IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar ... ... Mad. San. ... İşletmeciliği ve Nakliye Tic. Ltd. Şti. ve ... ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur raporlarına sundukları itirazlarının değerlendirilmediğini, müteveffanın olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, sürücü ...'ın, ceza yargılamasında sanık ve tanık beyanları ve ceza dosyasında mevcut görüntü kayıtları ile de sabit olduğu üzere; telaş içinde, hiç bir şekilde etrafına dikkat etmeksizin hatta önüne dahi bakmaksızın araç kullandığının açık ve net ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortada olduğunu, kazanın tamamen sürücü ...'ın eylemleri ile meydana geldiğinin net olduğunu, kantar görevlisi olan müteveffanın işini yapmasına da engel olarak ve kantar fişini beklemeden hareket etmesi nedeniyle de kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, işverenin asli kusurlu olduğunun ortada olduğunu, sürücü ...'ın resmi kayıtlara göre yer altı işçisi olarak çalışır gösterildiğini, ancak fiilen yetkili ve ehil olmadığı işlerde çalıştırıldığının sabit olduğunu, diğer tüm kusurlu eylemlerinin yanında, işverenin yeterli işçi çalıştırmayarak ve sürücü ... tarafından telaş ve acele ile yapılan ve görüntülere yansıyan birden fazla işi uygun nitelikli ehil ve ehliyetli işçilere yaptırmamakla asli kusurlu olduğunu, yine rapor içeriğinde tespit edildiği şekilde, müteveffaya birçok iş verilerek çalıştırılmasının da işverenin yeterli işçi çalıştırmadığını ve iş sağlığı ve iş güvenliğini sağlamadığını ortaya koyduğunu, ceza yargılamasında sunulan itirazları ve hukuk yargılamasında sundukları kusura yönelik tüm itirazları bu aşamada da tekrar ettiklerini, hesap raporuna karşı itirazların değerlendirilmediğini, Mahkemenin duruşma ara kararından sonra ara kararı ile "...(asgari ücret artışları yansıtılmadan) davacı annenin zarar hesabı için ek rapor...'' şeklinde ek hesap raporu düzenlenmesi istendiğinin rapor içeriğinden anlaşıldığını ve tebliğ olunan bilirkişi raporuna itiraz sunulduğunu, rapor içeriğinde '' ...kök rapor tarihinden sonra asgari ücretteki artışlar yansıtılmadan...'' şeklinde açıklama yapılarak davacı anne yönünden ek hesap raporu düzenlendiğini, davacıların bilirkişi raporlarına karşı itirazlarını sunduğunu ve her aşamada tekrar ettiğini ve karara karşı yargı yoluna da başvurduklarını, bu durumda dahi usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğinin açık olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra dosyanın bilirkişiye gönderilmesi kararında davacı ... yönünden rapor düzenlenmemesi yönünde ara karar verildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması talebinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, destek hesabına esas alınan ... gelirinin eksik hesaplandığını, ayrıca müteveffanın çalıştığı iş yerinin maden işyeri olması nedeniyle maden işlerinde çalışanların gelirine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alınmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket sahibinin, iş yerinin tüm iş güvenliğinden sorumlu olan kişi olup, yukarıda da belirtildiği üzere işçi çalıştırma ve iş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik önlemleri almamış olmakla kişisel kusurunun da bulunduğunu, ceza yargılamasında sanık olarak yargılandığını ve bilirkişi raporlarında kusurlu bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile ceza yargılamasında bilirkişi raporları ile kusurlu olduğu belirlenen iş yeri sahibine karşı husumet yöneltilmesi sonrasında, hukuk yargılamasında kişisel kusurunun olmadığı gerekçesi ile bu davalı yönünden aleyhe yargılama giderine hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı işverenin iş kazası yönünden şahsi kusuru bulunduğunu, ayrıca, bu davalı yönünden maddi tazminat yönünden ret vekillik ücretine hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olup 2017/560 Esas sayılı karar ile davacılar lehine kazanılmış hak oluştuğunu (Gerekçeli