Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2023/1294 · K. 2024/3689
11. Hukuk Dairesi 2023/1294 E. , 2024/3689 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/471 Esas, 2020/650 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından duruşmalı, davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.05.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .... ile davalılar ..., ... ve ... vekili Avukat ... ile davalı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların müvekkili bankanın genel müdürü, yönetim kurulu üyesi ve şube çalışanı oldukları dönemde usulsüz olarak dava dışı firmaya 2.000.000,00 DEM kredi kullandırdıklarını, bu kredinin geri ödenmediğini, bu nedenle müvekkilinin zararına neden olduklarını iddia ederek anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılardan ....,....ve .... vekilleri ayrı ayrı, ilgili firma hakkında takiplerin devam ettiğini, bu nedenle davacının zararının henüz gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. 2.Davalılardan...,... ve ...., kredi kullandırılmasında bir usulsüzlüğün bulunmadığını, bu nedenle sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemişlerdir. 3.Diğer bir kısım davalılar, davaya cevap vermemişlerdir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemenin 13.05.2010 tarih, 2009/458 E. ve 2010/269 K. sayılı kararı ile dava tarihindeki denetçilere ilişkin herhangi bir belge ve vekaletnamenin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, bozma ilamında belirtilen koşulların verilen süreye rağmen yerine getirilmediği, bu usuli eksikliklerin dava devam ederken ve bozmadan sonra da tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 06.12.2012 tarih, 2010/15760 E. ve 2012/20145 K. sayılı kararı ile "...Dava, davalı yönetim kurulu üyeleri ve çalışanların usulsüz olarak verdikleri kredi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Bozma ilamındaki dava tarihi itibariyle şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlardan vekaletname alınmasına olanak tanınması gerektiği yönündeki açıklamada geçen “dava tarihi” ibaresi maddi bir hatadan kaynaklanmıştır. Davacı bir anonim şirket olup, organları aracılığıyla işlemlerde bulunmaktadır. Yetkili organlarının aldığı karar ve yaptığı işlemler davacı şirket hakkında hukuki sonuç doğurur. Yetkili organları oluşturan kişilerin değişmesi, ayrılması, ölmesi veya sonradan fiil ehliyetlerini kaybetmesinin bir önemi olmayıp, önemli olan organın varlığı ve devamıdır. Şirket adına yapılacak işlerde işlem anındaki yetkili organın karar alması veya işlem yapması yeterli olup, bu kural yasal mevzuat ile şirketlerin mahiyetine de uygun bulunmaktadır. Bu nedenle bozmaya uyulması yasa hükmünü ortadan kaldırmayacağından mahkemece bozma ilamında belirtilen usuli eksiklikler giderildikten sonra yargılamaya devam edilmesi gerekir. Bu itibarla somut olayda, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında işbu davaya muvafakat verilmesine ilişkin olarak genel kurul tarafından alınan karar üzerine aynı genel kurulda seçilen denetim kurulu üyeleri tarafından verilen vekaletname ile bozma ilamında belirtilen usuli eksiklikler giderilmiş olup, mahkemece yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başlangıçta kredilibitesi bulunmadığı belirlenen şirkete kredi kullandırılması halinde kredinin geri dönmemesi durumunda dönmeme tarihinde bankanın zararının oluştuğu, buna göre başlangıçta kredilibitesi bulunmadığı belirlenen şirkete kredi tahsisi nedeniyle dönmeme tarihinden sonra ödemelerin olmasının sorumluğa bir etkisinin olmayıp ancak hukuki menfaat açısından miktara etki edeceği, olayımızda dava tarihinden sonra sağlanan tahsiller nedeniyle 292.784,63 euro açısından davanın konusuz kaldığı, bankanın kredilendirme sürecinin bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere bankacılık teamüllerine ve uygulamalarına uygun olmadığı, şube tarafından yapılan kredi teklifinin teminat, vade, faiz oranı gibi koşullarda değişiklik yapılmasının firmanın mali verilerinde değişiklik olmayacak kadar kısa sürede, bir ay içerisinde yenilenmesi ve kabulünün bankacılık uygulamalarında ve teamüllerinde çok rastlanılan bir durum olmadığı, buna göre kredilendirme sürecinin şubeden yukarıya doğru değil, banka yönetiminden şube yönetimine doğru geliştiği kanaatine ilişkin bilirkişi raporuna itibar edildiği, 31.12.2018 tarihi itibariyle oluşan 1.382.166,44 euro tutarındaki banka zararından genel müdür ..., yönetim kurulu üyesi ve genel müdür yardımcısı ..., yönetim kurulu üyesi genel müdür yardımcısı Reha Abi, yönetim kurulu üyesi ..., yönetim kurulu üyesi ...'ın sorumlulukları bulunduğu, proje koordinasyon ve istihbarat daire başkanı..., şube müdürü ...., şube müdür yardımcısı ... ve ...'ün oluşan zarardan sorumluklarının bulunmadığı, ....,... ve ...''dan oluşan bilirkişi kurulundan alınan kök rapor ve ek rapor doğrultusunda, davalılar ..., ..., ..., ..., ... açısından 669.673,39 euro üzerinden davanın kabulüne, davacı haklı olsa da 292.784,63 euro talepte davanın konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, yine bu davalılar açısından 60.125,74 euro talebin reddine karar verildiği, diğer davalılar açısından ise davanın reddine karar verildiği, 07.05.1998 tarihinde euro bulunmadığından bu tarihten DEM'in kaldırıldığı 28.02.2002 tarihine kadar 1 euro=1,95583 DEM dönüştürme kat sayısına göre icra aşamasında dönüştürülerek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının DEM ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi borç miktarının hesaplanacağı, 28.02.2002 tarihinden itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile borç miktarının hesaplanacağı gerekçesiyle davanın davalılar ..., ..., ..., ..., ... açısından kabulüyle 669.673,39 euronun 07.05.1998 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi ile bu davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bu davalılar açısından 292.784,63 euro talepte dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, yine bu davalılar açısından 60.125,74 euro talebin reddine, diğer davalılar açısından davanın reddine karar verilmiştir.