V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Basvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karsı, süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; avukatın sorumluluğunun, sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için yaptığı çalışmaların özenle yerine getirilmemesinden kaynaklanan sorumluluk olduğunu, bir Yargıtay kararında değinildiği gibi avukatın sadakat ve özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirip getirmediği araştırılırken, yaşam deneylerine ve işlerin normal akışına göre gerekli girişim ve davranışlarda bulunması ve başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınması gerekli olup, iş görülürken amaçlanan sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca kavuşmak için yaptığı çalışmaların özenle görülmememesinden sorumlu olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili; öncelikle, dava değerine göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, mahkeme aksi kanaatte ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki güncel tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hukuka aykırı olarak eski tarifeye göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesine itiraz ettiklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili; davalı asilin dosyayı 09.02.2017 tarihine kadar bizzat kendisinin takip ettiğini, vekil olarak vekaletin ilk defa 09.02.2017 tarihinde dosyaya sunulduğunu, bu tarihe kadar dosyada davalıyı temsil eden bir vekilin olmadığı, bir önceki kararın 13.09.2011 tarihinde verildiğini, işbu 2011/38 E. ve 2011/244 K. sayılı bir önceki kararının hüküm kısmının 3. maddesinde "... 1.100,00 TL vekalet ücretinin ... kendini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine ..." denilmekle, önceki karar esnasında vekili olan diğer davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, o tarihte davalı ...'ın vekili olmadığından kendisi hakkında bu yönde bir hüküm tesis edilmediğini, vekili olmayan ve bu durumda kendisi lehine vekalet ücretine hükmedilmeyen davalının, işbu 13.09.2011 tarihli kararı temyiz etmesini gerektirecek bir durum bulunmadığını, bu itibarla bir önceki karar neticesinde davalı ... yönünden vekalet ücretine yönelik olarak davacı lehine usuli kazanılmış hak doğmadığını, davalı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davalı lehine tam ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının bu şekilde düzelterek onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı şirketin avukatları olan davalıların, vekalet görevlerini gereği gibi yerine getirmedikleri iddiasıyla açılan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK.)
2. 6098 sayılı "Vekilin borçları" başlık " Şahsen ifa, sadakat ve özen gösterme
" alt başlıklı 506 ıncı maddesinin 2 inci Fıkrası: "Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. "
3. Avukatlık Kanunu’nun 34 üncü maddesi: "Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler." şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 506 ıncı maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.
4. Davacı şirket, davalı avukatların vekaleti gereği gibi, ifa etmediklerine dayalı olarak eldeki davayı açmış olup avukatın sorumluluğuna gidebilmek için, davalı avukatların eylemi nedeniyle davacının bir zarara uğrayıp uğramadığının, eylemle zarar arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının da belirlenmesi gereklidir. Çünkü tazminat hukukunda sadece eylemin yasaya ve sözleşmeye aykırı olması yetmez, ayrıca bu eylem sonucu bir zararın doğmuş olması ve zararla eylem arasında uygun illiyet bağının bulunması zorunludur. Davalı avukatın, vekillik görevinde özenli davranmadığı, kusurlu olduğu anlaşılmakta ise de, bu kusurlu davranışın sonunda ve sırf bu kusurdan dolayı davacının bir zararının doğmuş olup olmadığının araştırılması dairemiz yerleşik içtihatları gereğidir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, davalı ...'in vekil ile davalı ...'ın ise asil olarak takip ettiği 13.09.2011 karar tarihli işbu davada verilen husumetten red kararının davalılarca temyiz edilmediği anlaşılmakla; davacı ve davalıların temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.