V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı, karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 08.06.2022 tarih, 2020/8002 E. ve 2022/4625 K. sayılı kararı ile "...1- Asıl davada davacı 11.190.-TL’nin tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptalini istemiş, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince ise İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Asıl ve karşı davaların yargılamaları birlikte yürütülmekte olup, her dava bağımsız karakterini korumaktadır. HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'ni geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle 71.070.-TL'dir. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanun'un 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceğinden asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Karşı davada davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince; karşı davacı müşterilerden kırılma, deformasyon, patlama, çatlama şikayetleri gelince gizli ayıp ihbarının 10.10.2014 tarihinde karşı davalıya gönderildiğini belirtmiş, ayıplı olduğunu ileri sürdüğü 7 adet iade faturası sunmuştur. Bilirkişi incelemesi sırasında ise karşı davacının dayanıp sunduğu bu 7 adet iade faturasının en eskisinin 01.11.2014 tarihini içerdiği belirlenmişse de karşı davacı defterlerindeki karşı davacı adına tanzim edilen bir kısım diğer iade faturalarının da dökümü yapılmıştır. Ancak 2014 yılı Ocak ayından itibaren listelenen bu diğer iade faturalarının davaya konu ayıplı ürünlere ilişkin olduğuna dair karşı davacının bir beyanı bulunmamaktadır. Kaldı ki taraflar arasındaki ticari ilişkinin 04.02.2014 tarihinde başladığı düzenlenen faturalardan anlaşılmaktadır. Bu durumda davaya konu ürünler için iade faturalarının sadece karşı davacı tarafından dayanılıp sunulan faturalar olduğunun nazara alınması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince karşı davacının dayanmadığı iade faturalarının esas alınıp 2014 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ilişkin iade faturalarının düzenlendiği, buna rağmen 02.07.2014 tarihine kadar karşı davacının karşı davalıdan mal almaya devam ettiği, karşı davacı alıcının satıma konu malların ayıplı olduğuna ilişkin süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispatlayamadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, karşı davada verilen hükmün davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz isteminin miktardan reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 04.02.2014 tarihinde başlayıp 02.07.2014 tarihinde biten ticari ilişki bulunduğu, taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu üzere bu dönem içerisinde asıl dava davacısı satıcı tarafça faturalı olarak karşı davacı alıcıya 482.941,18 TL bedelinde mal satıldığı, karşı davacı alıcı tarafından mal bedeli olarak 451.761,93 TL ödeme yapıldığı, satıcı faturalarının ve alıcı ödemelerinin her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, defter kayıtlarına göre asıl dava davacısı satıcının 11.189,98 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, asıl dava davacısı tarafından karşı davacıya satılan malların ayıplı olup olmadığı, ayıbın gizli ayıp olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıp nedeniyle karşı davacının zararının olup olmadığı, var ise zarar miktarı noktasında toplandığı, karşı davacı alıcının, satıcıdan aldığı ürünleri işleyerek kendi müşterilerine sattığını, ürünler gizli ayıplı olduğu için kendi ürettiği malların da ayıplı olması sonucunu doğurduğunu, üretip sattığı bu malların kendi müşterisi olan alıcıları tarafından ayıplı olduklarının ihbar edildiğini, karşı davalı tarafından satılan malların gizli ayıplı olduğunu bu şekilde öğrendiğini, davacı karşı davalıya 10.10.2014 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunulduğunu, bu ayıplı mallar nedeniyle müşterileri tarafından daha sonra yedi adet iade faturası tanzim edilerek malların iade edildiğini iddia ettiği, karşı davacı alıcı ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan rapor kapsamından 10.10.2014 ihtarname tarihinden sonra müşterileri tarafından alıcı karşı davacıya kesilmiş, ilki 17.10.2014 tarihli sonuncusu 29.12.2014 tarihli on beş ayrı iade faturası bulunduğu, karşı dava dilekçesinde örnekleri sunulan yedi adet iade faturasının da bu on beş fatura arasında olduğunun tespit edildiği, karşı davacının, yukarıda belirtilen iadeler nedeniyle satıma konu malların ayıplı olduğu müşterileri tarafından kendisine ihbar edildikten sonra satıcı, karşı davalıya 10.10.2014 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunduğu, gizli ayıplı olduğu anlaşılan ürünlerle ilgili ayıp ihbarının hemen yapıldığının ispat olunduğu, gizli ayıplı olduğu ortaya çıkan ve karşı davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu ürünlerle ilgili talebin, sakata ayrılan 5268 adet ürünün satın alma, işleme, işçilik, montaj, boyama ve kullanılan aksesuar bedeli olan 189.674,03 TL +KDV ( 223.815,36 TL) olduğunun anlaşıldığı, karşı davacı tarafından dayanak gösterilen ve dosyaya sunulan iade faturalarına konu ürün adedinin 5268 adedin de üzerinde olduğu, karşı davacının bu ürünler için sözleşmeden dönme ve semenin iadesini talep hakkı bulunduğu gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayıp nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep hakkı da bulunduğu, karşı davacının satılan ürünleri hammadde olarak alıp işleyerek müşterilerine sattığı, şu halde karşı davacının ödediği semen yanında, satım konusu ayıplı ürünlerin işleme, işçilik, montaj, boyama ve kullanılan aksesuar bedellerini de ayıp nedeniyle uğranılan zarar kalemi adı altında karşı davalıdan talep edebileceği, bu saptama karşısında karşı davacının ayıplı çıkan ürünün satın alma, işleme, işçilik, montaj, boyama ve kullanılan aksesuar bedeli olan 189.674,03 TL +KDV ( 223.815,36 TL) yönünden karşı davasının kabulüne karar vermek gerektiği, karşı davacının, asıl davadaki itirazın iptali yargılamasının dayanağını teşkil edilen takibin konusu bakiye açık hesaptan ötürü borçlu olmadığının tespitine yönelik istemi yönünden ise asıl itirazın iptali davasında, karşı davacının menfi tespit dayanağı savunmalarının zaten irdeleneceği, bu nedenle karşı davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, asıl davada davanın kabulüne yönelik Dairenin önceki kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun miktar yönünden kesin olduğu gerekçesi ile Yargıtay tarafından reddedilerek yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin kısımları ile birlikte kesinleştiği, bu nedenle asıl dava yönünden Daire ilk kararı gibi hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl dava yönünden, asıl davanın kabulü ile İstanbul 26. İcra Müdürlüğünün 2014/29387 E. sayılı icra takip dosyasına davalının vaki itirazının kaldırılmasına, takibin devamına, kabul edilen alacağın %20'si tutarı inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı dava yönünden, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 223.815,36 TL (KDV dahil) maddi tazminatın karşı dava tarihi olan 05.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı, karşı davalıdan tahsiline, davacının menfi tespit talebinin hukuki yarar yokluğunun usulden reddine karar verilmiştir.