IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı kefiller ..., ... ve Melike ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada bilirkişi raporu ve yerel mahkeme kararına katılmakla beraber yeniden bir incelemeyle akdi faiz hesaplamasında faiz başlangıç tarihinin 30.09.2016 olarak tespit edildiğini, ancak akdi faiz başlangıç tarihinin ödenen son taksit tarihi olması sebebiyle eksik ve hatalı akdi faiz hesabı yapıldığı kanaatinde olduklarını, mahkemece yalnızca akdi faiz hususunda belirtmiş oldukları husus dikkate alınarak talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini beyanla dava, bilirkişi raporuna beyan ve istinaf dilekçesi ile belirttikleri ve re'sen gözetilecek nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde akdi faiz hesabı yeniden yapılarak talepleri doğrultusunda davanın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.'nun, dava dışı ... Kürk Deri San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden ilgili şirkete kredi açıldığını ve kullandırıldığını ve müvekkili ile diğer davalıların bu genel kredi sözleşmesine müşterek ve müteselsil kefil olduklarını iddia etmekte olduğunu, müvekkilinin kefil olduğu kredi sözleşmesinin gerçek miktarı 50.000,00 USD olup bu borcun ... Kürk San. Tic. A.Ş. tarafından ödenmiş olduğunu, asıl borçlu şirket ile davacı arasında başka kredi sözleşmeleri akdedildiğini ancak müvekkilinin bu diğer sözleşmelere asla kefil olmadığını, yani müvekkilin sorumlu olduğu herhangi bir geçerli borç ilişkisinin bulunmadığını,
Dava konusu kredi sözleşmesi ve sözde kefaletin tarihi belli olmadığı gibi, bu kredi genel sözleşmesinin eski TBK yürürlükte iken mi, yoksa yeni TBK yürürlüğe girdikten sonra mı imzalandığının belirsiz olduğunu, aynı şekilde kredi genel sözleşmesine ilişkin daha sonra verilen kredinin de hangi tarihte verildiği, kredinin sonradan yapılandırılıp yapılandırılmadığının belirsiz olduğunu,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kefalet hükümlerine göre öncelikle yazılı eş muvafakati olmayan ve tarihi yazılı olmayan, sorumlu olduğu en yüksek miktar yazmayan kefaletlerin geçersiz olduğunu, kefaletin kefilin kendi el yazısı ile yazılmış olmasının da geçerlilik şartı olduğunu, kesinlikle kabul etmemekle birlikte müvekkilinin imzası kefalet sayılmış olsa dahi bu şartları taşımadığı için de geçersiz olduğunu,
Kefilin kefalet iradesi ile imza atarken kefaletinin geçerli olması için sorumlu olacağı miktarı bilmesinin eski borçlar kanununda da yasal zorunluluk ve geçerlilik şartı olduğunu, kefalet limiti olduğu iddia edilen "1.000.000,00 USD" yazısının müvekkilinin adı ve imzasının üstünde değil altında olduğunu, müvekkilinin adı ve imzasının altına bu rakam yazıldığı halde bu rakamın ne olduğu, kefalet limiti olup olmadığı hususlarının kesinlikle yazılı olmadığını, bu rakamın imzanın üstüne değil altında sonradan yazılmış olmasının boşluktaki imzanın kötü niyetle kullanıldığını göstermekte olduğunu,
Davaya dayanak Genel Kredi Sözleşmesi 64 üncü sayfa incelendiğinde bankanın bu sayfada zaten diğer davalı iki kişiyi kefil yaptığı ve kefaletle ilgili maktu kısımlara imza aldığı açıkken, davacı bankanın kendince sonradan kefil sayısını arttırmak için boşlukta imzası olan herkesi kefil haline getirmeye çalışması hususunun söz konusu olduğunu, bir kredi borcuna bu kadar çok kişinin ve her birinin 1.000.000,00 USD kefil olmasının zaten başlı başına hayatın olağan akışına, bankacılık genel teamülüne aykırı olduğunu, ayrıca davacı bankadan 58.000,00 USD den fazla asla bir kredi çekilmediğini, bu kadar çok sayıda kefilin, 58.000,00 USD kredi için 20 kat fazla meblağda kefil olmasının da hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğunu beyanla davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin tamamen bilirkişi raporuna göre kararını verdiğini, raporda tespit edilen hususlar dışında başkaca bir gerekçe göstermeden davayı kısmen kabul ettiğini, oysa gerek müvekkilin cevap dilekçesinde ve gerekse bilirkişi raporuna itirazında ve diğer itirazlarında bildirdikleri hususların neden reddedildiğine gerekçede yer verilmediğini, İlk derece Mahkemesinin kararında davacı bankanın Zeytinburnu Şubesi ile davalı kredi borçlusu ... Deri Kürk San. Dış. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesine istinaden davalı şirkete krediler kullandırıldığının belirtilmekte olduğunu, oysa müvekkilinin, zamanında şirketten ayrıldığını davacı tarafa gönderdiği Zeytinburnu 5. Noterliği'nce düzenlenmiş bulunan 12 Mayıs 2015 tarih ve 04891 yevmiye sayılı ihtarnameyle bildirdiğini, bu ihtarname ile müvekkilinin esas borçlu şirket ile her türlü ticari ilişkisini kestiğini ve alınacak kredilerde kefilliğinin geçerli olmayacağını ihtaren açıkladığını,
Her ne kadar kefalet sözleşmesindeki imza müvekkiline ait ise de, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesindeki şekil koşullarına uyulmadığından bu sözleşmenin geçerli olmadığını, 6098 sayılı Kanunun 583 üncü maddesi uyarınca sözleşmede kefalet tarihinin, kefilin sorumlu olduğu azami tutarın, müteselsil kefil olması halinde bu anlamı açıkça taşıyan herhangi bir ifadenin bizzat kendi el yazısı ile kefalet sözleşmesine yazılmış olmasının zorunlu olduğunu, kefalet limit tutarının açık ve kesin olarak belirtilmediği hallerde kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu,
Davacı taraf ile ... Kürk Deri San ve Tic. A.Ş. arasında yapılan Genel Kredi Sözleşmelerine ve bu sözleşmelere göre kullandırılan kredi sözleşmelerindeki müvekkilinin kefilliğinin usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin müteselsil kefil sıfatının da olmadığını, ibraz edilen Genel Kredi Sözleşmesindeki el yazıları birbirinin benzeri olup tek elden ve önceden yazıldığının anlaşılmakta olduğunu, ayrıca kefil imzalarının yanında herhangi bir tarih de olmadığını,
Müvekkilinin şirket hisselerini 11.08.2014 tarihinde asıl borçlu şirkete devrederek şirketten ayrıldığını davacı tarafa gönderdiği Zeytinburnu 5. Noterliği'nce düzenlenmiş bulunan 12 Mayıs 2015 tarih ve 04891 yevmiye sayılı ihtarname ile bildirdiğini, bilirkişinin raporunda; “ bu ihtarnamenin 12.05.2015 tarihinde bankaya tebliğ edildiği, kefalet sorumluluğunun bu tarihe kadar kullandırılmış olan krediler ile bağlı olacağı, bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden davalının sorumlu tutulamayacağı anlaşılmaktadır”. demekte olduğunu; ancak raporun 12/13 sayfasında bu düşüncesinden vazgeçerek bu tarihten sonra yeni bir kredi kullandırılmadığı nedenini gerekçe göstererek banka alacağından müvekkilinin sorumluluğunun devam ettiğini açıkladığını, oysa banka ile asıl borçlu arasında yeniden yapılandırma anlaşması yapıldığından artık eski borçtan değil yapılandırılan yeni borçtan söz etmek ve müvekkilinin sorumluluğunun olmadığı sonucuna varmak gerektiğini,
Hesap kat ihtarı Tebligat Kanunu'na uygun yapılmadığından davacı tarafın müvekkilini usulüne uygun olarak temerrüde düşürmediğini, bilirkişi raporunda bu hususların tam olarak irdelenmediğini, oysa olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 502 ve 594 madde hükümlerine davacı tarafın uyması gerektiğini,
Bilirkişinin raporunda sözleşmenin 03.05.2012 tarihinde akdedildiğini, bu bakımdan kefaletin 818 sayılı yasa hükümlerine uygun olarak düzenlendiğini ileri sürmekte olduğunu, ancak bilirkişinin bu iddiada bulunurken 6098 sayılı kanunun kamu düzeni ile ilgili hükümlerinin geriye dönük olarak uygulanacağını göz ardı ettiğini, bu kapsamda evli eşleri ve dolayısı ile toplumun temeli olan “Aileyi” korumak için 6098 sayılı Kanun’un 548 inci maddesinin birinci fıkrasında kefalette borç altına giren kefilin kefaletinin geçerli olması için eşinin yazılı onayının aranmakta olduğunu, kamu düzeni ile ilgili olan bu hükmün geriye dönük olarak uygulanması ve müvekkilinin kefilliğinin geçerli sayılmaması gerektiğini,
