İçtihatYargıtay10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2023/16443 · K. 2025/117
- Esas No
- 2023/16443
- Karar No
- 2025/117
- Karar Tarihi
- 07.01.2025
Karar Metni
10. Ceza Dairesi 2023/16443 E. , 2025/117 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/617 E., 2021/1716 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 23.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 94660652-105-38-14708-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90101 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90101 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği,
Somut olayda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05/07/2019 tarihli ve 2018/41526 soruşturma, 2019/697 sayılıamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin şüphelinin yokluğunda verilen kararın şüpheliye08/07/2019 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 15 gün olduğu hususunun da kararda belirtilmediği gibi usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 25.08.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2019 tarihli ve 2018/41526 Soruşturma, 2019/697 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da
tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu ve mercii ile 15 günlük itiraz süresinin gösterilmediği, kararın, 08.07.2019 tarihinde ceza infaz kurumunda bulunan şüpheliye "okumak/almak" şerhi ile tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Sanığın, erteleme süresi zarfında 30.01.2021 tarihli eylemi ihlal kabul edilerek, erteleme kararının kaldırılarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2021 tarihli ve 2018/41526 Soruşturma, 2021/5773 Esas, 2021/4450 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 15.12.2021 tarihli ve 2021/617 Esas, 2021/1716 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, somut olayda şüpheli hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05.07.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, kararın itiraz yoluna tabi olduğunun gösterilmediği, şüpheliye karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlâl kabul edilen 30.01.2021 tarihli eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, mahkemesince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin
kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı ise de;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında 12.12.2016 tarihinde işlediği eylemi nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.01.2017 tarihli ve 2016/53619 Soruşturma, 2017/309 Esas ve 2017/40 numaralı iddianamesi ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2017 tarihli 2017/53 Esas ve 2017/162 Karar sayılı kararı ile değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ancak sanık hakkında tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 19.04.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, yine şüpheli hakkında 20.12.2022 ve 05.01.2023 tarihli eylemleri nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.02.2023 tarihli ve 2023/8941 Soruşturma, 2023/3299 Esas ve 2023/2672 numaralı iddianamesi ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/215 Esas, 2023/632 Karar sayılı kararı ile dayanak gösterilen incelemeye konu Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/617 Esas ve 2021/1716 Karar sayılı dosyası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olmadığından bahisle kamu davasının durmasına ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, ayrıca incelemeye konu suç tarihi olan 25.08.2018 tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla,
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB), kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararı ile aynı nitelikte olduğu ve
aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, KDAE kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların HAGB kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, HAGB kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen KDAE kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda HAGB kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen HAGB kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir KDAE kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2017 tarihli 2017/53 Esas ve 2017/162 Karar sayılı kararı ile değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği, bu HAGB kararının kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu kapsamında verilmesi nedeniyle hukuki güvenilirlik ve belirlilik ilkesi gereği ancak aynı neviden olan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan açıklanabileceği, başka suçtan açıklanamayacağı fakat sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri bulunmadığı için, bu HAGB kararının kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğunun ve aynı hukuki sonuçları doğuracağının kabul edilemeyeceği, HAGB kararını ihlal eden eylemden sonraki ilk eylem için de sanık lehine olduğundan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceği kabulü ile yapılan incelemede;
Somut olayda,
İncelemeye konu 25.08.2018 tarihli suçun, daha önce Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesince 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilmiş olan 11.04.2017 tarihli 2017/53 Esas ve 2017/162 Karar
sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olup olmadığı tespit edilerek aynı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca kovuşturma şartı bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra, önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde işlendiğinin tespit edilmesi halinde ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapılmasına yasal engel bulunacağından; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olan önceki davanın akıbeti araştırılarak hükmün açıklanıp açıklanmadığının tespit edilmesi, henüz hüküm açıklanmamışsa ihbar olunarak dosyanın derdest hale getirilip birleştirilmesi; açıklanması geri bırakılan hüküm daha önce başka bir nedenle açıklanmışsa artık birleştirme imkanı kalmadığından, önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali niteliğinde olan 25.08.2018 tarihli eylem bakımından 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Kamu davasının açılmasının ertelenmesine esas alınan 25.08.2018 ve ihlal sayılarak soruşturma ve kovuşturma konusu edilmeyen 30.01.2021 tarihli eylemler yönünden, yukarıda açıklandığı üzere 05.07.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı, her iki suçun tek suça konu olabileceği dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesine ilişkin eksiklik giderilmek üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte ise de; yukarıda anılan Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/215 Esas, 2023/632 Karar sayılı kamu davasının durmasına dair kararının akıbetinin araştırılıp, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu da gözetilerek, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2021 tarihli ve 2021/617 Esas, 2021/1716 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.01.2025 tarihinde karar verildi.