İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/7376 · K. 2024/3125
- Esas No
- 2022/7376
- Karar No
- 2024/3125
- Karar Tarihi
- 22.04.2024
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2022/7376 E. , 2024/3125 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1865 Esas, 2022/2065 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatılya)
SAYISI : 2021/323 E., 2022/145 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin inşaat ve yapı malzemeleri satış işiyle uğraşmakta olup, bu kapsamda bu işlere finans sağlamak amacıyla davalı banka ile genel kredi sözleşmesi ve kredi limitinin artırılması sözleşmeleri imzaladıklarını, müvekkilerine banka görevlileri tarafından kredi sözleşmesi ve eklerinden ibaret evraklar imzalatılırken muhtemelen davaya konu senet de (boş bono) teminat maksadıyla boş bir şekilde farkında olmadan imzalatıldığını, ancak müvekkillerinin davalıya söz konusu senetten kaynaklı herhangi bir borçları bulunmamasına ve banka görevlilerinin de bu durumu bilmelerine rağmen müvekkillerinin açığa imzaları kötüye kullanılarak boş bir şekilde imzalatılan bu senet banka görevlileri tarafından sonradan 500.000,00 TL bedel yazılıp diğer eksik kısımları da farklı kalemlerle doldurularak unsurları tamamlanmış senet haline getirilmeye çalışıldığını, fakat senedin kaynağının malen mi yoksa nakden mi alındığı hususunun yazılmadığını, davalı bankaca bu senede dayalı olarak müvekkilleri aleyhine Sivas 4. İcra Müdürlüğünün 2019/80934 Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibi başlatıldığını, davacıların, davalı bankaya sözde 500.000,00 TL bedelli davaya konu senetten dolayı herhangi bir borçları bulunmadığını, bahse konu kredi sözleşmesinden kaynaklı olduğu ileri sürülen 1.062.886,00 TL borca ilişkin davalı banka tarafından müvekkilleri aleyhine Sivas 4. İcra Müdürlüğünün 2019/76552 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, aynı borca ilişkin yine aynı bedelle Sivas 4. İcra Müdürlüğünün 2019/76777 Esas sayılı dosyası üzerinden bu kez ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla mükerrer icra takibi başlatıldığını, davacıların davalı bankaya sözde 500.000,00 TL bedelli açığa imzaları kötüye kullanılarak sonradan doldurulmuş senetten dolayı herhangi bir borçları bulunmamasına rağmen, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı aynı borca ilişkin davacıları sıkıştırmak amacıyla tamamen haksız ve kötü niyetli olarak bu kez kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla Sivas 4. İcra Müdürlüğünün 2019/80934 Esas sayılı dosyası üzerinden mükerrer icra takibi başlatıldığını, bu durumun 2019/80934 Esas sayılı icra dosyasından çıkarılan ödeme emrine Sivas 4. İcra Müdürlüğünün 2019/76552 E. sayılı dosya ile genel haciz ve Sivas 4. İcra Müdürlüğünün 2019/76777 E. sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğinden tahsilde ve takipte tekerrüre esas olmamak kaydıyla ibaresi yazılmak suretiyle davalı tarafça açıkça ikrar edildiğini, takibin mükerrer olduğunun kabul edildiğini ileri sürerek müvekkillerinin Sivas 4. İcra Müdürlüğünün 2019/80934 E. sayılı icra takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadıklarının ve takip dosyasında belirtilen asıl alacak ve ferilerinden sorumlu olmadıklarının tespit edilmesine, kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, davacılara verdiği kredinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine; Sivas İcra Müdürlüğünde 2019/76552 E. sayılı dosya ile haciz yolu ile takip, 2019/76777 E. sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip ve 2019/80934 E sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, takip taleplerinde "Sivas 4.İcra Müdürlüğünün 2019/76552 E. sayılı dosya ile genel haciz ve Sivas 4. icra Müdürlüğünün 2019/76777 E. sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğinden tahsilde ve takipte tekerrüre esas olmamak kaydıyla" icra takipleri başlatıldığını, alacak tek olduğu için farklı takip yollarına başvurmakta yasal engel olmadığını, mükerrer bir icra takibi bulunmadığını, davacıların davalı bankanın davacılar farkında olmadan boş senet imzalattığı şeklindeki iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi heyeti raporunda 16.05.2019 tarihindeki ilamsız takipte ödeme emrindeki talepleri dikkate alınarak asıl alacak ve faiz yönünden taleple bağlılık Öz Karadağ Yapı Mal. Ltd. Şti. firması ile müşterek borçlu ve müteselsil kefili ... üzerinde 2019/80934 Esas sayılı icra dosyası bakımından kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibinin hesaplamaları yapılan (6 adet borçlu hesap kredisi, kredili mevduat hesabı kredisi, 2 adet taksitli kredi) kredi borcunun tahsili amacıyla başlatıldığı kaynağının davalı banka tarafından kullandırılan TL nakdi krediler ve taksitli krediler olduğu ve 20.11.2014 düzenleme tarihli 18.03.2019 vade tarihli 500.000,00 TL tutarlı