V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; davacının Sendika üyeliğinin davalı Kuruma bildirilmediğinden söz edilemeyeceğini, kaldı ki toplu ... sözleşmesinden yararlanmaya yönelik hükümlerin düzenlendiği 6356 sayılı Kanun'da Bölge Adliye Mahkemesince aranan nitelikte bir bildirimden söz edilmediği, davalı Kurumun dava dışı işverenler ile yaptığı hizmet alımlarının muvazaalı olduğu kabul edildiğine göre davacının davalı Kurumun toplu ... sözleşmelerinden yararlandırılması gerektiği, davacı lehine tam vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili; davacının çalışmış olduğu hizmet alım işinin müvekkili Kurumun ana iştigal konusuna yardımcı olan ve olmadığı takdirde üretimi aksatmayacak durumda olan bir ... olduğunu, hizmet alım işinde muvazaa bulunduğuna yönelik kabulün isabetsiz olduğunu, kanunen izin verilen bir konuda kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının müvekkili Kurumun işçisi olmadığını, bu nedenle ilave tediye alacağına hak kazanmasının da mümkün bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda muvazaaya ilişkin değerlendirmeye dayanak sebeplerin yanı sıra hesaplamaların da hatalı olduğunu, alacakların zamanaşımına uğradığını, vekâlet ücretinin doğru belirlenmediğini, yargılama giderleri ve harçların her bir dosyada yüksek belirlendiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı, asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı, davacının davalı işverenin taraf olduğu toplu ... sözleşmelerinden yararlanıp yararlanamayacağı ve talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile vekâlet ücreti, harç ve yargılama giderleri hususlarındadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi ile 326 ncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.
2. 4857 sayılı ... Kanunu’nun 2 nci maddesinin yedi ve sekizinci fıkraları, 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi, 6356 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'un 1 vd. maddeleri.
3. 27.09.2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c), (g) ve (ğ) bentleri ile 4 ve 11 inci maddeleri ve 12 nci maddesinin ikinci fıkrası.
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu (1) sayılı Tarife, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 ve 22 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında davalı ile davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna çalışmasının bildirildiği Şirketler arasında geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
3. 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin yedinci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde ... alan ve bu ... için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile ... aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denilmektedir. Maddeye göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanun'dan, ... sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu ... sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Dolayısıyla asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi hâlinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Sözü edilen bu hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğu kabul edilmelidir.
4. Muvazaa ise 6098 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olup tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bunun dışında işverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin sekizinci fıkrasında bazı muvazaa kriterlerine de yer verilmiştir. Maddenin sekizinci fıkrasına göre, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi hâlde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl ..., bölünerek alt işverenlere verilemez.
5. Somut uyuşmazlıkta İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince; yapılan keşif, keşif sonucu bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan rapor, tanık anlatımları, hizmet alım sözleşmeleri ve dosya kapsamına göre hizmet alımına konu işin davalı Kurumun maden üretimi olan asıl işinin bir bölümü olduğu, davacının yaptığı işin üretim faaliyetinin bir parçası olması nedeniyle yardımcı ... olarak değerlendirilemeyeceği, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerden olmadığı gibi alt işverenlerin kullanılan yöntem ve ekipman noktasında asıl işveren davalı Kurumdan teknolojik üstünlüğünün de bulunmadığı, aksine asıl işverenin alt işverenlerden daha fazla donanıma sahip olduğu, hizmet alım sözleşmesi ve teknik şartnameye göre üretimde kullanılan araçların bakımının da yükleniciye ait olduğu gerekçesiyle davalı ile davacının çalıştığı alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve davacının çalışmaya başladığı tarihten itibaren davalının işçisi olduğu kabul edilmiştir.
6. Dosya içeriğine göre davacı paketleme bölümünde işçi olarak çalışmaktadır. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonrası bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan rapor ve dosya kapsamından; davalı Kuruma ait Emet Hisarcık ve Espey olmak üzere iki açık ocak bulunduğu, maden aşamasının sırasıyla açık ocaktan cevherin çıkartılması, fiziksel zenginleştirme için konsantratörde beslenmesi, üretilen konsantre değirmende üretilip ürün hâline gelmesi, reaksiyon, filtralizasyon, kristalizasyon, kurutma ve nihai ürün olan borik asidin oluşması şeklinde olduğu, paketleme bölümünde ise nihai ürünün çeşitli ebatlardaki paketlere konularak stok sahasında istiflemesinin yapıldığı ve yükleme yapılacak araçlara forklift yardımı ile iletilerek gönderildiği anlaşılmaktadır.
7. Aynı gün temyiz incelemesi yapılan ve birlikte değerlendirilen 2023/9237, 9268, 9649, 9674, 11852 ve 11853 Esas sayılı dosyaların keşif gözlemlerinden; paketleme bölümünde 25 kiloluk küçük paketlemelerinin yapıldığı, alt işveren işçisinin torbayı makine ağzına tuttuğu, yeteri kadar dolduktan sonra ise torbayı palete verdiği, 25 kiloluk paketlerin bulunduğu stok sahasında paketlerde yırtılma, delinme gibi hasarların oluşması durumunda alt işveren işçilerinin bu hasarları giderdiği ve sevkiyatı yapılacak paketleri davalı Kurum tarafından istenilen etiketleri takarak forkliftler aracılığıyla araca yüklediği, paketleme işinin yapıldığı çok amaçlı borik asit tesisinde ise büyük torbaların doldurulup paketlenerek stok sahasına forkliftler aracılığıyla taşındığı tespit edilmektedir.
8. Yine yukarıda esas numaraları belirtilen dosyaların tanık beyanları; dolum yapılacak çuvalların askılarının dolum makinesine takıldığını, paketin ağzının makineye bağlandığını, aynı işi 25-50 kilo paketlerin tamamı için alt işveren işçilerinin yaptığını, dolum yapılan paketlerin çalışılan paketleme bölümünde forklift operatörü tarafından ambara götürüldüğünü, ambardan sevkiyat yapacak olan araçlara forkliftler aracılığıyla yükleme yapıldığını, alt işveren Şirket operatörü tarafından kullanılan forkliftlerin Şirkete ait olduğunu ortaya koymaktadır.
9. Yönetmelik'in 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre mal veya hizmet üretiminin esasını oluşturan ..., asıl iştir. Aynı maddenin birinci fıkrasının (ğ) bendine göre ise işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olmakla beraber doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan ancak asıl ... devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan ..., yardımcı iştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve sözü edilen Yönetmelik'teki bu tanımlar dikkate alındığında; davalı Kurumda asıl işin nihai ürün olan borik asidin çıkarılmasıyla son bulduğu, nihai ürün çıkarıldıktan sonra yapılan paketleme, depolama işlemlerinin yardımcı ... olduğu ve üretimin esasını oluşturan bir ... olmadığı sonucuna varılmaktadır.
10. Şu hâlde davacının ifa ettiği görev, yardımcı ... kapsamında olup davalı Kurum tarafından bu işin hizmet alımı yoluyla gördürülmesine bir engel bulunmadığından davanın tümden reddi yerine asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun kabulü ile ilave tediye alacağının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.