V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri, istinaf dilekçeleri ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının işyerinde geçirdiği kalp rahatsızlığının iş kazası olduğunun tespiti ile söz konusu kaza nedeniyle kusur durumunun ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13 üncü, 95 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının davalı işyerindeki iş şartlarının ağır olması sebebiyle kalp krizi geçirerek iş gücü kaybına uğradığından bahisle yaşanan olayın iş kazası olduğunun tespiti ile kusur durumunun ve sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemlerinde bulunduğu, yargılama safhasında celp olunan hastane kayıtlarına göre davalı Kurum Yüksek Sağlık Kuruluna yazılan müzekkere ile davacının rahatsızlığının çalıştığı işten kaynaklanmadığına dair görüş bildirildiği, buna göre yasal prosedür çerçevesinde Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan 17.03.2021 tarihli mütalaada davacının rahatsızlığının çalıştığı işin yürütüm koşullarından bağımsız geliştiği, söz konusu rahatsızlık meslek hastalığı olmadığından maluliyet hesaplanmasına mahal bırakılmadığının değerlendirildiği, bu defa Mahkemece Adli Tıp 2. Üst Kurulundan alınan 28.07.2022 tarihli Kurul Raporunda da koroner arter hastalığı-koroner by-pass rahatsızlığının kişinin çalıştığı işin yürütüm koşullarından bağımsız geliştiği, mesleki olmadığı, 29.04.2016 tarihinde kalp krizi geçirdiğine dair belge olmadığı cihetle; gönderilen tıbbi belgelere göre mesleki maluliyetinin olmadığı değerlendirilmiş, ayrıca olay tarihinde yürürlükte olan 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği Hükümlerinden yararlanılarak davacının E cetveline (yaşına) göre %71.0(yüzdeyetmişbirnoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı yönünde bildirilen görüşüne göre davanın kısmen kabulü ile olayın iş kazası olduğunun tespitine, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin veya başkaca üçüncü bir kişinin kusurunun bulunmadığının tespiti ile davacının sürekli iş göremezlik oranının E cetveline göre %71,0 olduğunun ve herhangi bir mesleki maluliyetinin bulunmadığının tespitine karar verildiği anlaşılmıştır.
2.Eldeki dava açısından SGK tarafından olayın iş kazası veya meslek hastalığı olarak tespiti yargılamanın esasını çözüme kavuşturmadan önce açıklığa kavuşturulması gereken bir sorun niteliğindedir.
3. Bu kapsamda iş kazasının belirlenmesine ilişkin 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) (Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) (Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8.mad) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.
4. Meslek hastalığı ise 5510 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinde tanımlanmış olup Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir.
5. İş kazası ve meslek hastalığı arasındaki temel fark, iş kazası ani bir olay sonucu meydana gelirken, meslek hastalığının çalışılan ortam ve koşullar neticesindeki süreç neticesinde meydana gelmesidir.
6. 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinde iş kazasının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
7. Olayın SGK tarafından iş kazası veya meslek hastalığı kabulünden sonraki aşamada ise sigortalının sürekli iş göremezlik oranının tespiti ve gelir bağlanması önem arz etmektedir. 5510 sayılı Kanunu’nun 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı bildirilmiştir.
8. O halde, Kuruma belirtilen şekilde bir bildirimde bulunulmadığının anlaşılması halinde ise yapılacak iş, davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası veya meslek hastalığı olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazası/ meslek hastalığı tespiti” davası açması için önel verilmesi, önel içerisinde dava açılması halinde işbu davanın sonucu beklenilerek, sonucuna göre davacı sigortalının Kurum tarafından sürekli iş göremezlik oranın tespiti ve giderek tespit edilen bu oran doğrultusunda gelir bağlanmasının temini sağlandıktan sonra tazminat davasının çözüme kavuşturulması gerektiği açıktır. (Kapatılan 21. H.D.’nin 14.01.2020 tarih 2019/411 E.- 2020/66 K., aynı mahiyette aynı dairenin 03.07.2018 tarih ve 2016/19961 E.- 2018/5961 K. sayılı, 14.05.2013 tarih ve 2013/1704 E.- 2013/9754 K. sayılı kararları da bu doğrultudadır)
9. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacı hakkında kabul edilmiş bir iş kazası veya meslek hastalığı durumu bulunmadığı, yargılama safhasında Mahkemenin talebi üzerine Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunca davacının herhangi bir mesleki maluliyetinin bulunmadığının ancak iş gücü kaybının % 71 olarak belirlendiği anlaşılmakla, söz konusu durumun iş kazası yahut meslek hastalığı olup olmadığının tespiti açısından öncelikle davacının tanığı ...'in beyanında davacının tarihini hatırlamadığı bir tarihte rahatsızlandığını, tansiyonunun düştüğü sanılarak dinlendirildiğini, yine de düzelmeyince yer altındaki revire kadar beraber gittikleri yönündeki beyanı ile davacının işyerinde kalp krizi geçirdiği iddiası karşısında davalı işyeri revir kayıtları getirilerek davacının ani olay olan işyerinde kalp krizi geçirip geçirmediği araştırılarak, gerekirse bu hususta işyeri hekiminin de tanık sıfatıyla beyanları alındıktan sonra davacının işyerinde iş kazası geçirip geçirmediğine dair rapor alınması suretiyle yaşanan olayın iş kazası mı yoksa meslek hastalığı mı olduğu hususu açıklığa kavuşturulması gerekirken, Adli Tıp Kurumunun davacının herhangi bir mesleki maluliyetinin bulunmadığının ancak sürekli iş göremezlik oranı belirlemesine dayalı raporuna göre yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
10- Öte yandan davacı vekili, iş kazasının tespiti yanında, kusur oranlarının da tespitini talep etmiş, Mahkemece, alınan 09.03.2023 tarihli heyet bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının geçirmiş olduğu rahatsızlıkta davalı işveren ... ve başkaca üçüncü bir kişinin kusurunun bulunmadığının tespitine dair karar verilmiştir.
11- Somut olayda davacı vekilinin usule uygun şekilde tazminat talebinde bulunmadığı, mevcut davada davalılar aleyhine iş kazasının tespitiyle birlikte iş kazasındaki kusur oranının ve sürekli işgöremezlik oranının tespiti için de talepte bulunulduğu anlaşılmakla, sadece kusur oranının tespiti yönünden hukuki menfaatin bulunmadığı, kusur oranlarının tespiti halinde Mahkeme kararının infaz kabiliyetinin bulunmayacağı, kusur oranının tespitine yönelik bir kararın infazı için davacı tarafın iş kazasından kaynaklı tazminat talebinde bulunması, bu yönde eda davası açması gerekirken, yani ancak iş kazasından kaynaklı tazminat davasında kusur oranının Mahkemece değerlendirileceği, bu itibarla sadece kusur oranının tespitine yönelik bir davada davacının hukuki yararının bulunmadığı değerlendirildiğinde bu aşamada tarafların kusur oranlarının tespiti yönünden esastan bir değerlendirmeye yer verilmesi de hatalı olup davacının kusur oranlarının tespiti talebi yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.