İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2022/8268 · K. 2024/4198
- Esas No
- 2022/8268
- Karar No
- 2024/4198
- Karar Tarihi
- 13.06.2024
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2022/8268 E. , 2024/4198 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1081 E., 2022/1564 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/509 E., 2022/65 K.
Taraflar arasında Kayseri 6.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davacı ...'ın Kayseri'de kurulu Mazbut Şimşir Kaşık Susi (Zade) Mehmed Efendi Vakfı'nın tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Şimşir Kaşık Susi (Zade) Mehmetefendi Vakfı'nın son mütevellisi olan ... oğlu ...'ın 15.05.1935 tarihinde vefat ettiği, bu ölüm tarihi ile Vakıflar İdare Meclisi'nin vakfı mazbutaya aldığı 28.08.1974 tarihine kadar herhangi bir vakıf yöneticisi tayin edilmediğinden Vakıflar İdare Meclisince mazbutaya alındığı, vakfın mazbutaya alındığı tarihte yürürlükte bulunan 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 39. maddesine göre 10 seneden beri mütevelliyi kimseye tevcih edilmemiş olan vakıflarda artık tevcih yapılamayacağı, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7 nci maddesine göre ise bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla bu kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve atamasının yapılamayacağının belirtildiği, davacının, vakfın mazbut vakıflar arasına alınma işleminden 38 yıl sonra vakıf evladı olduğunun tespiti amacıyla Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/52 Esas ve 2013/353 Karar sayılı dosyasında dava açmış ve mahkememe dosyasının kesinleşme tarihi olan 05.10.2015 tarihinden sonra iş bu davayı açmış olduğu, 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 39 uncu maddesi ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7 nci maddesi dikkate alındığında davacının tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilemeyecek olması gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek davalı savunması ve mahkeme kabulüne göre 5737 sayılı kanunun 7 nci maddesi gereğince mazbut vakıflara yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hususunun hukuka ve Anayasa’nın 2, 10 ve 35 inci maddelerine açıkça aykırı olduğu, alınan bilirkişi raporunda da açıkça davacının vakfiyedeki tevliyete ehil vakıf evladı olmanın şartlarını taşıdığının tespit edildiği buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve Kanunlara aykırı olduğu, açıklanan ve inceleme sırasında rastlanacak diğer nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, mazbut vakfa mütevelli atanma kararına esas teşkil etmesi yönü ile vakfın tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ :
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.