,00 TL'lik kısmının banka aracılığı ile havale edildiğine dair dekontu istinaf dilekçesi ekinde sunulduğunu, taşınmaz bedelinin ödendiğinin resmi satış senedi ile de sabit olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Fer'i Müdahil ... vekili, asıl karara yönelik temyizinde, Noter huzurunda düzenlenen temlik (alacağın devri) sözleşmesi gereği ...'in davacı taraf olarak davada yer alıp taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın buna göre sonuçlandırılması gerekirken Mahkemece buna ilişkin usulü işlemlerden rücu edilmesinin doğru olmadığını, verilen ara karar ile ...'in hak kaybına uğradığını ileri sürmüş, ayrıca ... halen feri müdahil olarak göründüğünden, yanında yer aldığı davacı ...'nun tüm temyiz itirazlarına da aynen iştirak ettiklerini belirtip kararın bozulmasını istemiş; ek karara yönelik temyizinde ise, yanında davaya katıldığı Davacı ...'nun da kararı temyiz ettiğini bu nedenle asıl karara yönelik temyiz taleplerinin değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek Mahkemenin temyiz başvurusunun reddine dair 15.06.2022 tarihli kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan ... sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesinde; “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.", 1024/1. maddesinde; “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.” 1024/2. maddesinde; “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.” 1024/3. maddesinde; “Böyle bir tescil yüzünden ayni ... zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK)125. maddesinde; “(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.
(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur” hükmüne yer verilmiştir.
Kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, mahkemece davacı tarafa seçimlik ... hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
4. TBK'nın 183. maddesinde; “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.
Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez” şeklindeki düzenleme ile alacağın iradî devrinin mümkün olduğu durumlar hüküm altına alınmıştır.
5. Taşınmazların devrine ilişkin kurallar kanun hükümleri ile belirlenerek, tapu müdürü veya tapu görevlileri tarafından tanzim edilecek şekil koşullarına bağlandığından, tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davalar sırasında, davacının, hukuk yargılamasında uygulanacak hükümlerin düzenlendiği HMK’nın 125/2. maddesine dayanarak, dava konusu taşınmazdaki mülkiyet ya da aynî hakkını alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye devretmesi olanağı bulunmamaktadır. TBK’nın 183. maddesine göre bir hakkın alacağın devri yoluyla üçüncü bir kişiye temliki için, işin niteliğinin buna engel olmaması gerekir. Bu tür davalarda, alacağın temliki yoluyla devri mümkün olan bir hak bulunmamaktadır. Herkese karşı ileri sürülebilen mutlak hak niteliğindeki aynî hakların bu şekilde devri mümkün olmadığından, temlik alanın mülkiyet ... sahibi davacının yerine geçerek taraf sıfatını kazandığından da söz edilemez. Aksi takdirde, davacı tapu kaydını henüz kendi adına geçirmeden, dava sırasında varlığını ileri sürdüğü mülkiyet hakkını alacağın temliki yoluyla temlik alana geçirmiş olacaktır. Ayrıca, maddi hukuka ilişkin kanun hükümleri kapsamında hakkın devri için resmî şekil koşulunun geçerlilik koşulu olarak öngörüldüğü bir konu hakkında, HMK’nın 125/2. maddesi ile bir istisna getirildiğini söylemek de isabetli olmayacaktır. Maddi hukuk kuralları kişilerin sahip oldukları hak, yetki, ödev ve borçları düzenlerken, usul kuralları; mahkemeler önündeki bir davanın çözüm yöntemi ve işleyişiyle ilgili şekli kuralları düzenlemekte, davaların belirlenen bu şekil, süre ve usullere uygun olarak çözümlenmesini hedeflemektedir. Bu nedenle maddi hukukun hüküm ve sonuç bağlamadığı olgulara, usul hukuku anlamında geçerlilik tanınarak aynî hakkın devredildiği kabul edilemez. Esasen dava konusunun devri, maddi hukuk düzeyinde ortaya çıkan değişikliklerin usul hukuku düzeyinde nasıl değerlendirilmesi gerektiğini belirleyen bir kurumdur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.11.2022 tarihli ve 2022/1-851 Esas, 2022/1557 Karar sayılı kararı).
