Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2023/11729 · K. 2024/3388
10. Hukuk Dairesi 2023/11729 E. , 2024/3388 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1374 E., 2022/2068 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2013/352 E., 2019/250 K. Taraflar arasındaki hizmet tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 01.04.2001 yılından itibaren davalı şirkette çalışmaya başladığını, bu çalışmasının büyük bir kısmının Kuruma bildirilmemiş olduğunu, davacının sigortasız olarak çalıştırılmış olduğunu, davacının geçirmiş olduğu kazadan hemen önce kuruma bildirildiğini, davacının söz konusu şirketten 300.000.00 TL ücret alırken kazaya uğramış olduğunu, kazanın 08.09.2002 tarihinde olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davacının davalı işyerinde 01.04.2001 - 08.09.2002 tarihleri arası çalıştığının ve bu tarihten sonra da 13.11.2003 tarihine kadar raporlu olarak hizmetlerinin Kurum'a bildirilmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesine özetle; davalı şirketin elektrik taahhüt işleri yaptığını, taahhüdü altındaki işleri süresi ile bağlantılı olarak belirli süreli hizmet akdi ile işçi çalıştırdığını, davalı şirket kayıtlarının incelendiğinde davacının 19.06.2001 tarihinde işe alındığını, ancak iş bitmeden ve belirlenen süre dolmadan 01.07.2001 tarihinde kendi isteği ile işten ayrıldığının şirket kayıtlarında yer aldığını, kazadan sonra davacı ile yapılan görüşmede davacının adının daha önce Şiho olduğunu, adını mahkeme kararı ile ... olarak değiştirdiğini belirttiğinden bu hususa açıklama getirmek için davalı şirket kayıtlarının incelenerek bu hususun tespit edilmiş olduğunu, davacı vekilinin iddia ettiği gibi kazadan sonra Kuruma bildirilmemiş olduğunu, 10.07.2002 tarihinde yani kazadan iki ay önce davalı şirkette çalışmaya başlamış olduğunu, davacının işe başladığı tarihte çalışmasını derhal kuruma bildirdiklerini, raporlu olan davacının halen raporlu olarak davalı şirkette çalışıyor göründüğünü, bu nedenle davacının bu yöndeki beyanları mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu, davacının davalı şirkette sürekli çalıştığını iddia ettiğini, bu iddiasını davalı şirket taahhüdü altındaki hangi işyerlerinde çalıştığı hususuna açıklama getirmesini talep ettiklerini, davacının davalı şirketten 300.000.00 TL ücret aldığını beyan ettiğini, davacının davalı şirketten asgari ücret aldığını, bu nedenle davacının bu beyanın doğru olmadığını savunmuştur. Davalı Kurum vekili savunmasında, hak düşürücü sürenin geçtiğini, çalışıldığı iddia edilen hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından davalı Kuruma verilip verilmediğinin araştırılması gerektiğini, ayrıca hizmet tespiti isteyen davacının söz konusu tarihlerde vergi mükellefi veya Bağ-Kur'a kayıtlı olup olmadığı hususunun da araştırılması gerektiğini, davacının çalışmalarına ilişkin belgelerin kuruma verilip verilmediği işyerinin kanun kapsamında bulunup bulunmadığı veya kapsama alınacak nitelikte olup olmadığını, çalışmanın konusu devamlı, kesintili ve mevsimlik mi olduğu alınan ücret konularının eksiksiz olarak incelenmesi gerektiğini, ayrıca sigortalının dava ettiği tarihlerde herhangi bir Sosyal Güvenlik Kuruluşuna tabi hizmetini bulunup bulunmadığının eksiksiz olarak incelenmesi gerektiğini, davacının sigortalı sicil numarasını ve tam künyesini bildirmemiş olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.1999 tarih, 1999/21-508 E. 1999/525 K sayılı kararında, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesinin yeterli olmadığını, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 ve 6 ncı maddelerinde belirlendiği üzere sigortalılığın oluşumu yönünde çalışma olgusunun varlığının zorunlu olduğunu, bu nedenle eylemi veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanamadıkça hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemeyeceğini karara bağlamış olduğunu, yine bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için çalışma ilişkisinin hizmet akdine dayanması gerektiğini, çalışana yükletilen iş görme ediminde işverene ait işyerinde onun denetimi ve gözetimi altında fiilen yerine getirilmesinin zorunlu bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.