II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın Müdafiinin Temyiz İstemi
Katılanın telefonu sanığa kendi rızası ile verdiğine, sanığın telefonu almaktaki manevi kastının tespit edilemediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin dikkate alınmadığına, hüküm kurulurken maddi unsurlarından değerlendirilmediğine, yeterli bir gerekçelendirme yapılmadığına, sanığın mal edinme kastı ile hareket etmediğine, somut olayda cebir ve tehdit unsurunun gerçekleşmediğine, sanığın mal üzerinde hakimiyetinin bulunmadığına, kararda elde edilen menfaat ile kanaat getirilen cebir arasında illiyet bağı kurulmadığına, dosyada mevcut ekran görüntülerinin güvenilir delil olmadığına, ekran görüntülerinde tarih bilgisinin yer almadığına, şikayet zamanaşımı süresinin sanık lehine yorumlanması gerektiğine, sanığın hakaret suçundan cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
5237 sayılı Kanunun 62. maddesi gereği indirim yapılmaması gerektiğine, sanığın takdiri indirim nedenleri uygulanmadan en üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır.Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle;
“...Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır.
Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde;
Mahkemece olayın; sanık ile katılanın sevgili olduğu, sanığın katılanın ikametine gelerek hakaret ve tehdit ederek evden ayrıldığı, daha sonra katılan ile sanığın mesajlaştığı, sanığın benzer tehdit ve hakaretlerinin devam ettiği, sanığın katılanın evine tekrar gelerek katılanın boğazını tutup tokat atarak darp ettiği, hakaret ve tehditlerine devam ettiği, katılanın elinden telefonu alarak mesajlara bakmak istediği, katılanın telefonu vermemesi üzerine katılana tokat atarak darp etmeye devam ettiği, bu şekilde katılanın telefonunu elinden aldığı, katılana "Eskişehir'i sana zehir edeceğim" demek suretiyle katılanı tehdit ettiği şeklinde olduğu kabul edilmiştir.
Sanığın savunması, katılanın beyanı, tanık ...'ın beyanı, dosya içerisinde bulunan katılan ile sanık arasındaki whats up yazışmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık ile katılanın sevgili oldukları, bir hafta önce ayrıldıkları, katılanın Antalya'ya arkadaşıyla tatile gittiği, Eskişehir'deki ikametine geri dönüp ikametinde olmasına rağmen sanığa ikametine döndüğünü söylemeyip Antalya'dan Eskişehir'e dönmek için otobüse bineceğini söylediği, sanığın katılanın ikametinin ışığını açık görmesi üzerine cama taş attığı ve katılanın pencereye çıkması üzerine katılanın kendisine doğruyu söylemediğini anladığı, katılanın ikametine çıktığı, hakaret ve tehditte bulunduğu, ikametten ayrıldığı , katılanla mesajlaştıkları, sanığın " Babasıyla gitmişler sen yalanları gel anama anlat, yok instgrm dan eklmemleler şifre vermemeler, ben biliyodum bir kahpelik olduğunda, yalanın ortaya çıktı hala kendini savnuyon ya" şeklinde katılana mesajlar gönderdiği, ve yine mesajlarda katılanın bir saat önce geldiğini söylediği, sanığın...firmasından baktırdığını, katılanın bahsettiği yolculuğunun olmadığını tespit ettirdiğini söylediği ve sanığın katılanın kendisine başka erkeklerle tatile gittiğini söylemesi üzerine kızdığını söylediği, tanık ...'ın da emniyette "...Burak ile konuşup arkadaşlarımız ile tatile gittiğimizi söyledik. Bunu öğrenince İrem'in boğazından tutup duvara yapıştırdı..." şeklindeki beyanının sanığın savunmasını doğruladığı, tanık ... ve katılanın beyanlarında sanığın Meltem'in ailesini arayıp yanlarında olup olmadığını sormak istediğini belirttikleri, katılanın emniyette "...benim telefonumu aldı. Şifremi girmemi istedi. Ben kabul etmedim. Ben bu telefonun şifresini kırarım, içindeki herşeyi öğrenirim söylemezsen söyleme" dediği, mahkemedeki beyanının da bu yönde olduğu, tanık ...'ın da mahkemede sanığın katılanın telefonunu aldığı, bakmaya çalıştığı ancak tuş kilidini açamadığı için bakamadığını beyan ettiği, dolayısıyla gelişen olaylar neticesinde sanığın katılana güven duymadığı, sözlerine inanmadığı, sanığın gerçeği öğrenme çabası içerisinde olduğu, sanığın katılanın cep telefonunu almaktaki kastının gerçeği öğrenmek olduğu, sanığın mal edinmek veya faydalanmak kastıyla hareket etmediği, bunun dosyadaki delillerle sabit olduğu, Mahkemece de sanığın katılanın elinden cep telefonunu zorla alarak mesajlara bakmak istediğinin kabul edildiği anlaşılmakla, sanığın eylemlerinin, katılana yönelik basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralama ve tehdit suçlarını oluşturduğu gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de;
2.Sanığın katılanı darp ettiği, elindeki cep telefonunu zorla aldığı, mesajlara bakmak istediği, şifresini giremediği, katılanın cep telefonunun şifresini istediği, katılanın vermediği, katılanın sanığın elinden cep telefonunu aldığı, sanığın evden cep telefonunu almadan ayrıldığı şeklinde gelişen olayda cep telefonunun sanığın hakimiyet alanına geçmediğinin anlaşılması karşısında sanığın eyleminin nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suçun tamamlandığının kabulü ile yazılı şekilde fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.