6. Fer’i müdahalede üçüncü kişi, hukuki yararı olduğu gerekçesiyle görülmekte olan davaya ancak taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Müdahale talebinin kabulü halinde fer’i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket ederek davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder. Hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Müdahil hükmü ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edilebilir. Lehine müdahale edilen taraf temyiz yoluna başvurmazsa, HMK’nın 68. maddesi uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahil, yalnız başına kararı temyiz edemez. Müdahile husumet tevcih edilmediği gibi müdahil aleyhine bir karar da verilmemiş bulunan hallerde müdahilin tek başına temyiz isteğinde bulunmaya ... yoktur.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ...'nun Balıkesir 3. Noterliği'nin 14.06.2016 tarihli vekaletnamesi ile dava konusu 16 ve 5 numaralı bağımsız bölümlerin satışı yetkisini içerir şekilde davalı ...'u vekil tayin ettiği, ...’un da anılan vekaletname uyarınca taşınmazları 12.07.2016 tarihinde farklı yevmiye numaralı satış işlemleriyle davalı ...’a temlik ettiği, 16 numaralı bağımsız bölüme 16.08.2016 tarihinde davalıdır şerhi konulduğu, davalı ...’un 16 numaralı bağımsız bölümü vekil kıldığı davalı ... aracılığı ile yargılama sırasında (07.03.2017 tarihinde) dahili davalı ...’a üzerindeki şerhle birlikte devrettiği, davalı ...’un 5 numaralı bağımsız bölümü ise yine vekili olan davalı ... aracılığıyla yargılama sırasında (01.08.2016 tarihinde) dahili davalı ...'e temlik ettiği, ...'in de 30.10.2020 tarihinde dava dışı ... ... ...'a devrettiği, ...’in eldeki davaya müdahil olarak katılmayı talep ettiği, 17.11.2016 tarihli celsede ...'in davacı ... yanında feri müdahil olarak davaya kabulüne karar verildiği, davacı ...'nun Beyoğlu 3. Noterliğinin 22.03.2017 tarihli ve 9268 yevmiye numaralı alacağın devri senedi ile eldeki davadaki 241.750,00 TL alacağını feri müdahil ...'e temlik ettiği anlaşılmaktadır.
2. Feri' müdahil ... vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yalnız lehine davaya katıldığı tarafla birlikte hareket edebilen feri müdahilin tek başına temyiz yetkisi bulunmamaktadır. Ne var ki, hükmün davacı vekili tarafından da temyiz edildiği görülmekle, davacı yanında davaya katılan fer'i müdahil ...'in de hükmü temyiz etme hakkının olduğu tartışmasızdır. İlk Derece Mahkemesince, temyiz hakkının olmadığı gerekçesiyle feri müdahil ...'in temyiz talebinin reddine ilişkin verilen 15.6.2022 tarihli ek karar hatalıdır. Bu nedenle anılan ek kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmektedir.
3. Davalı ... vekili ile feri müdahil ... vekilinin 16 numaralı bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının önceki bozma ilamına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, tapu sicilinde tasarruf yetkisi bulunmayan davacının yaptığı sözleşme ile mülkiyet veya aynî hakkını temlik alana kazandırdığı kabul edilemeyeceğinden, mülkiyetin devri sonucunu doğuracak tapu iptali ve tescil istemi bakımından temlik alan feri müdahil ...'in davacının yerine geçmiş sayılmayacağı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler dava konusu 16 numaralı bağımsız bölüm yönünden verilen kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Davacı ... vekilinin 5 numaralı bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı ... adına vekaleten hareket eden davalı ...'un vekalet görevini kötüye kullandığı, ilk el davalı ...'un vekil ... ile el ve iş birliği içerisinde hareket ettiği, Mahkemece, teminat yatırılması halinde taşınmaza tedbir şerhinin konulmasına karar verildiği gün davalı ... tarafından vekil kıldığı diğer davalı ... aracılığıyla taşınmazın dahili davalı ...'e devredildiği, temliklerin çok kısa aralıklarla yapıldığı, davalı ...'in ödeme savunmasını kanıtlayamadığı gibi edindiği taşınmazı kullanmak için herhangi bir girişimde de bulunmadığı, tanık beyanlarına göre, mesken niteliğinde olan taşınmazda halen feri müdahil ...'in ailesinin oturmakta olduğu anlaşıldığından dahili davalı ...'in ediniminin iyiniyetli olmadığı, böylelikle TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, taşınmazın yargılama sırasında dahili davalı ... tarafından dava dışı ... ...'ya temlik edildiği gözetilerek, öncelikle HMK'nın 125/1. maddesi uyarınca gerekli usuli işlemlerin yerine getirilmesi, ondan sonra işin esası hakkında karar verilebilmesi için hüküm bozulmalıdır.