V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kanunun kötü niyeti korumayacağını, murisin kanser hastalığını bilmeme olasılığını kanun koyucunun korumayacağını, bilmemenin geçerli bir mazeret olarak değerlendirilemeyeceğini, yerel Mahkeme tarafından verilen kararın adeta bütün ölümcül hastalığa sahip olan kişilerin kredi çekmesine teşvik niteliğinde olduğunu, murisin vefatı ile kanser hastalığı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı konusunun araştırılması gerektiğini, hastalığına ilişkin olarak tedavi olup, ilaç kullanan birisinin hastalığını bilmediğini ileri sürmenin yargı merciilerini kandırmak olduğunu, kanser gibi bir hastalıkta doktor kontrolüne tabi olmadan ilaç kullanılmasının mümkün olmadığını, onkoloji doktoruna giden, onkoloji doktorunun verdiği ilaçları kullanan murisin hastalığını bilmemesinin mümkün olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; murisin kredi borcunun tahsili için mirasçılar aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun dava şartları başlıklı 114 üncü maddesinin 1-h maddesinde ; "Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması" dava şartlarından sayılmış, 115 inci maddesinin ikinci fıkrasında da; "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi getirilmiştir.
2. Dairemizin 10.04.2023 tarihli ve 2023/856 E., 2023/1011 K. sayılı kararında; "...10. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tüketici işlemi niteliğindeki banka kredileri nedeniyle, hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi zorunludur. Bu husus, banka tarafından tüketicinin mirasçıları (halefleri) hakkında dava açılabilmesinin ön şartıdır.
Kredi kullanan tüketici adına yapılan hayat sigortası poliçesi mevcutken, bankanın tüketicinin ölümü nedeniyle, tüketicinin mirasçılarından ödenmeyen bakiye kredi alacağının tahsili için dava açması veya icra takibi başlatması, sigorta hukukunun temel ilkelerine ve sigorta yapılmasının amacına aykırılık oluşturacağı gibi sigorta yapılmasına duyulan güven ve itimadı da zedeler. Bu nedenle banka, alacağını öncelikle sigorta poliçesinden tahsil etmelidir. Medeni Kanun'un 2. maddesinde, "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmü düzenlenmiştir. Buna göre, tüm hukuki yollar kredi kuruluşu banka tarafından tüketilmeden mirasçılara karşı takip başlatılmış olması, dürüstlük kuralına uygun düşmemektedir.
11. Bu itibarla; davacı kredi kuruluşu banka tarafından kredi borcunu ödemeyen yasal mirasçılara karşı açılan eldeki dava, banka tarafından sigorta bedelinin elde edilmesi için başvurabilecek hukukî yollar tüketilmediği için erken açılan dava niteliğindedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 18.02.2022 tarihli ve 2019/5 E., 2022/1 K. sayılı kararında; ifa zamanı gelmemiş (vadesi gelmemiş, muaccel olmayan, müeccel) bir alacak için açılmış dava, erken açılmış dava niteliğinde olduğundan, bu davanın açılmasında henüz hukukî yarar bulunmadığı, o nedenle, HMK'nın 114/1-h bendinde dava şartları arasında sayılan hukukî yararın bulunmadığı durumda, davanın esastan değil, HMK'nın 115/2. maddesi gereği usulden reddine karar verilmesi gerekir." denilmiştir.
3. Dairemizin 11.05.2022 tarihli ve 2022/3223 E., 2022/4460 K. sayılı kararında; "... tüketici işlemi niteliğindeki banka kredileri nedeniyle, hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi zorunludur. Bu husus, banka tarafından tüketicinin mirasçıları (halefleri) hakkında dava açılabilmesinin ön şartıdır. Banka sadece poliçe limitinin yeterli olmadığı bakiye alacak için tüketicinin mirasçılarından talepte bulunabilir. Kredi kullanan tüketici adına yapılan hayat sigortası poliçesi mevcutken, bankanın tüketicinin ölümü nedeniyle, tüketicinin mirasçılarından ödenmeyen bakiye kredi alacağının tahsili için dava açması veya icra takibi başlatması, sigorta hukukunun temel ilkelerine ve sigorta yapılmasının amacına aykırılık oluşturacağı gibi sigorta yapılmasına duyulan güven ve itimadı da zedeler. Bu nedenle banka alacağını öncelikle sigorta poliçesinden tahsil etmelidir." denilmiştir.
4. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarihli ve 2017/639 E., 2020/1772 K. sayılı kararında; "...tüketici işlemi niteliğindeki banka kredileri nedeniyle, hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi zorunludur. Bu husus, banka tarafından tüketicinin mirasçıları (halefleri) hakkında dava açılabilmesinin ön şartıdır. Banka sadece poliçe limitinin yeterli olmadığı bakiye alacak için tüketicinin mirasçılarından talepte bulunabilir. Kredi kullanan tüketici adına yapılan hayat sigortası poliçesi mevcutken, bankanın tüketicinin ölümü nedeniyle, tüketicinin mirasçılarından ödenmeyen bakiye kredi alacağının tahsili için dava açması veya icra takibi başlatması, sigorta hukukunun temel ilkelerine ve sigorta yapılmasının amacına aykırılık oluşturacağı gibi sigorta yapılmasına duyulan güven ve itimadı da zedeler. Bu nedenle banka alacağını öncelikle sigorta poliçesinden tahsil etmelidir." denilmiştir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı kredi kuruluşu banka tarafından kredi borcunu ödemeyen yasal mirasçılara karşı açılan eldeki davanın, banka tarafından sigorta bedelinin elde edilmesi için başvurabilecek hukukî yollar tüketilmediği için erken açılan dava niteliğinde olduğu, kararın yerleşmiş içtihatlara uygun olduğunun anlaşılmasına, göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir.