IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; desteğin gelirinin kaza tarihi itibariyle takriben asgari ücretin % 50 fazlasıyla 1.300,00 TL olarak belirlenmesine rağmen bilirkişi raporunda hesaplamaların asgari ücret üzerinden yapıldığını, takdir edilen manevi tazminatın az olduğunu belirtmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin ara kararıyla davacılara 50.000,00 TL ön ödeme yapılmasına karar verildiğini, icra takibine konu edilmesi nedeniyle 12.07.2017 tarihinde ferileriyle birlikte 56.952,44 TL ödendiğini, karara esas bilirkişi raporunda ödemenin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda kusur oranına göre hesaplama yapılmışken, gerekçeli kararda tüm tazminat tutarından her iki davalının müteselsilen sorumlu tutulduğunu, sigortalı araç sürücüsü olan davacıların desteğinin alkollü olarak araç kullanması nedeniyle kendi kusuruyla vefat ettiğini, müteveffanın asli kusurlu olması nedeniyle davacıların tazminat hakkı bulunmadığını, 01.06.2015 tarihli yeni genel şartlar ile hatalı uygulamaların önüne geçilerek sürücü asli kusurlu ise destek tazminatı isteyemeyeceğinin hüküm altına alındığını, davacıların sigortalı araç sürücüsünün mirasçıları olup üçüncü kişi sayılamayacağını belirtmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; ceza dosyasının sonucunun beklenmediğini, müvekkilinin sorumluluğunun kusur sorumluluğuna dayandığını, müvekilinin meydana gelen kazada kusurunun olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kusura ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, kusur durumu netleştirilmeden müvekkilinin müştereken ve müteselsilen tazminattan sorumlu olduğuna ilişkin verilen kararın doğru olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun dayanağının sigorta poliçesi olmayıp haksız fiil olduğunu, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 27.09.2018 tarihli kusur raporunun hatalı olduğunu, müvekkiline izafe edilen % 30 oranındaki kusurun doğru olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacıların desteğinin tam kusurlu olduğunu, desteğin alkollü olduğunu, kazanın meydana gelme sebebinin müvekkiline ait inşaat önündeki tuğlalar ve yük asansörünün olmadığını, kusura ilişkin itirazlarının değerlendirilmesi için İTÜ Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğünden kusur raporu alınması gerektiğini, davacı tarafça dosyaya sunulan 29.03.2019 tarihli ıslah dilekçesinde davacı tarafın da kusur durumları dikkate alınarak hüküm tesis edilmesini talep ettiğini, mahkeme taleple bağlı bulunduğundan kusur oranına göre hüküm tesis etmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, ıslahla artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığından, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı ..., işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına almakta olup olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsa bile, destekten yoksun kalan davacılar, zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı ... şirketinin sorumlu tutulması gerektiği, (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı ilamları). Somut olayda davacıların zarar gören üçüncü kişi konumunda olmaları nedeniyle davalı sigortanın destek tazminatından sorumlu tutulmasının doğru bulunduğu, poliçe tarihi itibariyle 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının uygulanmasının mümkün olmadığı, ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda müteveffa sürücünün % 70, yolda inşaat malzemeleri bulunan davalı ... 'ın % 30 oranında kusurlu olduğu, mahkemece davalıların kusur oranlarına bakılmaksızın tüm zarardan müteselsilen sorumlu tutulduğu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda müteveffa sürücünün asli, davalı ... 'ın tali kusurlu olduğu, bu rapora göre verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/12180E, 2021/6881K sayılı kararıyla düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiği, kusur raporları birbiriyle çelişmeyip dosya kapsamına uygun olduğu, davalıların zarar gören üçüncü kişiler karşısında müteselsil sorumlu olmaları nedeniyle hiç kusurlu olmamaları hali dışında az da olsa kusurlu olmalarının müteselsil sorumlu tutulmaları için yeterli olup müteselsil sorumlu davalıların iç ilişkisinde kusur oranı davacılar yönünden sonuca etkili olmadığı, davacılar vekili dava dilekçesinde davalıların müteselsilen sorumlu tutulmasını talep ettiği için davalıların müteselsilen sorumlu tutulmalarının doğru bulunduğu, hükme esas alınan kusur raporunun üst kısmında kaza tespit tutanağı bulunmadığı belirtilmiş iken raporun devamında kaza tespit tutanağına göre raporun hazırlandığının yazılmasının maddi hata kapsamında görüldüğü, bu sebeplerle davalılar vekillerinin kusura ilişkin istinaf itirazlarının reddedildiği, davacılar vekilinin 29.03.2019 tarihli ıslah dilekçesinde davalı ... 'ın kusur oranı nazara alınması gerektiği belirtilmiş ise de aynı dilekçede bir yandan da davalıların müteselsilen sorumlu tutulması istendiği için dava dilekçesinde olduğu gibi zarar gören üçüncü kişi konumundaki davacıların dava dilekçesindeki müteselsil sorumluluk ilkesine göre tazminat talepleri dikkate alınarak hüküm kurulmasının yerinde olduğu, dava tarihinden sonra mahkemenin 50.000,00 TL ön ödemeye ilişkin ara kararı üzerine davalı ... tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup mahkemece hükmün infazında sonuç doğuracak şekilde bu miktarın işlemiş faiziyle toplam alacaktan mahsup edilmesine dair hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Manisa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına yazılan yazıya şoförlerin ücretlerinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı yönünde cevap verilmiş olması üzerine müteveffanın gelirinin net asgari ücrete göre belirlendiği, davacı tarafca müteveffanın asgari ücretin üzerinde gelir kazandığını başkaca resmi belgelerle kanıtlamadığı gibi net asgari ücrete göre hazırlanan bilirkişi raporuna itirazlarında da açıkça gelir durumuna itiraz etmeyip asgari ücrete göre yapılan hesaplama uyarınca ıslah dilekçesi verildiğinden davacılar vekilinin desteğin gelirine ilişkin istinaf itirazının haklı olmadığı, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmış olup ıslah edilen kısım yönünden de dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı dikkate alındığında makul bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.