V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar:
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili duruşma istekli temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri:
Dava konusu taşınmazın mirasbırakanın tüm mal varlığını teşkil ettiğini, yapılan temlikteki amacın mirasbırakana ait tek taşınmazın davalı oğluna bırakmak olduğunu, 60.000 USD doların mirasbırakanın terekesinden çıkmadığını, mirasbırakanın kızı ve eşinin beyanlarının birbiri ile çeliştiğini, tanık kızkardeşin beyan ettiği, dava konusu taşınmazın 2. katın yapımı için davalının satımını yaptığı diğer taşınmazın da, mirasbırakan tarafından davalı oğlu...’e satış gösterilerek bedelsiz devredilen bir taşınmaz olduğunu, tarafların annesinin, devir yapılırken mirasbırakanın davalıdan para almadığını kabul ettiğini, mirasbırakanın taşınmazı satması için haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığını, taşınmazın 2. katının yapıldığı tarihte mirasbırakanın emekli ikramiyesi aldığını, 2. katın mirasbırakanın emekli ikramiyesi ile yapıldığını,mirasbırakanın hesabına yatan satış bedelinin, taşınmazın gerçek değerinden çok düşük olduğunu, kaldı ki satış bedelinin terekeden de çıkmadığını, yapılan temlikle davalının diğer mirasçılardan üstün tutulduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme:
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı pay oranında açılan tapu-iptal tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk:
3.2.1.Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1934 doğumlu mirasbırakan... ’ın 27.08.2018 tarihinde ölümü üzerine, geriye mirasçı olarak davacı kızı ...ile davalı oğlu..., dava dışı kızları ... ve ... ile eşi ...’nin kaldığı, mirasbırakan...’nün dava konusu 380 ada 6 parsel sayılı 294 m2 miktarlı arsa vasıflı taşınmazını 18.04.2013 tarihinde davalı oğlu...’e satış suretiyle temlik ettiği, taşınmaz üzerinde iki katlı bina bulunduğu, keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre temlik tarihinde taşınmazın arsa ve üzerindeki bina ile birlikte toplam değerinin 494.399,00 TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
3.3.2. Somut olaya gelince; Mahkemece dinlenen davacı tanıkları, mirasbırakanın taşınmazı bedelsiz devrettiğini, taşınmaz üzerinde tek katlı bina bulunup, mirasbırakanın taşınmaz üzerine emekli ikramiyesi ile ikinci katı yaptırdığını, mirasbırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı bulunmadığını beyan etmişler, tarafların annesi olan davalı tanığı ... ise; taşınmaz üzerindeki binanın eşi ve oğlu tarafından birlikte yapıtırıldığını, mirasbırakanın devir yaparken davalı oğlundan bedel almadığını belirtmiş, yine tarafların kız kardeşi ... davalı tanığı olarak beyanlarında, babasının dava konusu yeri kardeşine sattığı hususunda bilgisi olduğunu,mirasbırakanın paraya ihtiyacı olmadığını, davalı ...’in babasına 50-60 bin civarında para verdiğini, davalının kendi taşınmazını satarak dava konusu taşınmaz üzerine bina inşaa ettiğini, davalının mirasbırakana verdiği satış bedelini mirasbırakan ve eşinin çok gezdikleri için harcadıklarını beyan etmiştir. Bu durumda, davalı tanık beyanları kendi aralarında çelişkili olup, taşınmazın mirasbırakan tarafından bedelsiz devredildiği yönünde davacı ve davalı tanığı ...’nin beyanları uyum içinde olup, tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde taşınmazın bedelsiz olarak devredildiği açık olup, davalı tarafından taşınmaz üzerine bina yapılması bedel ödenmesi anlamına gelmeyeceği gibi, davalı tanığı tarafların kardeşi ...’in beyanlarında belirttiği , davalının taşınmaz üzerine bina yapmak için kendisine ait sattığı taşınmazın da dosyadaki kayıt ve belgelerden dava konusu taşınmazın imar uygulaması öncesi parseli olan 2193 parsel sayılı taşınmazdaki 18/400 pay olduğu, bu payın mirasbırakan tarafından 11.07.1984 tarihinde davalıya satış suretiyle devredildiği, davalının da bu payı 13.06.1991 tarihinde dava dışı ...’a satış yoluyla devrettiği (yani taşınmazdaki bu payın da mirasbırakandan geldiği), mirasbırakan adına kayıtlı başka taşınmaz bulunmadığı, mirasbırakan tarafından tek erkek çocuğuna, tek taşınmazının devredildiği gözetildiğinde, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde mirasbırakanın iradesinin davacıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır.
3.3.3. Hâl böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.