V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde müteriz borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Müteriz borçlu temyiz dilekçesinde; itiraz ve istinaf dilekçesini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, takibin iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK'nın 170'inci maddesi, İİK'nın 169/a maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 749. maddesi, 6762 Sayılı TTK'nın 582. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 9, 10, 13, 14, 15, 16. maddeleri
3. Değerlendirme
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Takibe dayanak bononun tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 582. maddesine göre (6102 sayılı TTK'nın 670. maddesi), akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanun'un 1. maddesi gereğince, bu kanunun ayrılmaz bir cüzü olduğu açıklanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; aynı Kanun'un 10. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 13. maddesine göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur; 15. madde hükmüne göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz; 16. maddesine göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.
11.06.1941 gün ve 1941/4-21 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde; "......, olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat'i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin, esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda, o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir ...Medeni Kanunumuzun metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur..." hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Somut olayda, ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 28.10.2021 tarih 2021/1425 E. - 2021/1807 K. sayılı kararı ile ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 19.08.2021 tarihli sağlık kurulu raporu ve TMK'nın 409/2. maddesi dikkate alındığında, vasi tayininin gerektiği gerekçesiyle keşideci borçlu ...’ın akıl hastalığı sebebiyle TMK’nın 405. maddesi gereğince vesayet altına alınarak, Nurcan Kamit'in vasi olarak atandığı görülmektedir.
Ancak rapor içeriğinden; borçlunun, takibe konu senedin düzenlenme tarihi (19.09.2005 tarihi) ve takip tarihi (12.08.2021 tarihi) itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır.
Hukuki işlemlerde tarafların fiil ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususun mahkemece re'sen dikkate alınması zorunludur.
O halde mahkemece, borçlu borçlu ...’ın takibe konu bononunn düzenlenme tarihi ve takip tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin tespitin yapılması amacıyla, vasiye, borçlu ...’a ilişkin doktor raporu, hastane v.s sağlık kuruluşları ile ilgili diğer belgeleri sunması için süre verilmesi, yine vesayet kararına dayanak olan ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 19.08.2021 tarihli sağlık kurulu raporunun getirtilerek dosyanın kül halinde tam teşekküllü bir hastaneye veya Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek, borçlu ...’ın takibe konu bononun düzenlenme tarihi ve takip tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.