İçtihatYargıtay10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2023/17398 · K. 2025/2012
- Esas No
- 2023/17398
- Karar No
- 2025/2012
- Karar Tarihi
- 03.03.2025
Karar Metni
10. Ceza Dairesi 2023/17398 E. , 2025/2012 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Kamu davasının düşmesi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Osmaniye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 08.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.08.2023 tarihli ve 2022/21126 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94052 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94052 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.", 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4-a maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,...hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde, "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında;
Sanık hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesine yönelik karar kesinleşmemesi halinde düşme kararı verilemeyeceği, aksi halde uyuşturucu madde kullanmak suçundan bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 14.09.2015 tarihli ve 2015/8259 esas, 2015/3572 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 16.07.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2019 tarihli ve 2019/5834 Soruşturma, 2019/1850 Esas, 2019/1487 sayılı iddianamesi ile Osmaniye 5. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede, daha önce şüpheli hakkında 15.08.2017 tarihli aynı nitelikteki suç nedeniyle Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2017 tarihli ve 2017/61211 Soruşturma, 2017/635 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, ihlâl nedeniyle 05.06.2018 tarihli iddianame ile Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesine 2018/552 esas sayılı davanın açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
B. Yapılan yargılama sonucunda, Osmaniye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.11.2020 tarihli ve 2019/278 Esas, 2020/272 Karar sayılı kararı ile dayanak dosyada durma kararı verildiği, davaya konu suçun 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl nedeni sayılması gerektiği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "davanın düşmesine" karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. Dayanak Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/552 Esas, 2019/551 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
Sanık hakkında 15.08.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 28.09.2017 tarihli ve 2017/61211 Soruşturma, 2017/635 Karar sayılı kararı ile beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, ihlâl nedeniyle 05.06.2018 tarihli iddianame ile Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesine 2018/552 Esas sayılı davanın açıldığı, Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/552 Esas, 2019/551 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği gerekçesiyle "kamu davasının durmasına" karar verildiği, durma kararının 31.10.2019 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
D. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;
5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2-3. maddeleri uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın şüpheliye tebliğ
edilmesi ve itiraz hakkının bildirilmesi gerektiği, şüpheliye tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği, erteleme süresinin kararın usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, erteleme kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl nedeni sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, doğrudan dava açılmasına dayanak alınan davada, Gaziantep 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/552 Esas, 2019/551 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği gerekçesiyle "kamu davasının durmasına" karar verildiği dikkate alınarak, Mahkemesince, durma kararından sonraki hukuki sürecin araştırılması, derdest dava bulunması halinde davaların birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte gözetilerek sanığın eylemlerinin tek suç, ihlâl, zincirleme suç veya bağımsız suç olup olmadığının tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, "kamu davasının düşmesine" karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını
çözen "kamu davasının düşmesi" kararından dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Osmaniye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2020 tarihli ve 2019/278 Esas, 2020/272 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-c maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.03.2025 tarihinde karar verildi.