III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının "kiara+şekil" ibareli marka başvurusuyla davalı şirketin "KAİRA" ibareli markası arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde, başvuru konusu işaret ile davalı şirketin markası arasında idari ve ekonomik anlamda birbirine bağlı işletmelere ait marka algısı oluşabileceği, bu açılardan taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşulunun gerçekleştiği, başvuru markasının kapsamından çıkartılan mallar/hizmetler açısından aynı maddenin üçüncü fıkrası kapsamında davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde önceye dayalı kullanım hak iddiasının kanıtlanmadığı YİDK kararının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin bünyesinde barındırdığı markaların yabancı kökenli olup, bir tesettür markası olan davalı şirket markası ile karıştırılması ve/veya karşılaştırılmasının mümkün olmadığını, hitap edilen tüketici kitlesinin tamamıyla farklı olduğunu, yerel mahkeme kararında her ne kadar günlük hayatta içinde karşılaşılabilecek mal ve hizmetler bulunduğundan birbiri ile ilişkilendirilebilir şeklinde tespitte bulunulmuşsa da dünyaca ünlü "versace jeans" gibi bir markanın bulunduğu mağaza ile davalı şirketin tamamen tesettüre yönelik ve bir Türk ismi olan mağazası arasında en ufak bir bağlantı olmadığını, müvekkili şirket markasında bulunan kadın logosu ve altın sarısı rengi ile yazı stilinin ayırt edici nitelikte olduğunu, davalı şirketin markasında logo dahi bulunmadığını ve Türkiye’de kullanımının mevcut olmadığını, müvekkilinin başvurusunun tam olarak "kiara+şekil" ibareli olup, mağaza tabelasında da bu şekilde kullanıldığını, davalı şirketin markasının ise sadece "kaira" ibaresinden oluştuğunu, bu nedenle benzerliğin okunuşta ve görünüşte dahi mevcut olmadığını, Türk Hukuk sistemine göre de marka isimlerinde kelime ve/veya harf sınırlandırılması yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı şirketin 05.12.2017 tarihinde 2017/110610 sayılı "kiara+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, marka kapsamında 3,9,18,24,25. sınıf mallarla 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, başvurunun ilanına davalı şirket tarafından adına tescilli markalara dayalı olarak itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 2011/11317 sayılı "kaira" ibareli markaya dayalı itiraz yerinde görülerek, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25. sınıfta yer alan mallarla 35/05. alt sınıftaki perakendecilik hizmetlerinin başvuru kapsamında çıkarıldığı, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedileceği, markalar arasında karıştırılmaya yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, karıştırılmanın, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleri olduğu, somut olayda, dava konusu başvurunun beyaz zemin üzerine küçük harflerle yazılmış "kiara" ibaresi ile bu ibarenin yanında yer verilmiş ve bir kadın yüzü silüetini andıran şekilden ibaret olduğu, her ne kadar dava konusu başvuruda şekil unsuruna da yer verilmiş ise de başvurunun asli unsurunu, ilk bakışta dikkati çeken "kiara" ibaresinin oluşturduğu, redde mesnet markanın ise "KAİRA" ibareli olup, başkaca bir unsur içermediğinden markanın asli unsurunun bu ibare olduğu, markaların asli unsurlarını oluşturan ibareler arasındaki tek farklılığın markaların ikinci ve üçüncü harflerini oluşturan, "a" ve "i" harflerinin yer değiştirmesi olduğu, bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu farklılık dava konusu başvuruya ayırt edicilik sağlamadığı gibi davacı iddiasının aksine dava konusu başvuruda yer verilen şekil unsurunun da başvuruya yeterli ayırt edicilik katmadığı, bu hali ile marka işaretleri arasında görsel ve işitsel benzerlik olduğu, ilk derece mahkemesinin, marka işaretleri arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılamaya yol açacak kadar benzerlik bulunduğu yönündeki tespitinde bir isabetsizlik görülmediği, marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; redde mesnet alınan 2011/11317 sayılı markanın kapsamında 25. sınıfta yer alan "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar.Ayak