Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zarar talebinde bulunması için tapu sicilinin hukuka aykırı olarak tutulması ve fiili zararın doğmasının gerekli olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığını, zamanaşımı itirazlarının olduğunu beyan etmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal karşılaştırması yapılmadan sadece gelir üzerinden değer tespitinin eksik ve hatalı olduğunu, diğer raporlarla metrekare birim bedeline ilişkin çelişki olduğunu, ıslah edilen miktar üzerinden hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava şartlarının mevcut olmadığını, yüzölçüme ilişkin değişikliğin nereden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiğini, davanın husumetten ve esastan reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın 03.06.1998 tarihinde satış yoluyla davacıya geçtiği, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında 4.866,08 m² yüzölçümlü olarak 106 ada 439 parsel numarasını aldığı, 03.09.2014-08.10.2014 tarihleri arasında ilan edildiği, itiraz edilmeksizin 09.10.2014 tarihinde kesinleşmekle 03.12.2014 tarihinde tapuda tescil işleminin yapıldığı, taşınmazın yüzölçümünde 9.783,92 m² azalma olduğu, bunun üzerine davacının eldeki davayı açtığı, tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında devletin sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda fen bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibarıyla tazminat istemine konu taşınmazın zemindeki sınırlarında değişiklik bulunmadığı, eksikliğin komşu parselde kalmadığı, uygulama kadastrosunun doğru yapıldığı, uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davanın açıldığının belirlendiğini, bu durumda tesis kadastro çalışmalarında tespit ve tescile tabi tutulan taşınmazın, sonradan yüzölçümünün 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan uygulama ile azalması nedeniyle oluşan zararın da kadastro işlemlerinden kaynaklandığı, taşınmazın yüzölçümündeki eksilme sebebiyle oluşan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında tazmininin gerektiğini, hükme dayanak yapılan iki Ziraat Mühendisi, bir İnşaat Mühendisi tarafından düzenlenen raporda; tazminat istemine konu taşınmazın 1/1000 ölçekli imar planının bulunmadığı, mücavir alan sınırları içinde bulunduğu, etrafının meskun olmadığı, belediye hizmetlerinden faydalanmadığı, Aski Genel Müdürlüğünün su ve kanalizasyon hizmetinden, EGO Genel Müdürlüğünün toplu taşıma hizmetlerinden faydalanmadığı, yola cephesinin bulunmadığı, üçüncü sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, Yenipeçenek Mahalle merkezine kuş uçumu 1,4 km, Yakacık Mahalle merkezine 2, 2 km, Sincan ilçe merkezine 11,40km mesafede olduğu belirtilerek %4 kapitalizasyon faiz oranı uygulanıp 2018 yılına ilişkin resmi veriler uygulanıp buğday ve bostan münavebesi yapılıp m²sinin 12,85 TL olarak belirlendiği, anılan miktara %200 objektif değer artışı oranı uygulanıp m²si 38,55 TL’den toplam 377.170,12 TL tazminat tespit edildiğini,UYAP ortamında ve TKGM Parsel Sorgu ekranında yapılan incelemede tazminat istemine konu taşınmazla aynı konumda bulunan Yenipeçenek Mahallesi 112 ada 190 parselin net gelir yöntemiyle 30.10.2018 tarihi itibarıyla m²si 38,28TL’den zemin değerinin belirlendiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2019/2306 Esas, 2020/1757 Karar sayılı kararıyla anılan metrekare birim fiyatının esas alınarak hüküm kurulduğunun tespit edildiği, kapsamı, kamu düzeni, istinaf sebepleri ve istinaf edenin sıfatı itibarıyla yapılan istinaf incelemesi sonucunda tazminat istemine konu taşınmazın net tarımsal gelir metoduyla ve objektif değer artışı uygulanarak dava tarihi itibarıyla tespit edilen tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın dava tarihindeki değerine hükmedildiğinden dava tarihinden itibaren faizin işletilmesi gerekirken uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren faize hükmedilmiş ise de davalı Hazine vekilinin faizin başlangıç tarihine yönelik istinafının bulunmadığı, dava değerinin 238.730,00 TL’nin üstünde olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.