Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2022/8350 · K. 2024/6255
8. Hukuk Dairesi 2022/8350 E. , 2024/6255 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2002/599 E., 2003/208 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, ... Beldesi ... Mahallesi, Bursa G23a2la/21b orman kadastro paftasında ve aynı paftada P.XXIV olarak gösterilen ve haritada 3 nolu kısım olan 2/B vasfındaki taşınmazların mülkiyetinin 775 sayılı kanun ve 2805 sayılı kanun gereği bedelsiz olarak belediyeye intikalinin tesbitini ve taşınmaz üzerindeki 2/B şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir.Tavzih dilkeçesi ile XXIV-3 nolu kısma giren kadastrel parsellerin düştükten sonra 43962,38 m2'lik tescil harici kısmın talep sonucuna göre sonuçlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, 16.12.2002 tarihli fen bilirkişi raporunda kırmızı ile boyalı 43962,38m2 yüzölçümlü taşınmazın mülkiyetinin Belediyeye ait olduğunun tespitine, bu kısım yönünden orman sınırlanmasının iptaline ve şerhin silinmesine, itirazı kabil olmak üzere hakem sıfatıyla karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 1948 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre yapılmış orman kadastrosu, 1964 yılında yapılmış arazi kadastrosu ve 22.04.1987- 22.10.1987 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen, herhangi bir sebeple sınırlama dışı kalmış ormanların kadastrosu ile bu ormanlarla evvelce sınırlaması yapılmış ormanların tümünde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uygulama çalışmaları bulunmaktadır. Taşınmazın bulunduğu alanda maki sınırlaması çalışmalarına ise 17.09.1951 tarihinde başlanmış ve 20.09.1951 tarihinde bu çalışmalar tamamlanmıştır. Taşınmaz makilik olarak orman sınırları dışına çıkarılmıştır. İlk Derece Mahkemesince hakem sıfatıyla verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Şöyleki; 3533 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi: ''Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümlenir'' hükmüne amir olup taşınmazların aynına ilişkin davaların hakem sıfatıyla görülemeyecekleri açıkça düzenlemiştir. Somut olayda; ..., Asliye Hukuk Mahkemesinde hakem sıfatıyla açtığı davada, dava konusu yaptıkları taşınmazın maki tefrik komisyonu kararının kapsamında kaldığını açıklayarak, 775 sayılı Kanun ve 2981 sayılı Kanunlar gereğince orman sayılamayacağından bahisle bedelsiz olarak belediyeye intikalinin tespitini, taşınmazın orman vasfı dışına çıkarılmasını ve belediyeye bedelsiz olarak devrini talep etmiş olup, mülkiyete ilişkin bu talebin hakem sıfatıyla çözümlenmesi ve itiraz kanun yoluna tabi tutulması usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Bu nedenle, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılması ve göreve ilişkin olduğundan bu hususun Mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 20.7.1966 tarihinde yürürlüğe giren 775 sayılı Gecekondu Kanununun "Belediyelere Arsa Sağlanması" başlıklı 3 üncü maddesi, yasadaki istisna halleri ayrık ve yine kanunda belirtilen koşulları mevcut olmak kaydıyla, Hazinenin özel mülkiyetindeki ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların bedelsiz olarak ilgili belediyelerin mülkiyetine geçeceğini öngörmüştür. Ancak, anılan Kanun hükmü, 3.7.2003 tarihli 4916 sayılı Kanun'un 38 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 24.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 sayılı Belediye Kanunu'nun (5272 sayılı Kanun) Geçici 1 inci maddesi ile de istisna kuralları getirilerek, bu ayrıcalıklar dışında kalan Hazineye ait taşınmaz malların yasada belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde ilgili belediyelere bedelsiz devredileceğine ilişkin düzenlemenin, 5281 sayılı Kanun'un 31.12.2004 tarihli, 25687 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 45/10 uncu maddesi ile 24.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Kanunun 44/7 nci maddesi hükmü ile yürürlükten kaldırıldığı, sözü edilen düzenlemenin ise Anayasa Mahkemesinin 18.01.2005 tarihli ve 2004/118 Esas, 2005/8 Karar sayılı kararı ile iptali sonucu yürürlükten kalktığı anlaşılmakta olup, sonradan yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanununda ise benzer bir hükme yer verilmediğinden, bu hususlar da ayrıca göz önünde tutularak (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E:2006/10253- K:2006/12063, T:04.12.2006) karar verilmesi gerekirken hakem sıfatıyla karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.