kararda vekillik ücreti yerine sehven manevi tazminat olarak yazıldığını), davacıların, kaza nedeniyle tek erkek çocuklarını kaybettiğini, yine kazanın oluş şeklinin ceza yargılaması dosyasında mevcut otopsi görüntüleri ile görüleceği üzere meydana gelen ölüm olayının ağırlığını, bir anne/babanın çocuğunu bu şekilde görmesinin yarattığı acının tarifinin bile olamayacağı da dikkate alındığında hükmolunan manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu, davacılar lehine yargılama gideri ve vekillik ücretinin eksik hükmolunduğunu, maddi tazminat yönünden hesaplanan vekillik ücretinin ayrı ayrı hesaplanması yerine toplam tazminat üzerinden hesaplanmak suretiyle eksik vekillik ücretine hükmolunduğunu, yine manevi tazminat yönünden toplam miktar üzerinden vekillik ücreti hesaplanması ve miktarına itiraz ettiklerini, davalılar lehine hükmolunan vekillik ücretlerinin ise fahiş hükmolunduğunu, manevi tazminat miktarı talebinin niteliği gereği reddolunan miktar için aleyhe yargılama giderine hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalılar ... ... Mad. .. Ltd. Şti. ve ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; olayın meydana geldiği gün maden ocağındaki sahada davalı müvekkillerinden ...'ın, kamyon şoförü olarak görev yaptığını, gerçekleşen elim olayda müteveffanın cama asılması, davalı müvekkillerden ...’ın cama asılmaması konusundaki uyarısı ve akabinde aracın yükleme sonrası kantardan çıkarken aracın lastiğinin zarar göreceği kaygısıyla kontrollü çıkması gereği nedeniyle gerçekleşen elim olayda, davalı müvekkili ...’ın ve dosyada bulunan iş güvenliği teftiş evraklarından da anlaşılacağı üzere üzerine düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getiren şirketin kusurlu tutulamayacağını, davalı müvekkillerden ...’ın sevk ve idaresindeki kamyon yükleme sonucu 10 bin tonu bulmuş olup, yük ağırlığı nedeniyle aracın normal seyir hızının çok altında bir hızla seyir halinde olduğunu, dosya içerisindeki CD çözümleri ve olay yeri ifade tutanakları, Zonguldak 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2014/354 E sayılı dosya içerisindeki savunmaları ve deliller değerlendirildiğinde olayın, kamyon sürücüsü davalı müvekkili ...’ın müteveffayı aracın camına asılmaması konusunda uyarısı, aracı lastiğinin zarar görmemesi için dikkatini kantardan çıkarken aracın sol tekerleğine yoğunlaştırması gibi gereken tedbirin tam olarak alınması sonucu gerçekleştiğini, ... işçinin yer üstü işçisi olup, dosya içerisine alınan ve hükme esas alınan raporların da taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, vefat eden davacı murisinin işverence aldırılan eğitim, talimatlara ve alınan tedbirlere uyup uymadığının tam olarak ortaya konulmadan işverene yüklenen kusur oranına ilişkin yaptıkları itirazların mahkemece dikkate alınmadığını ve iş bu eksik içerikli raporun yerel Mahkemece hükme esas alındığını, dosya içerisinde aldırılan kusur raporunda maddi olguların denetime elverişli olmayıp, TBK'nın 55. vefat eden işçinin geride kalan hak sahiplerinin sürekli ve düzenli bir fiili desteğinin olduğu varsayımına dayanılarak hükmedilen maddi tazminatın emekli bir işçi olan müvekkili ... ve diğer müvekkilini ekonomik olarak altından kalkamayacağı bir yükün altına sokacağını, davalı müvekkili şirketin iş akdinden ... yasal yükümlülüklerinin harfiyen yerine getirdiğini, kazanın müteveffanın dikkatsiz ve tedbirsiz davranması sonucu gerçekleştiğini, ... ... Madencilik TTK 15 no.lu saha Sağlık ve Güvenlik Dökümanı içeriği ve (Yönerge, Talimat, Acil Durum Aksiyon Planı, Acil Eylem Planı) başlıkların iş yerindeki genel düzen ve disiplinin sağlanması ile ilgili profesyonel bir anlayış benimsediklerinin göstergesi olduğunu, doküman içeriğinde iş yerinde her türlü çalışanın görev ve sorumluluk alanları iş güvenliği ile ilgili yapılacak işlemler, yönergeler ve talimatların ayrıntılı olarak yer bulduğunu, ayrıca doküman içeriğinde kaza anında iş kazası aksiyon planına, acil durum ekiplerinin görevlerine yer verildiğini, gelişecek her türlü olumsuzluğa karşı sürecin tam olarak profesyonel bir zemine oturtulduğunu, trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan hallerin 84.m düzenlendiğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun kazayla ilgili “asli kusurlu” sayılma hallerinde görüldüğü gibi ...'