V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ile ... Dış Tic. Paz. Oto. Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazasını gerçekleştiği alanla ilgili "İçme Suyu Baraj Havzalarında Mevcut Fidanların Bakımı ve Ağaçlandırma İşleri" için ihale yapıldığını, ihale neticesinde 19.07.2005 tarihinde ... Elektronik İnş. Pey. Ltd. Şti. firması ile sözleşme imzalandığını, ihale makamı olduğundan asıl işveren kabul edilemeyeceğinden sorumluluğunun da bulunmadığını, ayrıca iş kazasının gerçekleştiği baraj içi alanın sözleşmenin 5.maddesi kapsamında çalışmanın yürütülmeyeceği alan olması nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceğini, öte yandan kazanın çalışmanın yürütüldüğü zaman diliminde değil öğlen ara verme süresinde gerçekleştiğinden iş dolayısıyla meydana gelmediğinin de açık olduğunu, ayrıca kazanın gerçekleştiği Sazlıdere Baraj Gölü etrafında, muhtelif yerlerde, göle girmenin tehlikeli ve yasak olduğuna dair uyarı levhaları bulunduğundan işçinin tam kusurlu olduğundan kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... Dış Tic. Paz. Oto. Tic. Ltd. Şti vekili temyiz dilekçesinde özetle; müteveffanın somut olayda çalıştığı iş kapsamının dışına çıkarak eş bir deyişle görevi ile ilgili olmayan bir alanda gerek insani, gerek ise vicdani muhasebesiyle yardımcı olabilmek amacıyla göle girdiğini, olayın oluşuna göre, iş güvenliği açısından ne kadar tedbir alınmış olursa olsun, bu olayın meydana gelmesinin önlenemeyeceğini, bu sebeple hükme esas alınan rapordaki kusur oranlarının vakıaya uygun düşer nitelikte olmadığını, işçinin vasıfsız bir işçi olsa dahi ... emniyeti için azami ölçüde dikkat göstermesi gerektiğini, kusurun %20’den fazla kabulü gerektiğini, asıl işveren İSKİ Genel Müdürlüğü ve yüklenici diğer davalı ... şirketinin işyerinde mevcut eksiklikler nedeniyle sorumlu tutulması gerektiğini, SGK’dan davacılara Bağlanan gelir tespit edilmeden hesap raporu düzenlemesinin hatalı olduğunu, bakiye ömür tespitinin uzun tespit edildiğini, ... vasıfsız çalışan olduğu halde asgari ücret üzerindeki ücretin dikkate alınmasının yine, davacı eş için evlenme ihtimali yönünden olay tarihinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların çok fazla olduğunu, mükerrer Islah nedeniyle lehlerine ret vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken takdir edilmediğinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyizle ilgili 369, 370 ve 371 inci maddeleri, ile aynı Kanun'un 110 uncu maddesi, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gözetilerek; tazminatın belirlenmesi noktasında 818 sayılı Borçlar Kanunun 332, 41, 42, 43, 44 ve 46 ncı maddeleri, olayın iş kazası olarak kabulü ile bağlanacak gelir noktasında 506 sayılı Kanun'un 11, 12, 16, 19, 21 ve 26 ncı maddeleri, tazminattan yapılacak indirim noktasında 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 7 nci maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Olayın iş kazası olarak tespiti halinde olay tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
2.Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.
3.Mevzuatta bulunan bir kısım boşluklar kanun koyucu tarafından 30.06.2012 yürürlük tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 sayılı Kanun) ile doldurulmaya çalışılmıştır. 6331 sayılı Kanun'un 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 77 ve devamı bir kısım maddeler yürürlükten kaldırılarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeni düzenlemeler getirilmiştir. 6331 sayılı Kanun ile işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerinin düzenlemesi amaçlanmıştır.
4. İşverenin işçiyi gözetme borcu kapsamında işyerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alması gerekmekte olup ayrıca mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer.
5. Bu önlemler konusunda işveren işyerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer işyerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. İşverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. Bu açıklamalara göre, iş kazasının oluşumuna etki eden kusur oranlarının saptanmasına yönelik olarak yapılan incelemede, ihlâl edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
6. Bununla birlikte sorumluluğun asli şartı; zararla söz konusu davranış veya olay arasında bir sebep sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Bu sebep sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denir. Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır (..., s.561). Başka bir deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır.
7. İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Aynı zamanda sorumluluktan kurtulma sebebi olan bu üç sebep, sadece kusur sorumluluğunda değil, kusursuz sorumlulukta da kabul edilmektedir (..., s. 561). Her üç neden açısından da illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır.
8. Somut olayda; davalı İski Genel Müdürlüğünün, içme suyu baraj havzaları etrafından mevcut fidanların bakımı ve ağaçlandırılması fidanların ve ağaçlandırma sahalarının korunması maksadıyla kafesli çit ile çevrilmesi, bekçilik, çapa ve sulama tırpanlama, toprak sürümü işlerini ihale neticesinde düzenlenen sözleşme ile davalı ... Elektronik İnş. Pey. Ltd. Şti.'ye verdiği, iş bu şirketin de Sazlıdere Baraj gölündeki işleri diğer davalı, yargılama sırasında ... Dış Tic. Paz Oto. Tic. Ltd. Şti. unvanını alan ... Dış Ticaret Paz. Oto Tic. Ltd. Şti'.ye verdiği davacılar desteği sigortalı ... ...'un 27.07.2006 tarihinde Sazlıdere Baraj gölü kenarında, ağaçların bakımı ile yabani otların temizlenmesi işinde çalışırken, iş arkadaşları ... ... ve ... ...'ın kimseden izin almaksızın, kime ait olduğu da anlaşılamayan bir sandalla göle açıldıkları, sandal içerisinde bulunanların sandalı idare edememesi üzerine kıyıda bulunan murisin onlara yardım etmek için yüzerek sandala ulaşmak istediği esnada boğularak vefat ettiği, hükme esas alınan kusur raporunda her ne kadar "çalışan işçilerin göle girmemeleri için herhangi bir tedbir alınmadığı, çalışanların denetimsiz olarak çalıştırıldığı, çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile iş sağlığı ve güvenliğine riayet bilincinin oluşturulmadığı" şeklindeki gerekçelerle davalılara kusur verilmiş ise de söz konusu gerekçelerdeki açıklamaların soyut nitelikte olup, anılan tedbirlerin alınması halinde dahi sigortalının hayatın olağan akışına aykırı olarak kıyıdan uzaklaşmakta olan kayığa yüzerek onları kurtarma şeklindeki ağır kusurlu eyleminden alıkoymayacağı, giderek iş kazasının gerçekleşmesine de engel olmayacağı açıktır. O halde davaya konu olayda ... sigortalının ağır kusurlu olduğu ve giderek ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiğinin kabulü ile (davacılar lehine temyiz etmeyen davalı ... Elektronik şirketi yönünden oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek, temyiz eden davalılar yönünden) davanın reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
9. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
10. O halde, temyiz eden davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek Mahkemece verilen karar bozulmalıdır.