IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı ve birleşen dava davacısı istinaf etmiştir.
B. İstinaf Sebepleri
Karşı ve birleşen dava davacılar vekili istinaf dilekçesinde: yerel mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak verilen bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkilleri yönünden eksik tazminata hükmedildiğini, asıl ve ek raporda belirtilen hususlara itirazlarının dikkate alınmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme göz ardı edilerek tamamen fiziki duruma göre tespitler yapıldığını ve karar mercii gibi hareket edilerek taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye aykırı olarak, yoruma dayalı bilirkişi raporu tanzim edildiğini, yine raporda teknik şartnameye aykırılıklar yeterince değerlendirilmeyerek talep ve itirazların göz ardı edildiğini, su deposunun patlaması halinde tahliye için gerekli havuz ve gideri yapılmadığını, söz konusu havuz ve giderin yapılmadığı bilirkişilerce tespit edilmesine karşın, patlamanın bir olasılık olduğu, ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen su deposu patlaması için beyanda bulunmanın ve hesaplama yapmanın olası olmadığını beyan ettiklerini, bilirkişi heyeti tarafından gerçek durumun tespiti ve yapılmayan işin bedelinin hesaplanması gerekirken, olası durum değerlendirmesi yapılmasının kabulünün mümkün olmadığını, müteahhidin, ... Belediyesi'nin 30.03.2015 tarihinde aldığı onarım kararına göre, yapacağına dair taahhütte bulunmasına karşın halen yerine getirmediğini, bilirkişi heyetinin bu durum için “keşif tarihinde binanın bodrum katında duvarlarda ve döşemede, cevabi yazıda dile getirilen su sızıntısına veya su sızıntısının oluşturduğu lekelere, küflenmelere, rutubet izlerine veya benzeri oluşumlara ve buna yönelik sıva, boya-badana hasarına rastlamamıştır” şeklinde rapor tanzim ettiğini, heyetin maddi gerçeğe aykırı iş bu tespitinin kabul edilemeyeceğini, zira bu hususta delilleri ekinde de sundukları ... Belediyesi tarafından tutulan tutanak olduğunu ve söz konusu onarımın yüklenici tarafından yapılmaması nedeni ile ilgili işlemlerin müvekkilleri tarafından bedelleri ödenerek bizzat yapıldığının açıkça ortada olduğunu, hal böyle olunca bodrum katta leke izine rastlamamanın olağan olduğunu ancak keşif günü heyet ile birlikte bodrum kata inildiğinde muazzam bir rutubet kokusu olduğunun da görülmesine karşın bu hususta bilirkişilerce değerlendirilmediğini, teknik Şartnamenin Betonarme başlıklı 3. maddesinde "bina temel kotundan aşağıda temel çevresine gerekli çap ve kalınlıkta drenaj borusu ile çevrilip, üzerine mıcır serilip ... sularını ve yükselen yeraltı sularının muayene rögarlarına toplanması sağlanıp kendi cazibesi ile ana kanala tahliyesi yapılacaktır.” denilmesine karşın, yüklenici tarafından iş bu sistemin de yapılmadığını, kaldı ki, tanık anlatımlarından özellikle davacı-karşı davalı tanığı davaya konu inşaatın mimarı ...'nun projede drenaj sisteminin olmadığını açıkça belirttiğini, bu nedenle sözleşmenin teknik şartnamesinin betonarme başlıklı 3. maddesinde hüküm altına alınan ve yüklenici tarafından sözleşmeye aykırı olarak yapılmayan drenaj sisteminin ve buna bağlı olarak bina bütününde oluşan değer kaybının hesaplanması gerektiğini,
Bilirkişi heyeti tarafından, drenaj sisteminin mevcut binaya yapılma maliyetinin 41.750 TL olarak hesaplandığını, drenaj sisteminin bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen bedel ile mevcut binaya yapılmasının mümkün olmadığını, zira müvekkili ... tarafından, drenaj sisteminin yapılması için bir çok firmadan teklif alınmış ve ekte sundukları tekliflerden de anlaşılacağı üzere bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen bedelin piyasa rayiç bedellerinin çok çok altında olduğunu,
