V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; direnme kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının işlettiği ekmek fırınının konum itibariyle kurumuş dere yatağının ve sel yolunun üzerine düşük kotta yapılmış bir yapı olduğunu,bunun sakıncalarının kullanıcı tarafından öngörülebilecek nitelikte olduğunu ve bu durumu göz ardı eden davacının kusurlu olduğunu, mala zarar vermede manevi tazminat olmayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir
C. Daire Kararı
Dairenin 16.04.2018 tarihli ve 2018/405 Esas, 2018/2988 Karar sayılı kararıyla, bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle dosyanın temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunun 16.03.2022 tarihli ve 2018/4-586 Esas, 2022/330 Karar sayılı kararıyla,
"... Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve Borçlar Kanunu’nun 49. maddelerinde belirlenen kişisel haklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.
Kişilik hakları, bir bütün olarak kişinin maddi ve manevi varlığıyla ilişkili ve bu varlığın geliştirilmesini hedefleyen haklar ve özgürlükler olarak tanımlanır. Bu haklar; kişiliğe bağlı, dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez haklardır. Kişilik haklarının mutlak bir hak oluşu, hak sahibine, bu hakka ve hakkın içerdiği değerlere herkesin saygı göstermesini ve kişisel değerlerin korunmasını herkesten isteme, yasaların, kamu düzeninin ve genel ahlak ile adabın çizdiği sınırlar içerisinde dilediği gibi kullanma hakkı verir. Kişilik hakkı kavramı; kişiyi var eden, kişiliğini serbestçe geliştirmesini sağlayan, diğer kişilerden farklılığını temin eden bütün değerler üzerindeki haktır. Yaşam, vücut bütünlüğü, özgürlükler, şeref ve haysiyet, özel yaşam, isim, resim gibi kişisel varlıklar üzerindeki haklar kişilik hakkını ifade eder. Bu varlıklara yönelen saldırılar ise kişilik hakkının ihlali sonucunu doğururlar.
Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; yağan yağmurla birlikte çamurlu yağmur sularının davacıya ait fırına dolması nedeniyle fırın malzemelerinin kullanılmaz hâle geldiği, davacının boğulma ve elektrik çarpması tehlikesi geçirdiği, bu nedenle kişilik haklarına saldırı gerçekleştiği iddiasıyla manevi tazminat isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile dinlenen tanık beyanları değerlendirildiğinde; davacıya ait iş yerinin sel sularından dolayı zarar gördüğü, davacının boğulma ve elektrik çarpması tehlikesi yaşamasından dolayı korku ve paniğe uğradığı, sağlık, yaşam ve vücut bütünlüğünün bozulduğu, bu nedenle kişilik haklarının saldırıya uğradığı sonucuna varılmıştır.... " gerekçesiyle direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Hukuk Genel Kurulu Gönderme Kararı Gereği Dairece Verilen Karar Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının gerekli önlemleri almaması nedeniyle oluşan su taşkını nedeniyle davalının mal varlığının azalması nedeniyle maddi tazminat ile geçirdiği elektirik çarpması ve boğulma tehlikesi nedeniyle de manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci ve 49 uncu maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu ve 58 inci maddesi), 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle manevi tazminatın mal varlığında meydana gelen zarar nedeniyle değil, davacının elektrik çarpması ve boğulma tehlikesi geçirmesi nedeniyle manevi tazminat istemiş olmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.