II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespit davasında hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde mahkemeye başvurulması gerektiğini, davacının bu beş yıllık hak düşürücü süreden önceki dönem için hizmet tespiti davası açamayacağını, davacının dava dilekçesindeki taleplerinin somut olmadığı gibi çalışma olgusunu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklamadığını, davacının 19.05.2015-30.09.2017 tarihleri arasında 4b isteğe bağlı sigortalı (Bağ-Kur) kaydı olmasına rağmen aynı süreler için bu davada 4a sigortalılığının tespitini talep ettiğini, davacının, Bağ-Kur'da kayıtlı süreler içinde mükerrer olarak bu davada 4a'ya göre hizmet tespiti istediğini, hizmet akdinin ... unsuru olan iş sebebiyle emir ve talimat verme ile ücret ödenmesi sözkonusu olmadığından dolayı, davalı müvekkilinin işveren sıfatı taşımadığını, davalı müvekkilinin İngiltere'de ikamet ettiği sırada 2013 yılında üç tapudan oluşan tek parça halinde kullanılan taşınmazı satın aldığını, (tapunun İzmir, Urla, Denizli mah., pafta no:9, parsel no:185, parsel no:192, parsel no:191'de kayıtlı taşınmazlar) davalı müvekkilinin bu taşınmazı satın aldığında içinde davacı ... ve çocuklarının oturmakta olduğunu ve bahçeyi satan kişinin "davacının karısının kanserden öldüğünü, çok gariban olduklarını, bir yer buluncaya kadar buradaki eski evde oturmalarına müsaade etmelerini" davalı müvekkilinden rica ettiğini, davalı müvekkilinin de davacıya "kendinize bir yer bulunca bu yeri boşaltın" deyip İngiltere'ye geri döndüğünü, davalı müvekkilinin, çevresi çitle çevrili yerleşim yerlerinin arasında kalan köyün alt kısmında, bitişik vaziyette olan bu taşınmazları ileriye dönük prim yapar umuduyla yatırım amaçlı satın aldığını, davacının, daha sonra kardeşleri ve onların çocukları da eklenip bütün akrabalarını bahçeye yerleştirdiğini, işgalci olduğunu ve davalı müvekkilinin bahçesinde davacının kendi adına mısır yetiştirip satmaya başladığını, hayvancılık yapıp bunları da kurbanlık olarak yine kendi adına sattığını, davalı müvekkilinin tüm bunları Türkiye'ye döndükten sonra öğrendiğini, 2017 Eylül ayında boşanan davalı müvekkilinin yıl sonunda da İngiltere'den taşınıp Türkiye'ye döndüğünü ve Bodrum'a yerleştiğini, Türkiye'ye dönen müvekkilinin, gelir elde etmek için bu yeri kiraya vermek istediğini, o güne kadar müvekkilinin yurt dışında yaşaması ve arazisine ilgisiz olmasından davacının maddi olarak faydalandığını ve işgalciliğini sürdürdüğünü, davacının oğlu ... ...'in facebook sayfasındaki ilanda kurbanlık koyun satımının kendi bahçesinde yapıldığını görünce davacı ve oğlu ... ... ile başedemeyeceğini anladığını ve mecburen taşınmazını 20.11.2019 tarihinde satmak zorunda kaldığını, buna kızan davacının, bu davayı açtığını, davacı ile davalı müvekkili arasında bir hizmet ilişkisi olmadığı gibi davacı da davalı müvekkilden bir ücret ile iş sebebiyle emir ve talimat aldığına dair bir iddiada bulunmadığını, hizmet akdinin ... unsuru olan ücret ödenmesinin sözkonusu olmadığından dolayı davalı müvekkil işveren sıfatı taşımadığını, yerin çitle çevrili, yaklaşık 8,5 dönüm içinde 40-50 tane zeytin ağacının, birkaç meyve ağacının bulunduğu bir bahçe olduğunu ve davacının iddia ettiği gibi bir bekçinin olmasına ihtiyaç olmadığını, davacı ile davalı müvekkili arasında çalışma başlangıcı olarak iddia edilen 2013 yılından itibaren iş ilişkisini gösteren bir mesajlaşma hiç olmadığını, dosyaya delil olarak sunulan mesaj dökümlerinin davacının oğlu ... ... ile davalı müvekkili arasında olduğunu, davalı müvekkili ile dava dışı ... ... arasındaki mesajların Haziran 2017-Ocak 2019 arası olduğu ve iki adet sokak köpeğine sahip bulunması ve mama parasıyla, davalı müvekkilin bu yeri satmak istediğine ilişkin olduğunun görüldüğünü, 2013 yılından itibaren davacı ... ile davalı müvekkili arasında iş ilişkisini gösteren bir mesajlaşma olmadığını, dosyaya sunulan banka dekontları incelendiğinde diğer davalı ...'in davacı ...'e yaptığı bir ödemenin