İçtihatYargıtay6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · E. 2022/649 · K. 2023/3911
- Esas No
- 2022/649
- Karar No
- 2023/3911
- Karar Tarihi
- 27.11.2023
Karar Metni
6. Hukuk Dairesi 2022/649 E. , 2023/3911 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1202 E., 2021/1203 K.
DAVA TARİHİ : 23.02.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/87 E., 2019/340 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.01.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat Mehmet Enis Teke geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, Kızılırmak Vadi Sulamaları 1. Merhale Projesi Tımarlı Sulaması 1. Kısım İnşaat işini 26.11.1985 tarihinde davalı kurumdan ihale yolu ile aldığını, yapım işinin ilk keşfini %30'unu tamamladığını, sonrasında %164 keşif artışı ile işin devamı kararı alındığını, 30 numaralı hakediş tanziminde oluşan ihtilaf nedeniyle konu mahkemeye intikal ettiğini, mahkemece 30 numaralı hakedişle ilgili ihtilaf konuları ile bu konular dışındaki diğer ihtilaflı konuların BİGŞ 40. maddesi uyarınca tarafların müştereken düzenleyeceği kesin hesapla mümkün olacağı yönünde görüş bildirdiğini, mahkeme kararı doğrultusunda, 30 numaralı hakedişten başlayarak 46 numaralı hakediş dahil tüm hakedişler müvekkil şirket tarafından ihtirazi kayıtla imzalandığını, itiraz nedenleri ve gerekçelerini şartnameye uygun şekilde belirttiklerini, buna rağmen, davalı kurumun, müvekkilinin 30-46 numaraya kadar olan hakedişlerdeki itirazlarının hiçbirini neticelendirmediğini, davalı kurumun, daha sonra tek taraflı olarak hazırladığı 47 numaralı hakediş raporuna göre, müvekkil şirketin kendilerine 2.217.067,82 TL borçlu olduğu iddiası ile Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, kesin teminatları irat kaydettiğini, dava sonucunda Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas, 2012/93 Karar sayılı kararı ile müvekkili şirketin 1999 yılı fiyatlarıyla son hakediş raporundan sonra toplam 2.955.241.016.958,17 TL’lik imalat ve taşıma yaptığı, dolayısı ile Kızılırmak Vadi Sulamaları 1. Merhale Projesi Tımarlı Sulaması 1. Kısım İnşaat işi nedeniyle, işin tasfiye edildiği 05.11.1999 tarihinden itibaren DSİ Genel Müdürlüğünün bir alacağının bulunmadığı, aksine Talip Kahraman İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş.'nin 2.955.241.016.958,17 TL alacaklı olduğu yönünde hüküm kurulduğunu, kararın ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2014/5703 Esas, 2015/332 Karar sayılı ilamı ile kararın onanarak kesinleştiğini belirterek, 2.955.241.016.958,17 TL'lik alacağın işin tasfiye edildiği 05.11.1999 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline, irat kaydedilen teminatların iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 53. maddesi uyarınca usulüne uygun itirazlarda bulunulmadığını, bu nedenle aynı şartnamenin 39. maddesi kapsamında hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağını, yine 47. maddesi kapsamında kesin hesap kabul etmiş sayılacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki yapım işi sözleşmesinin eki olan Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin sözleşme tarihinde yürürlükte olan HUMK'un 287. maddesi, dava tarihinde yürürlülükte olana 6100 sayılı HMK'nın 193. maddesine göre uyarınca delil sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, BİGŞ'in 39. ve 40. maddelerine göre hakedişler konusu olan işlerden dolayı fazla alacak olduğuna ilişkin talebin ispatlaması gerektiği, söz konusu maddelerin amacının ara hakedişler yönünden yüklenici açısından bağlayıcı olduğu, ancak şartnamede idare yönünden bağlaycı olmadığı, bir hükmün olması gerektiği, idare tarafından bağlayıcı olmasının bir daha inceleyip kamu zararının tespitine ilişkin çalışmaları engellemesi gerektiği, bu kapsamda kesin hakedişlerin 39. ve 40. maddelere göre yükleniciyi bağladığı söz konusu maddelerde usul ve esaslarının düzenlendiği, davacının dosyaya sunmuş olduğu deliller kapsamında usule uygun itirazların