III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "...Somut olay yönünden dava konusuna ilişkin olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 10.12.2012 tarihinde davalı işyerine açtığı İstanbul Anadolu Adliyesi 8. İş Mahkemesinde 2013/75 Esasa sayılı davanın sonuçlandığı tespit edilmiştir. Dosya içeriğinde bulunan 30.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda, bilirkişilerce 05.09.2013 tarihinde keşif yapıldığı, ...'nın çalıştığı alanın incelendiği, iki adet hamur silindir makinesinin olduğu, tek eleman olması nedeniyle iki makinenin aynı anda çalıştırılmadığı, makineler üzerindeki havalandırma tertibatının bir yıllık süreçte yapıldığı, 3 adet pencerenin bulunduğu tespit edilmiştir. Raporda meslek hastalığının meydana gelmesinde davalı işyerinin %80 kusurlu olduğu, davacı ...'nın kusurunun olmadığı, %20 kaçınılmazlık ve kötü tesadüf faktörünün rol oynadığı kanaati tespit edilmiştir. ...'ya 03.11.2011 tarihli İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi Sağlık Kurulu Raporunda J62.8 pnömokonyoz, diğer silisyum içeren tozlara bağlı şeklinde tanı konulmuştur. Kusur konusunda hazırlanan 17.09.2019 tanzim tarihli bilirkişi heyet raporunun olayın oluş şekline uygun düşmesi; davalı işveren tarafından güvenli organizasyon oluşturmama, iş yerinde risk değerlendirme çalışmaları yapmama, gerekli kontrol ve denetim mekanizması oluşturmama, işverenlikçe kuvarsın ortama yayılmasını önleyecek kapalı sistem, su perdesi gibi yaş metotlar ve uygun aspirasyon sistemi gibi teknik önlemlerin alınmaması, sebebiyle denetim ve gözetim görevini ihmal etmek suretiyle kusurlu olduğu anlaşılmakla bu itibarla; kazada %80 kusurlu olduğuna kanaat getirilmiştir. Meslek hastalığına yakalanan ... yönünden , meslek hastalığının tespiti tarihinde 25 yaşında olup, aklı ... sahibi bir kişi olduğu, iş yerinde çalıştığı sırada kişisel koruyucu donanım olarak maske kullandığı ve hayatı boyunca sigara ve alkol kullanmadığı, davalı işyerinde haftalık çalışma saatlerinin üstünde çalışmış, yeterli iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemiş ve çalışma koşullarında iyileştirme yapılmadan kuvars tozuna maruz kaldığı, kendisine verilen herhangi bir eğitime veya talimata aykırı davrandığına dair objektif veri dosyada mevcut olmadığı anlaşılmakla olayda kusurunun olmadığı değerlendirilmiştir. Dava konusu olay yönünden teknik önlemlerin etkin şekilde alınması, uygun kişisel koruyucuların temini, bunların kullanımı için iş disiplininin oluşturulması, planlı ve periyodik sağlık gözetimleriyle işçinin sağlığının takip edilmesi, ayrıca iş güvenliği eğitimlerinin verilmesi halinde dava konusu rahatsızlığın önlenmesi mümkün olduğundan, kural olarak kaçınılmazlığa şüpheyle bakılması gerekir. Ne var ki, Yargıtayın "pnömokonyoz hastalığında az miktarda kaçınılmazlığın olabileceği" yönündeki içtihatları ve aynı olayla ilgili olarak kesinleşen rücu davasında hükme esas alınan bilirkişi raporunun tazminat davasında güçlü takdiri delil olduğu, aynı olayla ilgili farklı sonuçlara ulaşılması durumunda hukuk güvenliği ilkesinin zedeleneceği, söz konusu rapordaki irdelemelerin detaylı olduğu hususları birlikte gözetildiğinde, belli oranda kaçınılmazlığın kabul edilmesi (%20) gerektiği anlaşılmıştır. Aldırılan kusur raporu yasal mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bunların işverence alınıp alınmadığı ve alınmış tedbirlere sigortalının uyup uymadığı hususlarının da ortaya konulduğu, yargısal denetime elverişli, hükme yeterli, açıklayıcı, gerekçeli, olaya ve dosyaya uygun, aynı zamanda yerleşik yargısal kararlara da uyumlu ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerini belirtir nitelikte olması nedeniyle hükme esas alınmıştır. İş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davaları nitelikçe sigorta tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine ilişkin olup maddi tazminat belirlenir iken; maluliyet oranı, kusur oranı ve kanuni nedenler indirildikten sonra SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin indirilmesi suretiyle maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir. 22.02.2021 tarihli hesap bilirkişi raporundaki hesaplamanın yukarıda zikredilen yöntemce yapıldığı ve raporun denetlenebilir olduğu anlaşılmakla; raporun dosya kapsamına uygun olması sebebiyle rapora itibar edilmiş ve asıl dava bakımından davacı ... işçinin karşılanmamış maddi tazminat alacağının kalmadığı görülmekle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Yargılama sırasında maddi tazminat yönünden, 6098 sayılı TBK madde 76/1 gereği geçici ödeme ile hüküm altına alınan miktarların ise ödeme tarihinden yasal faizi ile birlikte davacı taraftan alınarak ödeme yapan davalıya verilmesine şeklinde aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. Yargıtay içtihatlarına göre sigortalı işçi için bakım (bakıcı) gideri hesaplanabilmesi için, Sürekli İşgöremezlik Derecesi Tespitine İlişkin Sağlık Kurulu Kararında “bakıma muhtaç” durumda olduğun tespit edilmiş olması gerekmektedir (Y.21.HD. 03.07.2018/E.2016/14458-K.2018/5973). Dosyada mevcut 15.06.2012 ve 05.06.2015 tarihli SGK Sürekli İşgöremezlik Derecesi Tespitine İlişkin Sağlık Kurulu Raporlarında “Yardıma Muhtaç Değildir” kaydı düşülerek davacının “başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı” tespit edilmiş bulunduğundan, iş kazası nedeniyle açılan tazminat davalarının temyiz incelemesi ile görevli Yüksek Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin bu konudaki içtihatları doğrultusunda bakım (bakıcı) gideri talebinin reddine karar verilmiştir.