olmadığının görüldüğünü, diğer davalı ... çevresinde hayır severliği ile tanınan bir kişi olduğunu, ...’in Urla'da kimseyi tanımadığı için çevreyi tanıyan davacının oğlu ... ...'ten yardım aldığını ve bu kişinin önerilerine güvendiğini, sunulan banka dekontlarından da görüldüğü üzere davacının oğlu olan ve belediyede çalışan ... ..., zaman zaman Urla'daki kişileri tanıması sebebiyle diğer davalıya bahçenin artezyen, kurutma, aşılama, kamyon, köpek evi ve yemi, çukur açma, üzüm kazığı, elektrik gibi sebeplerle yardımcı olduğunu ve bunun karşılığında da okul parası, ... parası adı altında kendisine diğer davalı ...'den para yardımı aldığını, ayrıca banka dekontlarında 2013-2014 ve 2019-2020 tarihleri arasında hiçbir ödeme olmadığı gibi bazı makbuzlarında fazla gözükmesi için aynı makbuzun iki kez dosyaya sunulduğunu beyanla davanın hak düşürücü süre yönünden, husumet yönünden ve esastan reddine dair karar verilmesini” talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespit davasında hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde mahkemeye başvurulmuş olması gerektiğini, beş yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğunu, davacının iddia ettiği çalışmasına ilişkin bir SGK kaydı bulunmadığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkilinin işbu davada taraf sıfatı bulunmadığını, davacı ile müvekkil arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, davacı müvekkilin yanında çalışmamış olup, iş ilişkisi kurulması için gereken emir ve talimat verme ve ücret ödeme hususu davalı müvekkil ve davacı arasında hiç olmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine "sürekli ve hizmet akdine yönelik bir çalışması" bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin anılı taşınmazların maliki olmadığından, müvekkilin işbu davada taraf sıfatı bulunmadığını ve kendisine husumet yöneltilmeyeceğini, işbu davanın müvekkil davalı açısından husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının 19.05.2015-30.09.2017 tarihleri arasında Bağ-Kur kaydı bulunduğunu, aynı dönem için sigortalı çalıştığı iddiası ile 4/a sigortalı tespitini talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının kendi nam ve hesabına hayvancılık, tarım ve buna bağlı ticaret yaptığını, müvekkilinin ve diğer davalının 11.10.2017 tarihinde boşandığını, İzmir İli, Urla İlçesi, 191 Parselde kayıtlı, İzmir İli, Urla İlçesi, 192 Parselde kayıtlı ve İzmir İli, Urla İlçesi, 185 Parselde kayıtlı taşınmazların müvekkili ve diğer davalının evliliği devam ederken diğer davalı tarafından satın alındığını, ancak bu taşınmazlar satın alındığında davacının kendisi, ailesi ve kardeşinin, İzmir İli, Urla İlçesi, 191 Parselde kayıtlı taşınmazda yaşadığını, bahçeyi davalıya satan kişinin “davacının karısının kanserden öldüğünü, çok gariban olduklarını, bir yer buluncaya kadar buradaki eski evde oturmalarına müsaade etmelerini“ rica ettiğini, o dönemde diğer davalı ile evli olan müvekkilinin iyi niyetle davacı ve ailesinin bu taşınmazda kendilerine başka bir yer bulana kadar yaşamasına izin verdiğini, ancak bu izinin davacı tarafından kötü niyetli işgalci kullanımına dönüştüğünü, davacının diğer davalının arazisinde kendi adına hayvancılık ve tarım yaptığını, sütçü ... lakabıyla tanınan davacının, hayvanlarının sütlerini kendi adına sattığını, yine davacının, bu arazide mısır yetiştirdiğini, bunları pişirip Çeşmealtı sahilinde kendi adına sattığını, keza davacının kurbanlık hayvanları yetiştirip sattığı Urla çevresinde bilindiğini, hizmet akdi çerçevesinde bağımlılık ilişkisi içinde çalışmadığını, aksine kendi nam ve hesabına hayvancılık tarım ve buna bağlı ticaret yaptığını, davacının ve ailesine kendilerine bir yer buluna kadar kalmasına izin verilmesine rağmen, davacı ve ailesinin müvekkili ve diğer davalının söz konusu taşınmazlara gelmemesini fırsat bilerek kardeşleri ve onların çocukları da eklenip bütün akrabalarını bahçeye yerleştirdiğini, işgalci olduğunu, davacının iddiaları hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, diğer davalının malik olduğu 3 parselden oluşan bu arazinin, yerleşim yerlerinin ortasında olup, bu yer çitle çevrilidir, yaklaşık 8,5 dönüm içinde 40-50 tane zeytin ağacının ,birkaç meyve ağacının bulunduğu bir bahçedir ve davacının iddia ettiği gibi bir bekçinin olmasına ihtiyaç olmadığını, dosyaya delil olarak sunulan mesaj dökümlerinin davacının oğlu ... ... ile diğer davalı arasında olduğunu, diğer davalı ile dava dışı ... ... arasındaki mesajların Haziran 2017-0cak 2019 arası olduğu ve iki adet sokak köpeğine sahip bulunması ve mama parasıyla, diğer davalının bu yeri satmak istediğine ilişkin olduğunu, davacının sunduğu bu mesajların delil değeri bulunmadığını, davacının müvekkili tarafından kendisine aylık elden ödeme yapıldığı iddiasının kabul etmediklerini, davacıya müvekkilce gerek elden gerekse banka kanalıyla maaş adı altında hiçbir ödeme yapılmadığını, davacının sunduğu dekontlarda ödemelerin davacıya değil, oğlu ... ...'e yapıldığının açıkça görüldüğünü, ayrıca bu dekontlarda bahçe malzemesi ve sosyal yardım açıklamasıyla ödemeler yapıldığı görüldüğünü, müvekkilinin Urla'da kimseyi tanımadığı için çevreyi tanıyan davacının oğlu ... ...'ten yardım aldığını ve bu kişinin önerilerine güvendiğini, davacının oğlu olan ve belediyede çalışan ... ...’in, zaman zaman Urla'daki kişileri tanıması sebebiyle müvekkiline bahçenin artezyen, kurutma, aşılama, kamyon, köpek evi ve yemi, çukur açma, üzüm kazığı, elektrik gibi sebeplerle yardımcı olduğunu ve bunun karşılığında da okul parası, ... parası adı altında kendisine müvekkilden para yardımı aldığını, banka dekontları incelendiğinde 2013-2014 ve 2019-2020 tarihleri arasında hiçbir ödeme olmadığını, dava dışı ... ...'e müvekkili tarafından üç adet makbuzda sigorta primi yardımı yazılı para gönderildiğini, bu paranın ... ...'e yardım amaçlı gönderilmiş bir para olduğunu, çünkü ... ...'le de bir iş ilişkisi olmadığı gibi bu kişinin Urla Belediyesi'nde işçi olarak çalıştığını, ayrıca müvekkilinin sokak hayvanlarının aç kalmaması için mama parası açıklamasıyla davacının oğluna paralar gönderdiğini, bu ödemenin davacının iddiaları ile alakası bulunmadığını, bu ödemelerin süreklilik arz etmediğini, müvekkilin diğer davalı ile boşandıktan sonra diğer davalıya ait söz konusu taşınmazla herhangi bir ilgisi de kalmadığını diğer davalının bu yerleri 2019 yılında sattığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkilinin diğer davalı ile boşandığı 11.10.2017 tarihinden sonra iddialardan herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını beyanla davanın usulden ve esastan reddine dair karar verilmesini” talep etmiştir.
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; İzmir İl Müdürlüğü kayıtlarının tetkikinde; çalışmanın geçtiği iddia edilen davalılar ... ve ... adına herhangi bir işyeri kaydının olmadığının tespit edildiğini, davacı ...’in, T.C. No:(...)'e ait ... sicil numaralı sigortalı dosyasının tetkikinde; davacının ilk defa mülga 506 sayılı Kanun kapsamında, 22.11.1983 tarihinde işe girişinin bulunduğu, 6723156097 bağ numarası ile ise 19.05.2015 tarihinde 5510 sayılı Kanun kapsamında "isteğe bağlı sigortalılık" kaydının bulunduğu, 30.09.2017 tarihinde "4(b) işi bırakma" kodu ile 5510 sayılı Kanun kapsamından çıktığının tespit edildiğini, davacı, 2013/0cak ile 2020/0cak arasında 4/a sigortalı çalıştığının tespitini istediğini, fakat 19.05.2015-30.09.2017 tarihleri arasında Bağ-Kur kaydı bulunduğunu, bu bağlamda 4/a kapsamında sigortalılık kaydını istediği zaman zarfının bir kısmında 4/b kapsamında sigortalılığı bulunduğunu ve tespitini istediği bazı dönemlerde "hukuki yararı" bulunmadığını, dolayısıyla sigortalı bulunduğu dönemlerdeki talebine ilişkin olarak "davanın reddi" gerektiğini, hizmet tespiti davalarının nitelikçe kamu düzenine yönelik olduğunu, çalışma iddiasının hiçbir tereddütte yer bırakmayacak şekilde kanıtlanma mecburiyeti olduğunu belirterek davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.