V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar, 187 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki evin tamamının mirasbırakanları davalı ... tarafından yapıldığını, bu hususun tanık beyanları ile de sabit olduğunu, Mahkemenin taşınmazdaki evin tadilatının davalı ... tarafından yapıldığına yönelik tespitini kabul etmediklerini, TMK'nın 722 nci ve 724 üncü maddeleri gereğince taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesi gerektiğini, mirasbırakanları ...'nın taşınmazları satın aldığına ilişkin sunduğu 31.07.1982 ve 02.09.2006 tarihli senetlerin Mahkemece değerlendirilmediğini, 02.09.2006 tarihli senette imzası bulunan ... ve ...'in imzaların kendilerine ait olduğunu kabul ettiklerini, diğer tanık ve mahalli bilirkişilerin de senedin varlığına dair duyumları olduğunu ifade ettiklerini, senet ve tanık ifadelerinin birbirini doğruladıklarını, bilirkişi tarafından da senette yer alan taşınmazların hangi taşınmazlar olduğunun belirlendiğini, taşınmazların mirasbırakanları ...'ya ait olduğu açık olmasına rağmen Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinini hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi; 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.
3. Değerlendirme
Kadastro sonucu ... köyünde bulunan 187 ada 1, 185 ada 3, 110 ada 120, 133 ada 4, 110 ada 108, 135 ada 5, 129 ada 8 ( ifraz sonrası129 ada 17 ve 129 ada 18 parseller), 137 ada 38, 160 ada 1, 160 ada 5, 139 ada 5, 119 ada 2, 145 ada 85, 145 ada 88, 117 ada 3 (ifraz sonrası 117 da 7 ve 117 ada 8 parseller), 116 ada 68 (ifraz sonrası 116 ada 143 ve 116 ada 144 parseller), 125 ada 15 parsel sayılı taşınmazların irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edildikleri, tespitlerin itiraza uğramadan 16.10.2007 tarihinde kesinleşmesi ile tapu kayıtlarının davalı adına oluştuğu; tarafların mirasbırakan babaları ...'nın 05.06.2006 tarihinde, mirasbırakan anneleri ...'nin ise 21.11.1972 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak davanın taraflarının yanında dava dışı çocukları ...,...'nın kaldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usulü kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu müessese mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
Ne var ki, Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Somut olayda, davalının savunmasında, taşınmazların annesinin babası ...'e ait iken onun ölümüyle annesi dahil dört kardeşe kaldığını, dayıları ... ve ...'in paylarını 31.07.1982 tarihli gayrimenkul satış senedi ile bedeli karşılığında kendisine sattıklarını, 02.09.2006 tarihinde ise davacı ... dışında kalan kardeşlerinin tamamının anne ve babalarından intikal eden miras hakkını satın aldığını ileri sürdüğü, 12.07.2021 tarihinde yapılan keşif sonrası fen bilirkişisi ... tarafından düzenenlenen bilirkişi raporunda 31.07.1982 tarihli satış senedinin incelendiği, bu senette satışa konu taşınmazların hudutları yazmadığından dava konusu taşınmazlara uygulanamadığı ancak dosyada mevcut 23.10.2014 tarihli fen bilirkişisi raporundan bu senedin dava konusu edilen taşınmazların bir kısmını kapsadığı, keşif sırasında da dava konusu edilen 2 parça taşınmazın da satışa konu edildiğinin anlaşıldığı, hususlarına yer verildiği görülmektedir.
Hal böyle olunca; davalının savunmasına dayanak gösterdiği 31.07.1982 tarihli satış senedi ile 02.09.2006 tarihli belgeler üzerinde durulması, yeniden keşif yapılarak mahalli bilirkişilerin ve tanıkların dinlenmesi, satış senedinin kapsamının, çekişmeli taşınmazların evveliyatında kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiğinin, kimin tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığının, tarafların ortak mirasbırakanından intikal edip etmediğinin, yöntemince taksim edilip edilmediğinin, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin neye dayalı olduğunun, taşınmazların satışa ve bağışa konu olup olmadığının saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.