KARŞI OY
Temyiz incelemesine konu ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/06/2020 tarih 2015/267 Esas, 2020/176 Karar sayılı kararında "(...) hukuki işlem ehliyetine sahip olmayan bir kişinin geçerli bir iradesinin bulunmayacağı ve yapacağı işlemlere hukuki sonuç bağlanmasının mümkün olmadığı, işlemin diğer tarafının iyi niyetli olmasının sonucu değiştirmeyeceği ve yapılan işlemi geçerli kılmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, hukuki işlem ehliyeti olmayan ...'ün tarafı olduğu ipotek tesisi işlemin geçersiz olacağı kanaatiyle dava konusu taşınmaz üzerine tesis edilen ipoteğin kaldırılması yönünde davanın kabulüne karar verilerek..." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının kararı istinaf etmesi üzerine istinaf incelemesini yapan ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 21/09/2022 tarih 2020/1745 Esas, 2022/1965 Karar sayılı kararı ile davalının istinaf talebini sadece vekalet ücreti yönünden kabul etmiş, sair istinaf taleplerinin reddine karar vermiştir.
Davacı ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde eczacı olarak çalışmakta iken, aynı Hastane'nin 24/07/2009 tarih 8040255 sayılı raporu ile şizofren teşhisi konulmuş, Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün 10/08/2009 tarih 142520 sayılı onayı ile malulen emekliye sevk edilmiş, ancak ... Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesinin 18/06/2015 tarih 2015/105 Esas 2015/544 Karar sayılı kararı ile 2015 yılında vesayet altına alınmıştır. Yani davacı, davaya konu ipoteğin tesis edildiği 02/12/2014 tarihinde vesayet altında değildir. Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun 19/11/2018 tarih 5947 sayılı raporunda ise, ipotek işleminin yapıldığı tarihte fiil ehliyetine haiz olmadığı belirtilmiştir.
Gerekçesinden de anlaşılacağı gibi, İlk Derece Mahkemesi sadece davacının, ipotek tesis edildiği tarihte fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı, hukuki işlem yapıp yapamayacağı üzerinde durmuş, davacının şizofren olması nedeniyle, ipotek tesis edildiği tarihte hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile de davayı kabul ederek, davalı lehine konulan ipoteğin fekkine karar vermiştir. Oysa davalı vekili aşamalardaki savunmalarında, davalının oto galerici, davacının ise eczacı olduğunu, davacının davalıdan 4 adet araç satın aldığını fakat bedelini ödemediğini, borcuna karşılık gayrimenkulüne ipotek konulduğunu, davacı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takibi başlatılması üzerine bu davanın açıldığını beyan etmiştir. Dosyadaki mevcut deliller, davalı vekilinin savunmalarını doğrular mahiyettedir; nitekim, dosyada örneği bulunan Araç Satış Sözleşmelerinden; , ... plakalı araçların 2014 yılı içerisinde Noterde davacıya satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. Yine dosya içerisinde örneği bulunan ... 3. Noterliğinde tanzim edilen 02/12/2014 tarih vekaletname ile... ve ... plakalı araçları dilediği kişiye dilediği bedelle satması için Basri Duman'a vekalet vermiştir.
TMK'nun 452 nci maddesi "Vasinin onamadığı işlemlerde taraflardan her biri verdiğini geri isteyebilir.Ancak, vesayet altındaki kişi, sadece kendi menfaatine harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında mevcut olan zenginleşme tutarıyla ya da iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmış olduğu miktarla sorumludur.
Vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış ise, onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olur." şeklindedir.
Hakkında dolandırıcılıktan şikayette bulunulması üzerine davalı 25/06/2015 tarihinde C.Savcısına verdiği ifadesinde; davacıya sattığı araçların kendisine iade edilmesi halinde, ipoteği kaldırmaya hazır olduğunu, dolandırıcılık kastı ile hareket etmiş olsa idi, davacıdan satın aldığı evi başkasına devredebilecekken, verdiği söz gereğince evi satmayarak beklettiğini beyan etmiştir. Ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi, davacının, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda davalıyı yanıltıp yanıltmadığı, davacıya satışı yapılan araçların davalıya iade edilip edilmediği, üçüncü kişilere satılıp satılmadığı, davacının, davalı aleyhine olacak şekilde sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği üzerinde durmamıştır. Vesayet altında olan kişi, -ki davacı, ipotek tesis edildiği tarihte vesayet altında da değildir- fiil ehliyetine sahip olduğu konusunda karşı tarafı yanıltmış ise, TMK'nun yukarıda açıklanan 452/2. Maddesi gereğince, vermiş olduğu zarardan sorumludur.
Nitekim Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 18/06/2020 tarih 2020/383 Esas, 2020/4928 Karar sayılı kararında; "(...) Öte yandan TMK.452/2.maddesinde; “vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetini haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı” öngörülmüştür. Buna göre kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bütün bu açıklamalar yanında TBK.nun 77/82 nci maddelerinde düzenlenen sebepsiz iktisap hükümlerine göre hacir altındaki kişinin karşı tarafın aleyhine olacak şekilde kendi mal varlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşme oranında sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Zira sebepsiz zenginleşme hükümleri gözetildiğinde, zenginleşenin iade borcunun doğması bakımından fiil ehliyetinden yoksun olmak sonuca etkili değildir. Bu durumda mahkemece yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." şeklindeki kararında ve benzer bir çok kararında, TMK'nun 452. Maddesinin nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiğini açıklamıştır.
Bunlardan öte; TMK'nun 4 üncü maddesi "Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyet göre karar verir." amir hükmü gözden uzak tutulmamalıdır.
Belirtmiş olduğum nedenlerden ötürü, temyiz incelemesine konu kararın bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.