Kredilerin hesap özetleri incelendiğinde asıl borçlu ... Kürk Deri San ve Tic. A.Ş.‘ye kredi genel sözleşmeleri kapsamında 55.000,00 USD kredi kullandırıldığı ve bu kredinin geri ödendiği hususlarının görülmekte olduğunu, bilirkişi tarafından önce alınan ve sonra geri ödenen bu kredinin değerlendirilmesinin ve kefiller açısından irdelendirilmesinin de yapılmadığını, ... Deri Kürk. San. Dış Tic. Ltd. Şti.' nin 07.12.2017 tarihinde, ... Kürk şirketinin ise 31.07.2017 tarihinde kapanmış olduğunu beyanla açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. tarafından davalı müvekkili ...' e karşı açılan davanın dayanağının, kredi genel sözleşmesinde müvekkilinin sözde kefaletine ilişkin olduğunu ancak dayanak genel kredi sözleşmesi ve sözde kefalet iddiasının tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin imzasının kefalet iradesi ile atılmadığını, davaya dayanak belge ile hiçbir şekilde müvekkilinin kefalet iradesi ile imza attığının ve kefalet limitini bildiğinin asla söylenemeyeceğini,
Davaya dayanak kredi genel sözleşmesinin hiçbir yerinde sözleşme tarihi, sözde kefalet tarihinin bulunmadığını, bu durumda davaya dayanak sözde kefalet belgesinin eski Borçlar Kanunu zamanında mı, yeni Türk Borçlar Kanunu zamanında mı imzalandığı hususunun belirsiz olduğunu, bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davaya dayanak asıl borcun 2014 - 2015 yıllarında yeni Borçlar Kanunu yürürlükte iken çekilen krediye ilişkin olduğunu,
Davaya dayanak kredi genel sözleşmesinin 64 üncü sayfasının sonunda davalı müvekkilinin adı soyadı ve imzası altına farklı kalem ve el yazısı ile sonradan kefalet limiti olduğu dahi belirtilmeden yazılmış " =1.000.000-USD= BİR MİLYON AMERİKAN DOLARI= " yazısının neye ilişkin olduğunun tamamen belirsiz olduğunu, müvekkilinin imzasının altındaki yazıda aynı sayfada ilk iki kefilde yazdığı şekilde müşterek borçlu - müteselsil kefil yazmadığı gibi "kefil olunan miktar" yazısının da olmadığını, dolayısıyla geçerli bir kefaletin bulunmadığını, "1.000.000-USD" yazısının müvekkilinin adı ve imzasının üstünde değil altında olduğunu, müvekkilinin adı ve imzasının altına bu rakam yazıldığı halde bu rakamın ne olduğu, kefalet limiti olup olmadığı hususlarının kesinlikle yazılı olmadığını,
6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde kefaletin geçerlilik şartlarının düzenlendiğini, davaya dayanak kredinin çekildiği tarih 2014-2015 olduğundan kefaletin geçerliliği için bu hususun da dikkate alınması gerektiğini,
Davaya dayanak alacağın çekilen kredi miktarı 345.391,74,00TL yani 58.000,00 USD gibi bir krediye, hiç kimsenin bu meblağın 20 katı olacak şekilde 1.000.000,00 USD ile kefil olamayacağını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının müvekkil lehine kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Davalı borçluların İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2016/35050 E. sayılı dosyasında; 345.391,74 TL asıl alacak, 22.868,40 TL işlemiş faiz, 8.980,19 TL temerrüt faizi, 735,88 TL BSMV ve 362,75 TL masraf olmak üzere toplam 378.338,96 TL alacak miktarına yönelik itirazlarının iptali ile, takibin bu miktar yönünden talepnamedeki diğer koşullarla devamına, davacı tarafın fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı 378.338,96 TL üzerinden %20 oranında hesaplanan 75.667,79.TL icra inkar tazminatının davalılardan alınıp davacıya ödenmesine, reddedilen miktar yönünden koşulları oluşmadığından davalı tarafın tazminat isteminin reddi gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının reddi ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.