olmadığı, hakedişlerin kesinleştiği, kesinleşen hakedişlerin yüklenici tarafından bağlayıcı olduğu anlaşılmış ise de kadar 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas sayılı dosyasında hakediş miktarları yönünden bir tespit olsa da davalı idare DSİ'nin açmış olduğu alacak davasında tasfiye sonrası bir alacağının olmadığına ilişkin bir hüküm olduğu, davalı ...'nin işbu sözleşmenin tasfiyesine ilişkin alacakları ile ilgili kesin hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmiş, davacının teminata ilişkin talebini de atiye bırakmış olması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ilişkin usulüne uygun itirazlar olmadan kesinleşen hakedişlerin olması nedeniyle, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının 30-46 numaralı arasındaki hakedişleri ihtirazi kayıt ile imzaladığını, davalı idarenin müvekkilinin itirazlarını dikkate almadığını, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas, 2012/93 Karar sayılı dosyası ile davacının 2.955.241,02 TL'lik alacağı olduğunu saptadığını, bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, bu dosyanın kesin hüküm teşkil ettiğini, BİGŞ'in 47. maddesi doğrultusunda davacıya iade edilmesi gereken teminatların iade edilmediğini, alınan bilirkişi raporlarının hatalı olup, denetime elverişli olmadığını, bilirkişi heyetinde hukukçu bilirkişi de bulunmadığını, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verildiğini, davacının itirazlarının usulüne uygun olmadığı yönündeki gerekçenin doğru olmadığını, tasfiye protokolüne davacının 06.07.1999 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 30 numaralı hakedişten başlayarak 46 numaralı hakediş dahil tüm hakkedişlerin müvekkil şirket tarafından ihtirazi kayıtla imzalandığı, itiraz nedenleri ve gerekçelerin şartnamesine uygun şekilde belirtildiği, buna rağmen, davalı kurumun, müvekkil şirketin 30 ila 46 numaraya kadar olan hakedişlerdeki itirazlarının hiçbirini neticelendirmediği, davalı kurum tarafından daha sonra tek taraflı olarak hazırlanan 47 numaralı hakediş raporuna göre, müvekkil şirketin, davalı kuruma karşı 2.217.067,82 TL borçlu olduğu iddiası ile Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açıldığı, dava sonucunda davacının 1999 yılı fiyatlarıyla son hak ediş raporundan sonra toplam 2.955.241.016.958,17 TL'lik imalat ve taşıma yaptığı ve alacaklı olduğu yönünde hüküm kurulduğu, kararın Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, kesinleşen mahkeme kararı üzerine, davalı kuruma defalarca kez yazılı olarak başvurulduğu, mahkeme kararının uygulanmasının istendiği, tüm yazışmalara rağmen, davalı kurumun herhangi bir kesin hakediş düzenlenmemesi üzerine, müvekkil şirket tarafından bu kez henüz bir çalışma yapılmadığı, çalışmalara başlanılması gerektiği ve şayet başlanılmayacaksa müvekkil şirketin bilgilendirilmesi gerektiği talep edilmiş, talep üzerine davalı kurumun açıkça ödeme yapılmasına esas bir belgenin gerektiğini aksi durumda Bölge Müdürlüğünce hazırlanan kesin hesaplara istinaden hazırlanacak kesin hakedişe esas ödeme yapılacağını yinelediği, davalı kurumun kesinleşen mahkeme kararını adeta yok sayarak hakkı olmayan, müvekkil şirketin alacaklı bulunduğu 2.955.241.016.958,17 TL'lik borcunu ödemekten imtina ettiği gibi, tek taraflı ve hatalı olarak düzenlediği kesin hakedişi revize de etmediği, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesin delil olarak sayılması gerektiği, mahkemece delillerin toplanmadığı, dava konusu bedel kadar imalat ve taşıma iş yapıldığına yönelik bir tespit ve mahkeme kararı olmasına rağmen bu hususun dikkate alınmaması nedeni ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
Uygulamada; önceki davaya ait olup hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu ve diğer belgeler kuvvetli birer delildir. Bu deliller, çürütülmediği takdirde nazara alınmalıdır. Kuvvetli delilin aksi, medeni usul hukukundaki unsurlara uygun şekilde aynı güçteki delillerle kanıtlanmalıdır.