giysileri.Baş giysileri" malları ile 35. sınıfta yer alan genel olarak mağazacılık/perakendecilik hizmetlerinin bulunduğu, dava konusu başvurunun kapsamından ise 25. sınıfta yer alan mallarla, 1'den 34. sınıf mallara özgülenmiş 35/05. sınıf perakendecilik hizmetlerinin çıkarıldığı, bu durumda 25. sınıf mallar yönünden marka kapsamları arasında aynılığın/benzerliğin söz konusu olduğu, öte yandan, ticari bir malı üretenin onu satması da ticari hayatın olağan akışı içerisinde doğal olduğundan, 25. sınıf bu malların satışına ilişkin perakendecilik hizmetlerinin de malın üretimi ile doğrudan ilişkili olduğu, dolayısıyla 25. sınıf malların satışına özgü 35/05. sınıf hizmetlerin de davalı markasının kapsamında yer alan 25. sınıf mallarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzer olduğu, ancak, redde mesnet markanın kapsamında yer alan 35. sınıf perakendecilik hizmetlerinin, herhangi bir mala özgülenmediği, genel olarak tescil edildiği, bu durumda, genel olarak perakendecilik hizmetlerinde tescilli markanın, belirli malların satışına özgülenmiş perakendecilik hizmetlerini içeren başvuru ile benzer kabul edilmesinin doğru olmadığı, zira, genel olarak perakendecilik hizmetlerinde tescilli markanın ancak, üzerinde kullanıldığı malların ispat edilmesi halinde, bu malların satışına özgü perakendecilik hizmetlerini içerir marka başvurusuna engel olabileceği, ilk derece mahkemesince açıklanan hususta bir araştırma yapılmadığından, redde mesnet 2011/11317 sayılı davalı şirket markasının, dava konusu başvuru kapsamında bulunan 35/5. sınıfta 1'den 34'e kadar malların satışına özgülenmiş perakendecilik hizmetlerinde kullanıp kullanmadığının tespiti amacıyla duruşma açıldığı, davalı şirkete 2011/11317 sayılı markasını 1. sınıftan 34. sınıfa kadar mallara özgülenmiş şekilde 35. sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden kullandığına dair delillerini sunması için meşruhatlı davetiye tebliği suretiyle süre verildiği, davalı şirket vekili tarafından dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, redde mesnet markanın dava konusu başvuru tarihi itibariyle Türkiye'de en az beş yıldır tescilli olmaması nedeniyle kullanımın ispatı şartlarının oluşmadığı yönünde beyanda bulunulduğu, ancak Dairece yapılan araştırma 6769 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bir araştırma olmayıp, yerleşik Yargıtay uygulaması çerçevesinde marka kapsamları arasında benzerlik bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin olduğundan, davalı vekilinin bu beyanına itibar olunmadığı, redde mesnet markanın kullanımına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığından, redde mesnet alınan 2011/11317 sayılı davalı şirket markasının, 25. sınıf hariç 1'den 34. sınıfa kadar malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetlerinde kullanılmadığının değerlendirildiği, anılan hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası şartlarının bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça, taraf şirketlerin farklı tüketicilere hitap ettikleri ileri sürülmüş ise de, karşılaştırma değerlendirmesinde markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler esas olup, bunun dışında marka sahiplerinin fiilen faaliyet gösterdikleri sektörlerin dikkate alınması mümkün olmadığından ve yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru kapsamında yer alan 25. sınıf mallarla bu malların satışına özgü 35/05. sınıf perakendecilik hizmetleri yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleştiğinden, davacının bu itirazının yerinde görülmediği, belirtilen mal ve hizmetler yönünden koşullarının oluşması nedeniyle YİDK kararının yerinde olduğu, bunun dışında kalan hizmetler yönünden yerinde görülmeyen YİDK kararının iptali gerektiği, markanın ilanına ilişkin talep, idari işlem niteliğinde olduğundan yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına buna göre davanın kısmen kabulü ile TÜRKPATENT YİDK’in 31.10.2018 tarihli ve 2018-M-9164 sayılı kararının, 35. sınıfta -kararda sayılı- hizmetler yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.