Bilirkişi raporunda ayrıca, “sözleşmede taraf olan arsa paydaşlarından ...'ın karşı davasında, drenaj tesisi konusunda talebi olmamıştır.” denilerek müvekkili ... yönünden drenaj sistemi ile ilgili hesaplama yapılmadığını, bilirkişi heyetinin bu yöndeki görüşünün gerçeğe aykırı olduğunu; Şöyle ki; 15.10.2015 tarihli dava dilekçesinin 9. Paragrafında "müteahhidin eksik, ayıplı yaptığı inşaattaki zararımızı, şu anda tam ve eksiksiz olarak belirtmemiz mümkün değildir. Yargılama aşamasında yerinde yapılacak keşif sırasında teknik bilirkişi marifeti ile , mevcut yapı ile taraflar arasında akdedilen sözleşme birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmeye göre yapılan aykırılıklar ortaya çıkacaktır. Bu aşamada belirleyebildiğimiz hususlar ..." denilerek bir kısım eksikliklerin yazıldığını ve "dilekçenin sonuç kısmında, karşı dava yönünden fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmeye göre eksik ve kusurlu işlerin bilirkişi marifetiyle tespiti ve 30.000 TL'nin tazmininin talep edildiğini" dava dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere sözleşmeye aykırı işler ve bunların bedellerinin müvekkili tarafından talep edilmekle birlikte, drenaj sisteminin de sözleşmeye aykırı olarak yapılmadığının dolayısıyla davanın kapsamında olduğunun ortada olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazlar dikkate alınmadan, eksik incelemeye dayalı yanlı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine, yerel mahkemece; müvekkili ... yönünden birlikte ifaya karar verilirken asıl alacakla birlikte yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafça tamamen karşılanması halinde bağımsız bölümün davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, sadece 36.400 TL tazminatın ödenmesine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine, yerel mahkeme'nin birleşen dosya yönünden,verdiği kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin Düzenleme Şeklinde ... Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereği kazanmış olduğu haklarını 3. Kişilere devretmediğini, bu yönde temlik sözleşmesi imzalamadığını, asıl davada, müvekkili tarafından sözleşme edimleri eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirilmesine karşın, davacı tarafça sözleşme edimlerinin yerine getirilmediğini, Sözleşmenin Hususi şartlar başlıklı 2. maddesinde, ruhsat alındığı tarihten itibaren inşaat teslimi 12 ay içinde sözleşmeye, teknik şartnameye ve onaylı uygulama projesine uygun olarak tamamlanarak teslim edileceği kararlaştırılmasına karşın bu sure içersinde inşaatın, müteahhit tarafından teslim edilmeyerek müvekkilinin mağduriyetine neden olunduğunu, asıl dosya davacısının sözleşme gereği eksik ve ayıpları gidermesi halinde zaten davaya konu bağımsız bölümün davacıya devredileceğini, dolayısıyla davanın açılmasına sebebiyet verenin asıl dosya davacısı olduğunu, bu nedenle yargılama harç ve giderlerinden onun sorumlu olması gerektiğini, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; karşı dava bakımından genel olarak inşaatta bulunan eksiklerin bilirkişi aracılığı ile tespiti talebi geçerli olmayıp, eksik ve ayıplı işler olduğunu iddia eden tarafın bunları somut olarak belirtmesi gerekmekte olduğu, karşı davacı drenaj sistemi yapılmaması yönündeki eksiklikten karşı dava dilekçesinde bahsetmediği, birleşen davada eksik ve ayıplı işlerden ortak alanlara isabet eden kısma yönelik olarak tazminatın arsa payı oranına göre verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl davada davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve eksiklikler karşısında haklı olarak devirden kaçınan davalının, dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek birleşen dava davacısının istinaf talebinin HMK 353/1-b1 maddesi ile esastan reddine, davalı-karşı davacı ...'ın istinaf talebinin asıl dava yargılama giderleri yönünden kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yargılama giderleri yönünden kaldırılarak HMK 353/1-b2 maddesi ile asıl davanın kabulüne, karşı ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair yeniden hüküm kurulmuştur.