Bu bilgiler çerçevesinde somut olay incelendiğinde; taraflar arasında 26.11.1985 tarihli Kızılırmak Vadi Sulamaları 1. Merhale Projesi Tımarlı Sulaması 1. Kısım İnşaat işi ile ilgili sözleşme imzalandığı, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas sayılı dosyasında yürütülen yargılamadan davacının ..., davalının Talip Kahraman A.Ş. olduğu, davanın Kızılırmak Vadi Sulamaları 1. Merhale Sulaması 1. Kısım inşaatı ile ilgili sözleşmeden kaynaklanan fazla ödemenin tahsili istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucunda işin 05.11.1999 tarihinde tasfiye edildiği, bu tarihten itibaren DSİ'nin alacağının bulunmadığı, aksine davalı yüklenicinin 2.955.241,01 TL'lik imalatlar ve taşımalar işi ve su boşaltma zamları nedeni ile alacaklı olduğu gerekçede belirtilerek davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2014/5703 Esas, 2015/332 Karar sayılı ilamıyla 22.01.2015 tarihinde onandığı, karar düzeltme itirazının ise Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2015/2435 Esas, 2016/1253 Karar sayılı ilamıyla 25.02.2016 tarihinde reddedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas, 2012/93 Karar sayılı kararı kesin hüküm olmasa da kuvvetli delildir. Açıklandığı üzere kuvvetli delilin aksinin aynı nitelikte kuvvetli delil ile ispatı mümkün ise de davalının dosya kapsamında dayandığı delil olan kesin hak ediş, Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas, 2012/93 Karar sayılı kararı ile hatalı olduğu kesinlik kazanan hak ediş olup bu durumda kuvvetli delilin aksi dosya kapsamından ispatlanamadığından davanın kabulü yerine Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas, 2012/93 Karar sayılı kararının kesin hüküm oluşturmadığından ve hak edişlere itiraz edilmediğinden davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kabule göre de hükme esas alınan bilirkişi raporunda hak edişler dosya içerisinde olmadığı için hak edişe itiraz edildiği ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmış olup hak edişler dosyaya getirilmeden yapılan eksik incelemeye dayalı raporun hükme esas alınması da hatalı olmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, kuvvetli delilin aksi ispatlanamadığından davanın 2.955.241,01 TL üzerinden kabulüne karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Davalıdan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
- MUHALEFET ŞERHİ -
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda taraflar arasındaki sözleşme ve eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesine göre yapılan hakedişlerin itiraza kayıtsız olarak ödenmesi nedeniyle yükleniciyi bağlayıcı nitelikte olduğu, 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/438 Esas sayılı dosyasında hakediş miktarları yönünden bir tespit olsa da davalı idare DSİ'nin açmış olduğu alacak davasında tasfiye sonrası bir alacağının olmadığına ilişkin bir hüküm olduğu, davalı ...'nin işbu sözleşmenin tasfiyesine ilişkin alacakları ile ilgili kesin hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmiş, davacının teminata ilişkin talebini de atiye bırakmış olması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına ilişkin usulüne uygun itirazlar olmadan kesinleşen hakedişlerin olması nedeniyle, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Bu dosya açısından güçlü delil sayılan Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2005/439 Esas sayılı dosyasında iş sahibi idare DSİ'nin alacağının bulunmadığı aksine yüklenicinin ilave iş bedelinin olduğu yönünde tespit yapılmış ise de;
2005/435 Esas sayılı dosyada davanın reddine karar verilerek kesinleştiği, yüklenicinin bakiye alacağı yönünde ise hakedişler dosyaya getirtilmediği ve hakedişlere usulünce uygun itirazda bulunup bulunmadığı belirlenmediği, eksik inceleme olduğu ancak hakedişlere usule uygun itiraz edilmişse davanın reddine dair hükmün onanması gerektiği anlaşıldığından bu gerekçe ile bakiye alacağın kabulüne karar verilmesi şeklindeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.