munzam senet üzerinden başlatıldığını, 16.05.2019 icra takibinden sonra uygulanacak temerrüt faizi oranının ise ticari krediler için %29,90 olduğunun tespit edilmiş olması karşısında; kambiyo senetleri (çek, poliçe ve emre muharrer senet) hakkındaki hususi takip usullerinin düzenlendiği ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) önce rehne başvurma zorunluluğunun anlatıldığı 45 inci maddesinde mahfuz olduğu anlatılan 167 nci maddesinde "Alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senete müstenit olan alacaklı, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, bu bölümdeki hususi usullere göre haciz yolu ile veya borçlu iflasa tabi şahıslardan ise iflas yolu ile takipte bulunabilir." denildiği halde elinde sebepten mücerret kambiyo senedi bulunan alacaklı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapabileceğinden davalı alacaklı kambiyo senedi ile alacağını ispat ettiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı kötüniyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 167 nci maddesine göre davanın reddine karar verilmesinin hatalı ve isabetsiz olduğunu, bilirkişi raporunda davaya konu "kambiyo senetlerine özgü haciz yolu icra takibinin raporda hesaplamaları yapılan (6 adet borçlu cari hesap kredisi, kredili mevduat hesabı kredisi, 2 adet taksitli kredi) kredi borcunun tahsili amacıyla başlatıldığı kaynağının davalı banka tarafından kullandırılan nakdi krediler olduğu" mütalaa edilmişse de, dosya kapsamı ve maddi gerçeklerle bağdaşmayan bu mütalaaya itibar edilmesinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve yerel mahkeme kararında, takibe konu 500.000,00 TL bedelli senet ile kredi sözleşmeleri arasındaki bağın ve bu senedin kredi sözleşmeleri için düzenlendiğinin somut delillerinin gösterilmesi gerekirken bunlar ortaya konulmadan hatalı ve hukuka aykırı bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, kredi sözleşmelerinin hiç birinde 500.000,00 TL'lik senet, munzam (ek) senet olarak yer almadığını, bu yönüyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişsiz ve yetersiz olduğundan verilen hükmün de hatalı olduğunu, kefalet sözleşmelerinin geçersiz olmasının, ortada davaya konu 500.000,00 TL senedin kendisinden kaynaklı bir borcun bulunmayıp borcun kredilerden kaynaklı olduğunun bilirkişilerin kabulünde olması karşısında, müvekkili ... yönünden her halükarda menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca davaya konu senet aslının temini ile senet üzerinde iddialarına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edilmesine rağmen bu yönde rapor aldırılmayarak eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, davalı bankanın ipoteği bulunan davacılara ait sadece işyerinin değerinin dahi tüm borcu fazlasıyla karşılayacak nitelikte olmasına rağmen davalı tarafin önceden davacılar aleyhine genel haciz yoluyla ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlattığı takiplerle yetinmeyip tamamen kötü niyetli ve haksız bir şekilde bahse konu senede dayalı olarak davacılar aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 3. kez icra takibi başlattığını, davacıların söz konusu takipten dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesinin hukukun gereği olduğunu, davalı tarafından cevap dilekçesi kanunda öngörülen 2 haftalık yasal cevap süresi dolduktan sonra verildiğini, bu nedenle cevap dilekçesinin öncelikle süre yönünden reddi ile cevap dilekçesinde ileri sürülen olguların hükme esas alınmaması gerekirken Yerel Mahkemece bu hususun gözetilmemesi karardaki bir diğer hukuka aykırılık olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bankaların verdikleri krediye karşılık teminat olmak üzere bono almalarını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmadığı, senet üzerinde teminat olduğunu gösteren herhangi bir kaydın da bulunmadığı, davalı da dava konusu senedin kredi borcunun ödenmesi amacıyla, başka bir anlatımla ifa amacıyla düzenlendiğini belirterek teminat iddiasını kabul etmediği, bir an için senedin teminat amacıyla verildiği kabul edilse bile teminatını teşkil ettiği kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredi borcu bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle saptanması gerektiği, bilirkişi raporunda bu hususun araştırıldığı, takip tarihi itibariyle alacak miktarının belirlendiği, raporda davacıların takip tarihi itibariyle kullandırılan krediden ötürü davalıya toplamda 1.083.277,33 TL borçlu olduğu, takip tarihinden sonra davacılar tarafından yapılmış bir ödeme tespit edilmediği gibi, davacıların da ödemede bulunduklarına dair bir iddialarının olmadığı nazara alındığında davacıların dava tarihi itibariyle de en az takip tarihindeki kadar borçlu oldukları anlaşılmakla ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddi yönündeki kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.