V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılması gerektiğini, müterafık kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğu gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir.
Davalı vekili; kazanın iş kazası olduğunu, davacıya gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılarak tazminattan tenzili gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediğini, ıslahla artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı belirlendiği gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 20.07.2020 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davacının ağır vasıta ehliyeti olmayan sürücünün kullandığı araçta yolcu olması ve alınan bilirkişi raporu ile araçta kazaya neden olacak teknik arızanın olmadığının anlaşılmasına, maluliyet raporunun kaza tarihi itibari ile geçerli yönetmelik hükümlerine göre alınmış olmasına, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olmasına göre davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ıncı maddesindeki Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Genel Şartlar’a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararı sonrası, ZMSS Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve iş gücü kaybı tazminatının hesaplanmasında uygulama alanı bulan %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması artık mümkün değildir. Tazminatın, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması gerekir.
Somut olayda; davacının hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından da karara esas kabul edilen aktüer raporunda; TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre ve progresif rant formülü uygulanarak tazminat hesabı yapılmış; İtiraz Hakem Heyeti tarafından ise TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.65 teknik faiz yöntemi ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması yerinde olmakla birlikte %1,65 teknik faiz yöntemi kullanılması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı için, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, %1,65 teknik faiz uygulanmadan, işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılarak yapılan hesaplamanın kabul edildiği Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı yerinde iken %1.65 teknik faiz esas alınarak yapılan hesaplamanın dikkate alındığı İtiraz Hakem Heyeti kararı hatalı olup bozulması gerekmiştir.
3. Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacının ifadesinde davaya konu kazanın, iş sahibi Ferhat ve Rezan Aktaş'ın, kendisinin ağır araç sürme ehliyetinin olması nedeni ile aracı götürmek için ikametinden aldıklarını beyan ederken, iş sahibi olan Ferhat Aktaş'ın kollukta verdiği beyanda, davacının yanlarında çalıştığını, bu kişileri evlerinden alarak sondaj çalışması için organize sanayi bölgesine bıraktıklarını beyan etmiştir. Bu durumda Sigorta Tahkim Komisyonunca; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılarak, ödeme yapılmışsa rücuya tabi ilk peşin sermaye değerinin 5510 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi hükmü gereği tazminattan düşülmesi suretiyle davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
4.5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.