Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2023/17399 · K. 2025/4269
10. Ceza Dairesi 2023/17399 E. , 2025/4269 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/767 E., 2023/212 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Samsun 10. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 14.03.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.08.2023 tarihli ve 2023/8388 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94055 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94055 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, Sanık hakkında kurulan hükmün gerekçe kısmında "Suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, suç kasının yoğunluğu, sanığın suça eğilimi, sanığın güttüğü amaç nazara alınarak hakkında tesis edilen temel ceza alt sınırdan tayin edilmiştir." şeklinde alt sınırdan ceza verildiğinin belirtilmesine karşın suçun işlendiği 25.06.2014 tarihinde önce 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi uyarınca suçun üst sınırının 2 yıl olduğu nazara alındığında, sanık hakkında üst sınırdan hüküm kurulması suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasında, Kabule göre de, Sanığın 25.06.2014 tarihli eylemi nedeniyle Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.01.2015 tarihli ve 2014/15412 soruşturma, 2015/118 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığa bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda 29.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği halde infaz edilmesi için 28.01.2015 tarihinde Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği ve sanığın denetim süresi içinde aynı neviden suç işlemesi nedeniyle dosyasının kapatılması üzerine hakkında açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve aynı Dairenin 24.02.2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/1242 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, adı geçen şüphelinin 25.06.2014 tarihli eylemi sebebiyle Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.01.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar sanığa usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştirilmiş olması karşısında, 15 günlük itiraz süresinin bitimi beklenmeksizin, karara konu denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanılmış olması dolayısıyla sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere aykırı davrandığından bahsedilemeyeceğinden kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma kararı" verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.