ın bu ihlallerden hiç birini yapmadığını, kazanın olduğu gün görev mahallinde ve kendi güzergahında araç kullandığını, kaza yeri krokisinde kantar ile ... plakalı kamyon arasının 7 metre, kamyonun kuzeyindeki duvar ile arasının 3,2 metre, güneyinde bulunan kömür stoğu arasının ise 10 metre olduğunun tespiti yapıldığını, ... ...’ın yayalara ait kusurlardan (47/1.d) maddesini ihlal ettiği, trafik güvenliği ile ilgili kurallara uymadığı (seyir halindeki aracın dışında basamakta tehlikeli olacak şekilde asılarak seyir etmek) ve kural ihlal ettiğinin ortada olduğunu, işçilerin kendilerine verilen eğitimler, talimatlar ile kendi emniyetlerini ve başkalarının emniyetlerini tehlikeye atacak her türlü davranıştan kaçınmalarının onlara verilmiş en büyük sorumluluk olduğunu, kazanın meydana gelmesindeki illiyet bağının ... ...’ın hareket halindeki kamyonun çamurluğuna binmesi ve ...’ın böyle bir hareketi beklememesi nedeniyle yoluna devam ederken gördüğü anda kamyonu durdurmaya çalışıp durana kadar müteteveffa ...’nın kamyonun kapı kolu ve camına asılı tutunduğu dış kısmında bulunan çamurluktan düşmesi, kazanın meydana gelmesindeki illiyet bağını oluşturduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin Kurum tarafından açılan rücu davalarında da istikrarlı bir şekilde uyguladığı üzere, ülkemize özgü ve güncel verileri içeren, “TRH 2010” tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği, bu itibarla Mahkemece bu tablo esas alınarak hesaplama yapılmasının yerinde olduğu, kazanın oluşumunda tarafların kusur durumuna ilişkin bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 05.11.2011 tarihli raporda; kazanın iş organizasyonunda ve denetim yetersizliği yanı sıra kazalı işçi ve kaza olayı esnasında kamyon şoförünün de riskli davranışlarının kazanın meydana gelmesinde katkısı olduğu, tahkimatın uygun şekilde yapılıp yapılmadığı ve işin eğitim ve talimatlar doğrultusunda yerine getirilmesini güvence altına almak üzere etkin bir iş organizasyonu yapmada ve denetlemede yetersiz kalan davalı işveren şirketin %50, kantarda tartım işi gerçekleştirdikten sonra kömür yüklü kamyonu paketleme bunkerine taşınması esnasında kazalı ... işçi ...'ın kamyonunun sol kapısına asılarak seyahat etmek istemesi ve kamyon şoförü ...'ın da kamyonun sol kapısına asılan kazalıyı görmesine rağmen kazalının tehlikeli şekilde seyahatine izin vermesinden dolayı olayda %25'er oranında kusurlu olduklarının değerlendirildiği, bu rapordaki kusur oranlarının SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Başmüfettişi tarafından hazırlanan tahkikat raporundaki kusur oranları ile uyumlu olduğu, kusur raporunun hükme esas alınmasının yerinde olduğu, ayrıca davalı ...'ın yargılandığı ceza davasında beraat ettiği ve kazanın meydana gelmesinde şahsi kusurunun bulunmadığının anlaşılmasına göre kişisel sorumluluğuna gidilemeyeceğinden aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, davacı taraf davacının yer altı maden işçisi olması nedeniyle bu durum gözetilerek ücret tespiti gerektiğini iddia etmişse de; dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, davacının işe giriş bildirgesi, soruşturma dosyası kapsamında alınan tanık beyanlarına göre davacının davalı iş yerinde kantarcı olarak çalıştığı yer altı maden işçisi olarak çalışmadığı, Maden Kanunu'ndaki ücrete yönelik değişikliğin de 11.09.2014 tarihinde gerçekleştiği dikkate alındığında davacının ücretinin bordrolarda belirtilen ücret olarak tespitinde bir hata bulunmadığının anlaşıldığı, davacı tarafça güncel asgari ücret artışlarının yapılan hesaplamada dikkate alınmamasının yerinde olmadığının ileri sürüldüğü, İlk Derece Mahkemesi kararının “TRH 2010” tablosunun iş kazası ve meslek hastalığından kaynaklı maddi tazminat davalarında da bakiye ömrün belirlenmesinde nazara alınması gerektiği gerekçesiyle Dairenin kaldırma kararı ile kaldırıldığı, İlk Derece Mahkemesince de bu tablo uyarınca asgari ücret artışları hesaba yansıtılmadan ve işlemiş dönem sonu ve diğer veriler ... kalmak üzere davacının maddi tazminat miktarının tespit edildiği ve hüküm altına alındığı, İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuşsa da, maddi tazminat hesabına, hesaplama kriterlerine, ücrete yönelik istinaf talebinin bulunmadığı dikkate alındığında davacının ıslahına dayanak teşkil eden 17.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda esas alınan işlemiş (bilinen) devre yönünden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu, bu itibarla bu devre ve rapordaki diğer veriler sabit kalmak kaydıyla “TRH 2010” tablosu uygulanarak davacının maddi tazminat hesabı yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, somut olayın özelliğine göre davacı anne babanın birbirlerine desteği ile diğer çocuklarından alabilecekleri/ alamayacakları destek de dikkate alınarak; davacı baba için 20.000,00 TL maddi tazminat takdiri ve talebi ile bağlı kalınarak 10.000,00TL maddi tazminata hükmedilmesinin, hakkaniyete uygun, makul, dosya kapsamı ve oluşa uygun olduğundan tarafların davacı baba için hükmedilen maddi tazminatın miktarına yönelik itirazların yerinde olmadığı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli ve olay tarihi dikkate alındığında davacılar için takdir edilen 60.000,00 TL manevi tazminat miktarının az olduğu kanaatine varıldığı, yapılan değerlendirmede izah edilen ilkeler ve dosya kapsamı değerlendirilerek davacılar lehine ayrı ayrı 80.000,00'er TL manevi tazminata hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olacağı, kabule göre de, davanın kabul ve reddedilen miktarları dikkate alındığında davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin hatalı olarak takdir edildiğinin görüldüğü gerekçesiyle;
"Asıl dava ve birleşen 2019/176 Esas ve 2023/19 E sayılı davalar birlikte dikkate alınarak;
I-Davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,
II-Davacılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
III-Davalı ... yönünden asıl davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine,
IV-Davalılar ... ve ... yönünden davanın ve birleşen davaların kısmen kabülü kısmen reddi ile
1-Davacı baba ...'ın maddi tazminat talebinin taleple bağlı kabulü ile murisinin iş kazası neticesinde ölümü nedeniyle talep edilen 10.000 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 13.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Madencilik Sanayi ... İşletmeciliği ve Nakliye Ticaret Limited Şirketinden müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına,
2- Davacı anne ...'ın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile murisinin iş kazası neticesinde ölümü nedeniyle hesaplanan 129.671,49 TL maddi tazminatın ölüm tarihi olan 13.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Madencilik Sanayi ... İşletmeciliği ve Nakliye Ticaret Limited Şirketinden müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2023/19 Esas sayılı dosya ile istenen fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Davacılar ... ve ...'ın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile
Davacıların iş kazası neticesinde çocuklarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları elem ve üzüntünün derecesi, kazanın oluş şekli, ... ve davacıların yaşı, kusur durumu ve ekonomik koşullar dikkate alınarak takdiren her biri için ayrı ayrı 80.000,00'er TL manevi tazminatın davacılar murisinin ölüm tarihi olan 13.11.2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Madencilik Sanayi ... İşletmeciliği ve Nakliye Ticaret Limited Şirketinden müşterek ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verilmiştir.