VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2022 tarih, 2022/1219 Esas, 2022/1922 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... ... Taş. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... ... Taş. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, yetki ve husumet itirazlarının gereğince incelenmediğini, haksız şekilde reddedildiğini, davacının müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, kendisinin dava dışı ... ... tarafından kiralanan kamyonun şoförü olduğunu, belirlenemeyen bir nedenle yüklenmiş olan malzemelerden birinin, kamyonun üzerinden, aşağıya düştüğünü, orada bulunmaması gereken ve ne için bulunduğu anlaşılamayan davacının yaralandığını, şoförlerin peronlara girmesinin, orada beklemesi ve dolaşmasının kesinlikle yasak olduğunu, onların bu konuda hem sözlü olarak hem de her yerde asılı olan uyarı işeretleri ve levhalarıyla uyarıldıklarını, davacının da defalarca, yükleme bitmeden perona girmemesi konusunda uyarıldığını, buna rağmen orada neden bulunduğunun anlaşılamadığını, kaza ile davacının yaptığı iş arasında uygun nedensellik bağı bulunmadığını, müvekkilinin hiçbir kusuru ve hukuki sorumluluğu bulunmadığını, olayda bir kaçınılmazlık ve önlenemezlik durumu söz konusu olduğunu, sigortalının kendi işvereni olan diğer davalı ...’in işçilerine vermesi gereken iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermediğini, müvekkilinin kendi işçilerine bu eğitimleri verdiğini, davalı ...’e verilen kusurun az olduğunu, ayrıca davayı kaybedeceğini anlayan davalı ...'in tüm malvarlığını elden çıkardığını, onun sorumlu olduğu miktarın da müvekkiline yüklendiğini, bu durumda müvekkili açısından büyük bir haksızlık söz konusu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla istenen maddi ve manevi tazminat miktarlarının son derece fahiş olduğunu, davacının varsa tüm maddi zararlarının SGK tarafından karşılandığını, hatta bu konuda SGK tarafından müvekkiline karşı rücu davası açıldığını, rücuan tazminat davasında da isabetsiz karar verildiğini, sigorta yaptırmanın amacının risklerin gerçekleşmesi halinde zararın sigorta tarafından karşılanması olduğunu, ancak ülkemizde SGK'nın hiçbir riski üstlenmediğini, hem işçiden hem de işverenden prim aldığını, risk gerçekleştiğinde de rücu davasıyla tekrar para tahsil ettiğini, davacının bu kazadan sonra tedavisinin ardından çalışmaya devam ettiğini, yapılan hesaplamaları, kusur oranlarını, maluliyet oranlarını kabul etmediklerini, Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınmamasının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin önceki kararında müvekkiline %60 oranında kusur yüklenmişken, son kararda %80 oranında kusur yüklendiğini, kendi istinaf ve temyizleri sonucunda müvekkiline verilen kusur oranının arttığını, davacının işverenine karşı açılması gereken bu davanın haksız yere müvekkiline karşı da açıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 2 'inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamından, davalı şirketin kargo dağıtım ve toplama işi ile iştigal ettiği, Kurum tarafından yargılamaya konu zararlandırıcı olay nedeniyle yapılan tahkikat sonrasında düzenlenen inceleme raporunda görüldüğünden bahsedilen davalı ... ... Taş. ve Tic. A.Ş. ile dava dışı ... ... arasında yapılan sözleşmenin Dairemizin geri çevirme kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumundan celp edilerek dosya kapsamına kazandırıldığı, kargoya gelen giden malların boşaltılması, yüklenmesi, dağıtılması, toplanması, istiflenmesi ve korunması başlıklı olmasına karşın sözleşme içeriğindeki sözleşme konusu başlığı altındaki açıklamaya göre, davalı şirket tarafından yapılan kargo dağıtım ve toplama işi kapsamında şirkete ait adreslerde kargoya gelen/giden malların boşaltılması, istiflenmesi ve korunması işinin şirket tarafından dava dışı ... ...'a verildiği, ne var ki zararlandırıcı sigorta olayının davacı tarafından kullanılan ve mülkiyeti davalı ...'e ait olan kamyona dava dışı ... ... çalışanları tarafından yükleme yapıldığı sırada birinci sıranın yüklenmesinden sonra davacıdan kapakların kapatılmasının talep edilmesi üzerine, bu işlem yapılırken çuvalın düşmesi sonucu davacının yaralandığı, davalı ...; Kurum tarafından yapılan iş kazası tahkikatı sırasında alınan ve kayıt inceleme tutanağına dercedilen ifadesinde kendisine ait iki kamyonla serbest piyasada taşımacılık yaptığını beyan ettiği, davalı asil Kevser'in yargılamanın 1. celsesinde alınan beyanında “Biz ... ... Limited Şirketinin nakliye işlerini yapıyorduk.” şeklinde beyanda bulunduğu, davalı ... vekilinin davaya cevap dilekçesinde müvekkilinin davalı ... Şirketinin işini yaptığını belirttiği, davacı asilin iş kazası tahkikatı aşamasında verdiği ifadesinde davalı ... Şirketinin merkezi ile şubeleri arasında davalı ...’e ait kamyonla mal taşıma işinde çalıştığını, davalı ... Şirketinin İzmir-İstanbul arasındaki taşıma işlerini yaptıklarını, İzmir’den İstanbul’a dönerken aracın boş kalması durumunda buldukları başka yükleri de taşıdıklarını beyan ettiği, davalı ... Şirketi vekilinin cevap dilekçesi ve ek cevap dilekçesinde müvekkilinin normalde kendi araçları ile taşıma işlerini yaptığını, ancak araçlar yeterli gelmediğinde kiralama yoluyla araç temin ettiğini, davalı ...’e ait kamyonun ise müvekkili şirket tarafından bir seferlik kiralandığını beyan ettiği, davacı ve davalı tanıklarının davalı ...’in davalı ... Şirketinin taşıma işlerini yaptığını beyan ettikleri, yukarıda bahsedilen dava dışı ... ...'ın aşamalarda davalı tanığı olarak verdiği ifadesinde davalı ...’in kendi araçları ile nakliye işini yürüten taşeron firma olduğunu beyan ettiği anlaşılmasına karşın, Bölge Adliye Mahkemesince nakliye işinin bir kısmının davalı şirket tarafından dava dışı ... ...'a verildiği, dava dışı ... ...'ın ise yüklendiği bu işi davalı ...'ın işlettiği kamyon ve işçilerle yerine getirdiği kabulünden hareketle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının veya hak sahiplerinin kazanç kaybının hesaplanmasında kazalı sigortalının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince davalıların kendi aralarındaki ve davalılar ile dava dışı ... ... arasındaki hukuki ilişkilerin dayanakları ile birlikte isabetli bir şekilde nitelendirilmediği açık olduğuna göre kusurun aidiyeti ve oranları yönünden gerekli irdemelerin yapıldığından bahsedebilmek mümkün değildir.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle Dairemizin geri çevirme kararı sonrasında dosya kapsamına kazandırılan davalı şirket ile dava dışı ... ... arasında akdedilmiş tarihi okunaklı olmayan sözleşme içeriğini değerlendirmek, sözleşme içeriğindeki sözleşme konusu başlığı altında sayılan işler kapsamında yer almamasına karşın dava dışı ... ... işçilerinin ne sebeple yükleme işi yaptıkları üzerinde durmak, ayrıca davalı şirketin anılan iş kapsamında sigortalı işçi çalıştırıp çalıştırmadığını belirlemek, davalı şirket ile davalı ... arasındaki taşıma işlerinin sürekli olup olmadığını, bu taşıma işinin davalı şirketle davalı ... arasındaki bir anlaşmaya mı yoksa dava dışı ... ... ile davalı ... arasındaki bir anlaşma çerçevesinde mi gerçekleştiğini dayanakları ile birlikte irdelemek, gerek davalıların birbirleri arasındaki ilişki, gerekse davalıların dava dışı ... ... ile aralarındaki ilişkiyi açık ve net bir şekilde belirlemek, bu çerçevede kusurun oran ve aidiyetini de içeren denetime elverişli kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi durumunda alınacak bu yeni hesap raporunda bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi, hükme esas 31.01.2020 tarihli bilirkişi hesap raporundaki gibi olması gerektiğini gözetmek, davacının kanun yollarına başvurmadığını, davalı ... yönünden ise kararın kesinleşmiş olduğunu ve bu nedenle davalı şirket lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu da dikkate alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.