Manevi tazminat bakımından yapılan değerlendirmede ise tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu (davalı işveren %80, davacı ... işçi kusursuz), olayın ağırlığı, kaza neticesinde davacı işçinin iş göremezlik oranının %27 olması, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikler dikkate alınarak davacının olay nedeniyle yaşadığı ve bundan sonra da yaşayacakları acı ve üzüntüyü bir nebze olsun hafifletmek amacıyla, manevi tazminat hükmetmenin, hakkaniyet ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmış ve bu gerekçeler doğrultusunda 35.000 TL manevi tazminatın kabulüne ( 23.06.2017 tarihli TBK madde 76/1 uyarınca geçici ödeme kararı ile hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat bedelinin mahsubu ile 25.000,00 TL ), fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yaralanan sigortalının yakınlarının manevi tazminat davası bakımından hak sahipliği durumu ön şartı olarak ağır bedensel zarar koşulunun olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından, asıl dava bakımından davacı konumundaki anne ... yönünden ise manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Birleşen dosya yönünden yapılan değerlendirme bakımından; destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.Somut uyuşmazlıkta; kazalı ...'nın meslek hastalığı neticesinde %27 oranında malul kaldıktan bir süre sonra vefatında, vefatın meslek hastalığından kaynaklı olduğu ve illiyetin bağının bulunduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu belgelerinde ve yapılan ödemelerde olayın bu şekilde tespit ve kabul edildiği görülmüş, ölenin hak sahiplerine de gelir bağlanmıştır. İşbu doğrultuda 22.02.2021 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına ve Yargıtay ictihatlarına uygun olduğu, Müteveffanın babası ... ile annesi davacı ...'nın destekten yoksun kalma tazminatına hak kazandığı anlaşıldığından ve aldırılan hesap raporunun, usul ve yasaya uygun, denetlenebilir, hüküm kurmaya elverişli, olduğu kanaatine varıldığından rapor doğrultusunda aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Manevi tazminat yönünden ise, meslek hastalğında tarafların kusur durumu, hak ve nefaset kuralları, paranın alım gücü, kaza nedeni ile davacılar murisinin vefatı, birleşen dosya davacıların duyduğu elem ve acı, istenilen tazminat miktarı dikkate alınarak davacı baba ve anne için ayrı ayrı 50.000' er TL manevi tazminat miktarı hüküm atına alınmış ..." gerekçesiyle:
"Asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
1-Davacı ... işçi ...'nın maddi tazminat talebinin reddine,
2-Davacıların bakıcı gideri talebinin reddine,
3-23.06.2017 tarihli TBK madde 76/1 uyarınca geçici ödeme kararı ile hükmedilen 15.000,00 TL maddi tazminatın ödeme tarihinden yasal faizi ile birlikte davacı taraftan alınarak ödeme yapan davalıya verilmesine,
4-Davacı ... ...'nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile toplamda takdir edilen 35.000 TL manevi tazminattan, 23.06.2017 tarihli TBK madde 76/1 uyarınca geçici ödeme kararı ile hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat bedelinin mahsubu ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davacı müteveffanın meslek hastalığına yakalandığının tespit edildiği tarihi olan 03.11.2011 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı ...'nın vefatı nedeniyle miras payları oranında mirasçılarına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Ayrıca 23.06.2017 tarihli geçici ödeme kararı ile hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminata meslek hastalığına yakalandığının tespit edildiği tarihi olan 03.11.2011 tarihinden geçici ödeme karar tarihi olan 23.06.2017 tarihine kadar işleyecek sadece yasal faizin davalıdan alınarak davacı ...'nın vefatı nedeniyle miras payları oranında mirasçılarına verilmesine,
5-Davacı ...'nın manevi tazminat talebinin reddine,
Birleşen Dava olan İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesinin 2020/411 Esas sayılı dosyasının kısmen kabul kısmen reddi ile
6-Müteveffanın babası ...'nın destekten yoksun kalma nedeniyle talep miktarı olan 64.242,46 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 31.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan davacı ...'ya verilmesine,
7-Müteveffanın annesi ...'nın destekten yoksun kalma nedeniyle talep miktarı olan 69.956,67 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 31.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan davacı ...'ya verilmesine,
8-Davacı baba ...'nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 31.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan davacı ...'ya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
9-Davacı anne ...'nın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 31.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan davacı ...'ya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir.